turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


UTANMA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 TEMMUZ 2016

Bizim ülkemiz ilginç bir ülkedir. Hemen her davranışın karşılığında bir şey söylenmiştir söylenmesine de kim takar ki söyleneni. Çünkü kimse üstüne alınmaz, kimse bu benim demez. Dolayısıyla da utanmazlığın arlanmazlığın sahibi hep başkalarıdır. 14 yıldır ülkeyi sata sata bitirmiş bir AKP iktidarı ve saraydan söz ediyoruz. Öyle ki, iktidar, bugüne kadar ülkenin ne kadar birikimi varsa satmış, savmış ve muradına ermiştir. Artık satıp savılacak bir şey kalmadığı için dolayısıyla sıra ülkenin geleceğine gelmiştir. Yani AKP ve saray tarafından bir anlamda bu ülkenin geleceği satışa çıkarılmıştır. Ancak nedense özellikle de saray ve AKP yanlısı kimseler bu gerçeği bir türlü görmek ve bilinçlerine çıkarmak istemezler. Çünkü onlara göre ne yapılırsa yapılsın olan dinciliğe hizmettir.

Suriyelilere vatandaşlık ve TOKİ evlerinin verilmesini tartışıyoruz ya, iktidarın bu gerçeği doğabilecek tehlikeleri görme anlamında bırakalım öngörüsünün olmasını ülkeye kasıtlı davranıyor diyebiliriz. Basit bir akıl yürütelim; hem vatandaşlık verilmesinin hem de TOKİ evlerinin bunlara dağıtılmasının diğer tehlikelerini geçiyorum elbette büyük maliyeti olacaktır. Bu maliyeti bu iktidarın nasıl karşılayacağı konusunda sarayın ve AKP iktidarının bir düşüncesi var mıdır? Varsa da bile düşüncesi saldım çayıra mevlam kayıra cinsindendir kesin. Biraz eskilere gidildiğinde ülkenin onca kamu birikimi vardı ve bu birikimler Turgut Özal'la birlikte tek tek satılmaya başlandı. Recep Tayyip Erdoğan döneminde ise ne var ne yok satılıp üstüne de tüy dikildi. Bu yüzden de Suriyelilere vatandaşlık ve TOKİ evlerinin verilmesi çok büyük bir ekonomik yük getirecektir.

Acaba bu yük nasıl karşılanacaktır?

Bu yük ya borç para bulunarak ya da yap/işlet/devret yöntemiyle karşılanacağı için iktidar ve saray bu haliyle ülkenin geleceğini satılığa çıkarmış olacaktır. Yani saray ve iktidar hangi yöntemi seçerse seçsin hesap bu ülkenin yurttaşlarının sırtına yüklenecektir.

Dün Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan'ın ağzından hepimizin kanını donduran sözler işittik. Ahmet Arslan bakan mıdır her kimse ülke yurttaşlarının aklıyla ala edercesine Osmangazi Köprüsü için "geçen de para ödeyecek geçmeyen de" diyor.

Mübarekler başımıza Deli Dumrul kesildiler. Hak, hukuk hak getire olduğu için bir de el mi yaman bey mi gerçeğiyle yüzleşmediklerinden utanıp sıkılmadan ağızlarına ne gelirse söylüyorlar.

Osmangazi Köprüsü için iktidar yüklenici şirkete devlet garantisi vermiş. Günde geçsin geçmesin 40 bin araç geçeceği hesap edilerek her araç için 40 dolar ödenecekmiş. Zaten 25 dolar tutan geçiş ücretinin 15 lirası otomatikman geçmeyenlerin sırtına yükleniyor bu durumda da peki, 40 bin araç geçmezse ne olacak dersiniz? Uzatmayalım 40 bine tamamlanmazsa onu da hazine ödeyecekmiş. Yani iktidar ve saray bizleri gaz görüyor olmalı ki yolacak.

Dün akşam CNN'de Didem Arslan Yılmaz'ın 'Ne Oluyor' tartışma programını izleyenler görmüşlerdir. Ben yaşamımda AKP ve sarayı tutanlar kadar utanmaz/arlanmaz kimselerin olacağını düşünemiyorum. Adamların ne ekonomi bilgileri var ne de sosyal ve siyaseten bir gelişmişlikleri. Türkiye'nin IMF borçlarını ödemiş olmasını görüyorlar da, borcunun kaç kat arttığını anlamak bile istemiyorlar. Bunlara göre her şey o kadar düzgünmüş ki, duble yollar yapılmış, hastane binaları inşa edilmiş, aman Allah memleket bile dolaşmışlar herkesin keyfi yerindeymiş. Bir de bunların mazlumluğa oynamaları yok mu, insanı çileden çıkarıyor. Hâlâ kadınların giyimi kuşamı üzerinden parsa toplama peşindeler. Erkek egemen kafalarıyla kadınlar adına da konuşmayı kendilerinde hak görüyorlar.

Dünden bugüne cumhuriyetin yaptıklarına ettiklerine savaş açmışlar Allah için şu eksiği vardı, şunlar olsaydı daha iyi olurdu demiyorlar da her dile getirdiklerini din simsarlığı üzerinden özen ve inatla devam ettiriyorlar. Bu tartışmayı izleyenler görmüşlerdir ki topunu toplasan tartışmaya katılan CHP'li bir Gökhan Günaydın etmezler.

Hele bunların dış politika konusunda AKP'nin ve sarayın politikalarını sahiplenmeleri yok mu kesin akıllara durgunluk verecek cinsten. Neymiş efendim, AKP şimdiye kadar izlediği dış politikanın Türkiye'nin zararına olduğunu görmüşmüş de zararın neresinden dönülürse kârmış. Yuh be adamlar; içinizde prof olan bile var, siz nasıl insansınız? BOP Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının dış politikası yüzünden Libya'ya ne oldu? Irak'ta kaç milyon insan yaşamını yitirdi ve AKP ve malum kişi kim ya da kimlerin yanında yer aldı?

Ya Suriye için ne diyorsunuz?

Suriye'de saray ve AKP iktidarının İslami terör örgütlerini açıktan açığa desteklemeleri yüzünden bir milyona yakın insan yaşamını yitirdi, kentler harabeye döndü, hemen dibimizde yaşanan insanlık dramı kanlarımızı donduruyor ve Türkiye'ye faturası öyle ağır oldu öyle ağır oldu ki, bunları görmek bile istemiyorsunuz. Hem sizde az buçuk bir utanma sıkılma da mı yoktur ki hâlâ sarayla yatıp AKP iktidarı ile kalkıyorsunuz? Sen Yeni Şafak gazetesinde yazı yazan kişi demek Kabataş'ta türbanlı bacınıza yapıldığı bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından iddia edilen saldırının doğru olmadığını yazdın öyle mi? Yazınızın tarihi nedir bilemiyorum ama dün akşam savunduklarınızla dipte bile değildiniz taaa yeri yedi kat yerin altındaydınız. Yazıklar olsun size ki ar damarınız çatlamış. Hiç mi utanıp sıkılmazsınız yahu? Her birinizin önünde gazeteci, prof, şu bu sıfatları yok mu bu sıfatlarınız da tıpkı diliniz dışarıda peşinden koşa koşa bir hâl olduğunuz saray muhtereminin diplomasına benziyor.

Ey AKP ve sarayı tutanlar, ey AKP'nin Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan utanın arlanın biraz da bu kadar pişkinlikten vazgeçin. Sizin köprünüzün yanıtını yine sakallı bir kişi vermiş. O kişi sizin ettiğiniz bir kağnı lafın dandik olduğunu köprünün üzerinden geçerken videoya aldığı konuşma ile işinizi bitirip halletmiş sizi. Ne diyor o kişi?

"Halka hizmet pahalı olmaz ucuz olur. Köprüye 89 lira ödüyorum, dolaşsam 30 lira ödeyeceğim."

Alın kalemi elinize hesap edin.

Geçenin 59 lira zararda, geçmeyenin de ceremesini çektiği hesabınızla birlikte terk edin o koltukları, bilmem anlatabildim mi?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA