turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİYMİŞ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 TEMMUZ 2016

Başarısız darbenin ya da isyan demek daha yerinde olur, izini bu ülke uzun yıllar silemez. Silemez, çünkü aşağılamalar bir yana IŞİD benzeri kafa koparan ve sokağa çağrılan bir güruhla karşı karşıyaydık. Bir zamanlar Siirt'te şiir okudu diye ceza alıp siyasi haklarından mahrum bırakılan Recep Tayyip Erdoğan'a karşı cezai yaptırım uygulanması meğer ne kadar da yerindeymiş. Kimileri yıllardır camileri bizlere ibadet yeri diye yutturdu ya nasıl yalan olduğunu her fırsatta gördük, yaşadık. Gerçekten de son darbe girişimi de gösterdi ki cami minareleri meğer süngü cemaati de buraları yani dini tepe tepe politik amaçları doğrultusunda kullananlar için askermiş. Bir düşünün her beş dakikada bir, camilerden sela verilip "cumhurbaşkanımızın isteği üzerine ve Diyanet başkanlığı'nın emriyle sizleri meydanlara çağırıyoruz" tellalı her şeyi bir güzel ortaya çıkardı.

Sokağa çıkanlar eğer demokrasi için çıkmış olsalardı hiç kuşkunuz olmasın ki bizlerde o meydanlarda olurduk. Ellerine Recep Tayyip posterleri ve bayraklar alarak çıkanların hep birlikte söyledikleri bir tek slogan vardı o da "Ya Allah Bismillah Allahüekber" şimdi gelin buradan demokrasi için sokağa çıkıldığını gösteren bir belirti bulabilirseniz bulun. Aynı terane dün gece geç zamanlara kadar devam etti. Gecenin bir saatinde de evlerine dönen kafa koparan güruh hem slogan attılar hem de silahlarını ateşlediler…

Bu darbe girişimi sonrasında insan olarak birazcık düşündüğümüzde izleri yıllarca silinmesi olası olmayan şeyler yaşadı bir gece içinde Türkiye. Meydanlara çağrılanların masumiyeti attıkları slogan ve kafa koparma eylemleriyle çoktan sona ermişti ermesine de bazılarının bu güruhu demokrasi havarisi olarak göstermeleri yok mu bizleri gerçekten de çileden çıkarmıştır.

Söyleyeceklerimiz o kadar çok ki, atlamadan geçebilecek miyim bilemiyorum. Mecliste grupları adına konuşan bir tek Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşması insaniydi, demokrasiden yanaydı, aynı zamanda da uyarıcıydı. Kılıçdaroğlu'nun bütün söylediklerini bir kenara bıraksak sadece yenilenlerin aşağılanması yönündeki uyarısını bile alsak değerli bir konuşmaydı. Diğerlerine gelince AKP ve MHP adına konuşan Binali Yıldırım ve Devlet Bahçeli'nin konuşması ise demokrasinin, Gazi Meclisi'nin, uzlaşma kültürünün savunulması falan değildi. Her iki konuşma da içerikten yoksun, kin ve nefret öğelerinin ağır bastığı konuşmalardı ki gerçekten de üzerinde durulması gerekiyor. HDP adına yapılan konuşma ise ortalama bir konuşma olup bize göre canalıcı hiçbir şeyin ortaya konmadığı, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in konuşması da her zamanki çizginin üstünde olmayan bir konuşma olarak kaldı.

Darbe girişimi geçip gitti. Bundan sonra yaşanacak olan ağır trajedilere tanık olacağız. Hukuk devletinde olması gerekenler olursa sakınca yoktur ama olup bitenlere baktığınız zaman pek hukuk devleti kurallarının işlemeyeceği bütün çıplaklığı ile anlaşılmaktadır. Daha başlangıçta soyundurularak aşağılananların hukukun teminatı altında olabileceklerini aklımızdan bile geçiriyor değiliz. Zaten hangi dönemde böyle olmuştur ki şimdi olsun değil mi? Yargıda yaşananlara baktığımız zamanda söylediklerimiz daha da bir pekişmektedir.

Başarısız darbenin geride kalan en önemli yorumu bu darbenin danışıklı dövüş olarak algılanmasıdır. Danışıklı dövüş olarak görmesek de bir darbenin veya isyanın büyük ölçüde yapılacağı bilgisi iktidar ve saray çevresinde mevcuttur. Bu haliyle başarısızlığa uğrayacağı da bilindiği için bize göre büyük ölçüde göz yumulduğu intibası yaratmaktadır. Sonuçlarına baktığımız zaman iyice dağılma noktasına gelen AKP iktidarı ve saray çevrelerinde zevahir kurtarılmış gevşeyen vidalar iyice sıkılanmıştır. Üstüne üstlük bir de darbe önleyen bir "başkomutan"dan da söz edebiliriz ki o artık kendi çevrelerinde tam bir kahramandır. Bu yüzden de bu darbe girişimi bize göre şaibelidir. Olayı salt Fethullahçılarla sınırlı tutmamak ve her şeyi yapabileceğini aklımızdan çıkarmayacağımız saray ve AKP iktidarının da bağlantıları olabileceğini bir şekilde düşünmemiz gerekir.

Neymiş?

Demokrasiymiş,

Parlamenter sistemmiş,

Gazi Meclismiş,

Uzlaşma kültürüymüş.

Dün genel olarak bu saydıklarım üzerinden mecliste bir araya gelinip ortak bir bildiri yayınlandı ve ortak bildiriye imza koyan AKP, CHP; MHP ve HDP darbe ile ilgili olarak birer konuşma yaparak sözüm ona kitlelere mesaj vermiş oldular.

Ne var ki bu saydığımız şeylerle ilgili saray ve AKP iktidarını bağlayan en küçük bir nokta bile söz konusu değildir. Darbeden bir gün önce AKP ve saray neyse darbe günü de sonrasında da aynıdır ve hatta bundan böyle daha da ileri gitme huyu depreşecektir. Madem böyledir, o zaman ne olmuştur da mecliste grubu bulunan bu dört parti ortak bildiriye imza çakmışlardır? Salt darbe yanlısı gözükmemek kaygısı ile AKP ve sarayın ekmeğine yağ sürecek her adım bilinmelidir ki gerçeklerin gölgelenmesinden başka bir işe yaramayacaktır. Bunu da süreç içinde öğreneceğiz elbette.

Bir şey daha ekleyelim. Artık sıra iğnenin kendimize batırılmasına gelmiştir. Darbe girişimi veya isyan kendilerine ilerici, devrimci, demokrat ve sosyalist olanlarca nasıl karşılanmıştır acaba?

12 Eylül faşist darbesinde nasıl sınıfta kalınmışsa bu kez de aynı şekilde sınıfta kalmış bulunuyoruz.

Yani sözün özü şudur; sosyal bir olgu değilsek, değiliz de hangi palavrayı sıkarsak sıkalım 15 Temmuz gecesi susup oturmuş ve evlerimize çekilip gelip bizi almalarını beklemişiz o kadar.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA