turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AĞZINDAN ÇIKANI KULAĞIN DUYACAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 TEMMUZ 2016

AKP ve saray oy ve iktidar için bir söz vardır ya kulağını deldirir. Bu nedenle de kimse bu konuda AKP ile yarışamaz. Neymiş efendim Suriyeli göçmenler isterlerseymiş onlara vatandaşlık verilebilirmiş. Bu konuda bir büro daha şimdiden çalışmalara başlamışmış bile. Eee sonra ne olacak? Ne olacaktı AKP'ye havadan 3-5 puanlık oy daha gelecek demektir. Yani sizin anlayacağınız saray ve AKP elinde bulundurduğu iktidar mekanizmasını istediği gibi çalıştıracak ve ne yapsanız ne etseniz oy yoluyla ya da ne bileyim milyonların memnuniyetsizliğini örgütleseniz bile iktidar koltuğundan asla ayrılmayı düşünmemektedir. Sarayın ve AKP'nin oyunlarına son çıkarılan yüksek yargı ile ilgili yasayı da katarsanız keyfiler keka. YSK ellerinde, Yargıtay, Danıştay ellerinde, HSYK zaten ellerinde bir de Anayasa Mahkemesi tırpanlandı mı işler noktasına virgülüne kadar başarılmış demektir.

Eee peki Saray muhtereminin her dediğini bundan böyle hukuksal geçerliliği olan bir şey olarak kabul edip sonuçlarına da katlanmayı düşünmüyoruz herhalde. Bu ülkede kimse ülkenin işçisinin, emekçisinin, öğrencisinin, gencinin, kadınının, köylüsünün tepesine binmek için Alicengiz oyununa başvuramaz. Başvurursa da uygulayamaz. Çünkü seçim kazanma ve ne pahasına olursa olsun iktidar hesapları için herhangi bir grup ganimet dağıtır gibi önüne her gelene yurttaşlık hakkı veremez. Verirse; sonuçları sadece AKP'nin oy yüzdesine yansımakla kalmaz ülkedeki nüfus demografisi bozulur ve de sonuçları hiç kimsenin düşünemediği kadar ağır olur.

AKP iktidarı ile birlikte ülkemiz zaten yolgeçen hanına çevrilmiş, kıyı bucak IŞİD'lı, El Kaide'li, El Nusra'lı ya da bilmem envai çeşit terör örgütleriyle doldurulmuştur. Bu örgütlerin hepsiyle de bilinmelidir ki, AKP ve sarayın organik bağları vardır. Gereğinde bu yapılarla AKP ve saray demokrasi cephesinde yer alanlara karşı görülmemiş suikastler başlatabilir ve ülkeyi yangın yerine çevirebilir. Son yaşananlardan sonra IŞİD'a karşı yapılan operasyonu ise gerçekte sıkışmışlığın bir sonucu olarak okumak gerekir. Çünkü saray ve AKP bu konuda uluslararası planda başı epey sıkışmış bulunmaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan vatandaşlıkla ilgili sözlerini Kilis'te söylemiş, orada bulunan Suriyelilerin ağzına bir parmak bal çalarak ilerisi için ortam hazırlamaya yeltenmiştir. Bu yüzden de adı geçen konuşmayı siyaseten eleştirilecek bir konuşmanın çok ötesinde görmek ve ona göre davranmak gereklidir. Yani saray ve AKP bu yönde bir adım atarsa bizler de bu adımların gerektirdiği sonuçları asla kabul edip sinemize çekmeyi aklımızın köşesinden bile geçirmemeliyiz.

Gerektiğinde girişilecek bu fiili duruma karşı, karşı fiili bir durumla atılan adımı geçersiz kılmalıyız. Bu sözleri söylerken savaştan kaçarak ülkemize sığınmış olan yersiz, yurtsuz perişan insanlara ise sahip çıkmayalım demiyorum, onlara tabiî ki de sahip çıkalım amma öyle denetimsiz ülkenin her yerine yayılan ne oldukları bilinmeyen kimselerin yaratacağı içinden çıkılmaz bir ortama da izin vermeyelim. Yani Recep Tayyip Erdoğan ve AKP bilmelidir ki, bu yönde atacakları adım sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Ülkenin bilmem neresinde görev almış kişilerin ağzından çıkanı kulağı duymalıdır bu bir.

İkincisine gelince; muhterem ille de konuşacak ya ramazanı bir fırsat bilmiş, iftar sofralarında aklına eseni konuşup durmaktadır. Hatay'da yaptığı konuşmada da Beşar Esad için ağır sözler söylemekten kendisini alamamıştır. Neymiş efendim, Beşar Esad PYD'den de IŞİD'tan da daha terörist ve daha zalimmiş. Hiç bu sözler bir ülkenin tepesinde oturan kimsenin ağzından çıkacak sözler midir? Hem daha dün İsrail cumhurbaşkanına söylediği çocuk katili, siz öldürmeyi iyi bilirsiniz sözlerini yalayıp sineye çeken acaba kim olmuştur? İsrail için bugün gelinen noktada böylesine hayırhak davranan saray muktediri nasıl olmaktadır da Suriye'nin seçilmiş Cumhurbaşkanı ve Suriye'yi temsil eden Beşar Esad'la ilgili böylesine sallama sözler edebilir? Bugün söylediğinin yarın tersini söyleyip ve yaparak saray muktediri acaba ne elde edeceğini düşünmektedir? Bize göre kendi itibarı açısından ne yaparsa yapsın bunun bir önemi yoktur, ancak ülke adına böylesi ağzından çıkanı kulağının duymadığı sözlerin söylenmesi de basite alınacak bir yaklaşım değildir. Kulağını gerçeklere tıkamış bir muhteremin bulunduğu yerin önemi açısından bir gün bile orada kalması artık ağır faturalar ödenerek silinecek sonuçlar yaratmaktadır bu da iki.

Madem böyledir, hukuki dayanaktan yoksun, benim canım ne isterse onu yaparım anlayışı ile hareket eden biri ya da birilerinin yapıp ettiklerini ve de doğuracağı sonuçlarını bizim de kabul edip oturmamızın beklenmesi asla düşünülmemelidir.

Bu yüzden de bundan böyle ilericilerin, demokratların, devrimcilerin, solcu ve sosyalistlerin de yeni bir yol haritasına gereksinimi olduğu göz önünde bulundurulmalıdır ki isteyen istediği gibi hukuku ve uluslararası kuralları yok sayma yürekliliği gösteremesin…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA