turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BAŞLADI MI SONU GELMİYOR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 TEMMUZ 2016

Yaşadıklarımızın başladı mı sonu gelmiyor.

AKP iktidarı ile birlikte çivisi çıkmayan hiçbir şey kalmadı. Devletin olanakları başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere hemen her kademedeki yöneticinin ayakları altına serildi. Bu yüzden de belli noktalarda görev alanlar olur mu olmaz mı diye düşünmeden bir tantana bir şaşa dönemi başlattılar ki, en ileri gidileninden en masumanesine kadar olup bitenlerin hepsi çürük yumurta kokusu gibi içimizi bulandırdı.

Gerçi önceki gün Giresun'da yaşanan askeri helikopter kazasına gelinceye kadar konuşulacak o kadar çok şey var da bu acı olay daha sıcak olduğu için bugünkü yazımda buna değinmek istiyorum. Bu yazıyı yazarken amacım; acıları daha yepyeni olan hiç kimsenin yarasını daha da kanatmak değildir. Ancak bu helikopter kazasında yine de içimize sinmeyen bir görüntü hepimizin gözleri önündedir. Kaza geçiren askeri yetkililerimizin anladığımıza göre karakollarda askerlerle ve bölgedeki şehit aileleriyle bayramlaşmak için yola çıktıkları haber yapıldı. İşi bu yanına bir diyeceğimiz yoktur. Ancak kazaya neden olan eğer helikopterdeki bir arıza değil de hava koşulları ise böyle bir durumun önceden dikkate alınmaması olabilecek bir şey değildir. Yok, helikopterdeki bir aksam bozukluğu ise bunu bile bir ölçüde kabul edilebilir buluyoruz. Çünkü görev amaçlı yola çıkan askeri bir helikopterin gerekli bakım ve denetimden geçirilmemiş olması düşünülemez.

Bunları da geçelim; helikopter askeri bir helikopter değil, dolmuş mübarek. Çünkü bölgenin ileri gelen askeri yetkilileri var, eşleri var, bir de çocukları bindirilmiş helikoptere. Şahsen benim aklım böylesi bir olayı pek almıyor doğrusu. Öyle ya yetkililer sanırız burada yaşanabilecek olasılıkları pek göz önüne almamış olsalar gerek. Sivil yaşamda bu tür duyarlılıklar pek gözetilmez bu yüzden de sivil alanda bu tür olaylara alışkınız diyebiliriz de aynı duyarsızlığın askeri alanda gözetilmemiş olması doğrusu bizi düşündürdü.

Hepimiz bu ülkenin çocuklarıyız. Ben şahsen yatılı okulda okuduğum için politik görüşleri farklı da olsa öğretmen ve yöneticilerimizin ülkenin bir ampulünü bile nasıl gözettiklerini iyi bilirim. Açık kalmış bir ampul bile görevliler tarafından kapatılır ve öğrenciler ülkenin mallarını korumaları için sıkı sık tembihlenirdi. Süreç içinde bu gibi duyarlılıklar hepten enayilik gibi görülmeye başladı. Bu konuda Turgut Özal bu ülkeye kötülüğün şahını yaptı diyebiliriz.

Şimdi ise aynı kötülük Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı tarafından arşı alaya çıkarıldı. Bu yüzden de ne yaşarsak yaşayalım olağanmış gibi görüyor ve değerlendiriyoruz. Bugün Giresun'da yaşamını yitiren askeri personel eşleri ve çocuklarının yazgısı dilim söylemeye varmıyor amma gözetilmeyen duyarlılığın payı bu kazada büyüktür.

Bazı kimseler ülkede ne yaşanırsa yaşansın AKP'nin sırtına yıktığımı düşünüp haksızlık ettiğimi düşünebilirler. Ancak ben böyle iki arada bir derede düşünülsün diye bunları yazmıyorum. Açıktan açığa bu yaşadıklarımızın birinci derecede suçlusunun saray ve AKP iktidarı olduğunu düşünüyorum. Helikopter kazasında yaşananlara gelinceye kadar ülkemizde onca açlığın, işsizliğin, katliamların, yaralanmaların, hak ve özgürlüklerin çiğnenmesinin, hukukun rafa kaldırılmasının ve adaletsizliğin, vurgunun, talanın, hırsızlığın, soygunun, rüşvetin ve yağmanın da sorumlusu kesinlikle bunlardır. Bunlar olduğunu anlamak istiyorsanız ceplerine bakın, bu ülkenin varlıklarının kimin cebinden çıktığını görecek ve benim dediklerime ikna olacaksınız.

Son çıkarılan Yüksek Yargı ile ilgili yasayı CHP'nin başvurusuna karşın usul yönünden reddeden AYM bilemiyorum belki de haklıdır ancak esas yönünden ele alıp inceledikten sonra atı alan Üsküdarı geçmiş olacak Recep Tayyip Erdoğan %25'ini geri kalanını da AKP çoğunluğu atayıp yüksek yargının işini bitirmiş olacaktır. Yapılan bu hukuksuzluk geriye de işletilemeyeceğine göre sarayın ve AKP iktidarının yaptıkları AYM tarafından yasa iptal bile edilse sonuçları değişmeyecektir. Adamlar Yüksek Seçim Kurulu'nu bile düşünmüşler orada da aynı tırpanlamayı yapmaya karar vermişlerdir. Bu durumda ilerisi için kim ya da kimler iyimserlik gösterebilir ve de yaşadıklarımızın sineye çekilmesini olağan sayabilirler?

Görüldüğü gibi bir debdebe, bir şaşa kısacası saray anlayışı ülkeyi tehlikenin dönülmez noktasına getirip bırakmıştır. Dolayısı ile uzun zamandır ülkemizde atılan adımların hemen hepsi tehlike çanlarının çalınmasını çoktan geçmiş felaketler zincirini yaşamamıza ortam hazırlamıştır. Sarayın en son felaket halkalarından birisi hiç kuşkunuz olmasın Suriyelilere yurttaşlık hakkı verilmesidir. Bakın bu konuda Yeni Şafak Gazetesi ilk sayfasında ne yazmıştır? İlk vatandaşlık alimlere verilecekmiş. (bilmem anladınız mı alimlerden neyin kast edildiğini) Anlamadıysanız devam edelim. Bir rapor hazırlanmış ve tarih, tefsir, hadis eğitimlerinde Türkiye'ye katkı verecek alimlere vatandaşlık verilmesi ilk sıradaymış. Bunların ilki de Şam Alimler Birliği Başkanı Usame Rufai imiş.

Hani diyor ya Saray muhteremi; "kalifiye elamanları biz kapmayalım da İngiltere, Amerika mı kapsın?" Muhteremin böylece kastının ne olduğu da açığa çıkmış bulunuyor. Neymiş efendim tarih, tefsir, hadis eğitimlerinde Türkiye'ye katkı verecek kimselere gereksinimimiz varmış. Bu memlekette eşşek yüküyle bu tür insanlara benzer kimseler var. Yenilerini ekleseniz ne yazar, eklemeseniz ne yazar? Tantananız, şaşanız arşı alaya çıkmış. Hallerinizi yeryüzünde duymayan kalmamış.

Eğrisiniz vesselam.

Göreceksiniz, belanızı da eğriliğinizden bulacaksınız


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA