turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


" 'ZAVALLI ER' TUZAĞI "

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 TEMMUZ 2016

18 Temmuz 2016 günü Aydınlık Gazetesi'nde yayınlanan haberleri okuduğunuzda bu kesimlerle ilgili anılarınız bir kez daha yineleniyor. Bugün kendisini Vatan Partisi olarak ifade eden bu çevre geçmişte öyle anti-sovyetçi öyle anti-soyetçiydi ki, belki de en sağcı ve faşist unsurlar bile bunlarla boy ölçüşemezdi. Öyle ki bu çevre Ermenistan üzerinde uçan 2 Amerikan U-2 Casus uçağını Sovyetler düşürmüştü de bu çevre yayın organlarında uzun zaman niye Amerika'nın Sovyetlere savaş açmamış oluşuna hayıflanmış durmuştu. Bu çevre 12 Eylül 1980 faşist darbesi günlerine kadar bu kafayla politika yaptı. 12 Eylül sonrası devrimci çevrelerde bulunan 15 yaşındaki çocukların bile polis işkencelerinde anaları ağlatılırken bu çevre hepimizin bildiği gibi diğer burjuva politikacıları gibi Dil Okulu'nda ağırlandılar.

Aradan geçen süre içinde ipler gevşedi. İlk politik yaşama adım atan diğer sistem partilerini saymazsak Sosyalist Parti adıyla Perinçek grubu oldu. Tam da bu dönemde sol kesimleri saflarına kazanmak için özeleştiri yaptıklarını anti-sovyetçi politikalarının yanlış olduğunu söylediler. 2000'e Doğru Dergisi daha sonra günlük olarak yayınlanmaya başlayan Aydınlık gazetesi de bu anlayışla çıktı. Bu çevre geçmişte Amerika'ya toz kondurmazken bu kez tam anlamıyla Amerikan karşıtlığı üzerinden söylemlere girişti ve ağızlarından NATO'nun Gladyo'sunu hiç düşürmedi. Bugün de aynı görüntüde politika yapıyor görünüyor.

Şimdi işin özüne gelelim. Bildiğiniz gibi orduya Fethullahçılar tarafından bir kumpas kuruldu. Dolayısıyla çeşitli isimler altında çekilen operasyonlar sonucu neredeyse orduda diyebiliriz ki komuta kademesi çökertildi. Aynı operasyonlarda Doğu Perinçek'te gözaltına alınıp diğer başka İşçi Partili arkadaşlarıyla birlikte tutuklandılar. Bu tutuklama furyası sırasında Başbakanlık koltuğunda oturan kişi hepimizin bildiği gibi Recep Tayyip Erdoğan'dı.

Tutuklamaları savundu ve daha da ileri giderek davanın savcısı olduğunu söyledi. Uzun bir süre sonra Fethullahçılarla arası açılan R.T. Erdoğan ve çevresi bu kez alttan alta hele de 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra "aldatıldık" diyerek yeni bir yol haritası çizdi.

Doğu Perinçek içerden yakasız Mao elbisesiyle çıktı. İlk söylediği söz hemen herkesin kanını donduran sözlerdi ki o günden bugüne Perinçek yol haritasını Recep Tayyip Erdoğan ve AKP yörüngesinde sürdürmektedir. İlk sorulan soru kendisine "Fethullahçılara karşı Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte davranır mısınız" sorusuydu, yanıtı da evet olmuştu. Bu konu ile ilgili dinci ve en gerici kesime hitap eden Akit Gazetesi Perinçek'le söyleşi yaparak perinçek'in hangi kulvarlarda kulaç attığını cümle aleme gösterdi. Daha sonra hızlı bir şekilde yaşanan ve nasyonal sosyalist çizgiye oturan Vatan Partisi serüveninden söz etmeye gerek bile yok.

Türkiye'de sosyal olaylar o denli hızlılık gösteriyor ki ister istemez var olan örgütlerde bu yönde politik tutum ve davranışlarını dile getirmek zorunda kalıyorlar. 1 Haziran seçimleri sonrasında Recep Tayyip Erdoğan'ın savaş politikasını benimsemesini Perinçek herkesin aksine Amerikan karşıtlığı olarak tanımlıyor. Bu yönde atılan adımları desteklediğini ilan ederek olmadık sözler söylemeye devam ediyordu. Vatan Partisi ve Perinçek bütün olanları unutmuş, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'nin PKK karşıtı bir politika izlediğine kanaat getirerek açıklamalarını he bu yönde yapmıştı. Onların kafasıyla konuşursak bu ülkede ne Habur'dan PKK girişi olmuştu ne çadır mahkemeleri, ne çözüm süreci vs…

Adeta bağırarak gelen Fethullahçı bir kanadın darbe yapacağı konusunda azbuçuk politika bilenler bir şeyler söylüyordu ve hatta Erol Mütercimler darbe ile ilgili darbeden bir hafta önce öyle sözler etti ki diyebiliriz ki darbe aynı şekilde 15 Temmuz akşamı sözü edilen çevrelerce gerçekleştirilmeye kalkışıldı.

Bildiğiniz gibi darbe gecesi camilerden halk her beş dakikada bir sokağa çağrıldı. Sokağa inenler aslına bakarsanız darbeyi önlemiş değildi. Darbenin yeterince TSK tarafından desteklenmemiş olması yenilginin en önemli sebebiydi ancak AKP çevreleri ısrarla darbeyi sokağa çıkan sivillerin önlediğini dile getirip duruyordu. Buna da büyük bir gereksinimi vardı. Çünkü her an saray ve AKP ipleri elinden kaçırabilirdi. Bu nedenle sokağa sürülen IŞİD'ı bile sollayacak kadrolar olmadık eylemlere imza attılar. Bu çevrelerin attığı sloganlara baktığınız zaman hemen herkesin kanını içecek kadar düşman davrandıklarını her birikilen yerde görmeniz olasıydı. Yalnız bu güruh AKP'nin bayraklarının aksine Türk Bayrağı taşıyordu ve de bu olay üzerinden değerlendirme yapan Perinçek bu dinci-imancı-faşist çevre için İKİNCİ İSTİKLAL SAVAŞI veriyorlar değerlendirmesi yaparak pusulasının ne denli bozuk olduğunu gösterdi. Doğal olarak Büyük Perinçek böyle davranınca Küçük Perinçekler ondan aşağı kalacak değiller ya, onlar da aynı davranışı sergileyerek 18 Temmuz 2016 tarihli Aydınlık gazetesinde kendi gerçekliklerini bir güzel ortaya koymuş oldular.

Küçük Perinçek M. İlker Yücel, " 'Zavallı Er' tuzağı" başlığı altında yazdığı yazıda, "PKK ve FETÖ'nün her eylemini 'demokrasi' mücadelesi olarak görenler bir anda 'zavallı er' söylemini başlattı." Devamında Cumhuriyet gazetesini de Fetöcü gösterdikten sonra, "…Cumhuriyet gazetesi dün birinci sayfasının neredeyse yarısını elindeki kemerle askere vuran bir kişiye ayırdı.

TBMM bombalandı, tanklarla insanların üzerinden geçtiler, halka doğrudan öldürmek için ateş açıldı, tam 161 şehit verdik ama tartışılan konu ne; kemerle dövülen er!

Yaşadığımız bir iç muhalif kuvvetin başkaldırısı değil, ABD tarafından doğrudan beslenen ve yönetilen bir kuvvetin Türkiye'yi bir işgal harekatıydı. Bu yüzden de Adana veya Yozgat'ı değil başkenti, Ankara'yı bombaladılar! BOP haritasını çizen ABD'li Özel Harpçi Halph Peters'in darbeciler için daha olayın ilk saniyelerinde "Kazanırlarsa biz kazanırız" demesi bütün süreci özetliyor.

Darbe kalkışmasını 'müsamere' olarak görenler saplantılı bir bunalım içerisinde Fethullahçıların amacına hizmet noktasına sürüklenmişlerdir. Öyle ki Amerikancı darbe neden başarısız oldu diye dizlerini dövmektedirler.

Fethullahçı emniyetçiler tankların içinde askeri kamuflajlarla yakalandı. Amerikancılar da kendilerini 'Tayyip karşıtlığı' kamuflajıyla gizleyemeyecek!"

Alıntı uzun oldu biliyorum. İnsan ne de çabuk unutuyor. BOP'tan söz eden M. ilker Yücel Ulusal Kanal'da milyon kez Recep Tayyip Erdoğan'ın Eşbaşkan olduğunun dile getirildiğini ne çabuk unutmuş acaba? Oradaki erlerin linç edilerek ve boğazı kesilerek öldürülmesini M. İlker Yücel teferruat olarak görebilir ve de önemsemeyebilir ancak gerçekler tam da burasıdır işte. Oradaki kişileri siz demokrasi havarisi görür her birinin birer IŞİD militanı özelliği taşıdığını göz ardı ederseniz zaten insani olmayan bu görüntüleri savunduğunuz 'demokrasi'adına bir çırpıda aklayıp geçersiniz. M. İlker Yücel'de boyundan büyük laflar ederek halk düşmanlarını bir çırpıda demokrasi kahramanları, Amerikalılara karşı savaşan kahramanlar olarak gönüllere yazmaya kalkışıyor. Camilerden yapılan çağrılar anlaşılan size ninni gibi gelmiş olacak ki hâlâ uykulu bir haliniz var. Sokağa çıkanların "Ya Allah Bismillah Allahüekber"li bağırtılarında Amerika'ya karşı mücadele azmi bulduysanız şaşırmıyoruz. Çünkü Büyük Perinçek'iniz de sokaklarda bayraklı AKP militanlarını görmüş ya; o da İKİNCİ İSTİKLAL SAVAŞI olarak değerlendiriyor. Yine kapağa çektiğiniz emekli generaller arasında iki kişiden birinin ergenekon tutuklamaları sırasındaki tutumu, diğerinin de "Darbecilere karşı hükümetin yanındayım" demesi bizim için her şeyi eksiksiz anlatıyor aslında.

Geriye dönelim. Bir zamanların Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Amerikalıların 11 askerimizin başına çuval geçirmesi olayı sonrasında Amerikalıları korumak için ne demişti? "BU MÜNFERİT BİR OLAY!" Sonra kumpaslarla tutuklanan askerler için sözlerini anımsayalım; "kasaptaki ete soğan doğramam!" Darbe hakkında ne söyledi; "var da diyemem yok da diyemem!"

İlker Başbuğ'a gelince; onun çizgisi sağlam. Çünkü o tutuklu kaldığı süre içinde darbeci olmadığını kanıtlamak için hep dönemin cumhurbaşakanı Abdullah Gül ve dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı tanık gösterip durmuştu da kayadan ses gelmiş her ne hikmetse onlardan çıt bile çıkmamıştı. Bir başka günahı ise Genelkurmayın Kozmik odasına girilmesine izin vermesidir. O izin yüzündendir ki bugün bütün belge bilgi ne varsa başka ülkelerin eline geçmiştir. Çetin Doğan için ne söyleyebiliriz ki? O zaten tıpkı sizin gibi hükümetin yanındadır.

Yanlışlarınızı saysak bitiremeyiz. Ancak yazımızı yine de bir uyarı ile bitirmek zorundayız. Cümle alem bilir ki bizlerin Fethullahçılarla yakından uzaktan ne bir ilişkisi vardır ne de aramızda sizinkine benzer bir samimiyet oluşmuştur. Sizinkine benzer diyorum, nedeni Fethullahçılara karşı görünüp Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetle birlikte olmanızdır. Bizler sizin aksinize AKP iktidarını ve sarayı da darbeci ve demokrasi düşmanı olarak görüyoruz. Eğer öyle olmasaydı bugün Fethullahçıların darbeye yeltenmeleri mümkün olmazdı. Çünkü demokrasinin olduğu yerde darbede yapılamaz.

Ama sizi biliyoruz. Mutlaka sizlerin kendinizi bir yerlere yaslamanız lazımdır. (Fethullahçılara karşı hükümetin ve sarayın yanında durduğunuz gibi) Daha büyük şaşkınlığınızsa AKP ve sarayın İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI verdiğine kendinizi inandırmış olmanızdır ki, tankın önüne yatıp sonra kendisine soru soranlara Faslıyım diye cevap veren ve buraya Sultan Recep'i korumak için geldim diyen Faslı ile hiçbir farkınız yok. Bu yüzden de kolaylıkla linç edilerek katledilen ve at ahırlarında çırılçıplak soyulup olmadık hakaretlere maruz bırakılan askerleri de kurban etmeniz çok olağan.

Siz var ya siz, her sokağa çıktığınızda "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye bağırıyorsunuz ya bu halinizde, aslına bakarsanız sahte ATATÜRKÇÜLERLE öyle benzeşti ne söylesek az bile.

Yazımı bitirirken bir de Perinçek çizgisinin neden buralara geldiğini kısaca yazalım. Öcalan la Perinçek birliktedir. Sosyalist Parti'nin kuruluşunu Doğu ve Güneydoğu illerinde PKK'lılar gerçekleştirmiştir. Bu yönde gelen eleştirilere ise Perinçek her zamanki kıvraklığı ile "Biz PKK'yı doğru yola çağırdık" diye yanıtlamıştır. Sonra bu parti sapına kadar Alevicidir ve Aleviler üzerinden politika yapmaktadır. Sonra Atatürkçü olmuştur. Atatürkçü gömlek bile dar geldiği için bu kez de en sağcı ve faşizan unsurlarla parti buluşarak Vatan Partisi ismini almıştır. Serüven devam ediyor. Artık İkinci İstiklal Savaşı vermektesiniz bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'lilerle birlikte olmanızda hiç mi hiçbir beis yoktur. Ne diyelim; "Milli Hükümet"te bir ibrikçibaşı bakanlığı ihdas edilirse Perinçek'e de bir görev verilir artık.

Uzatmayalım, sizlerin arkasından sürüklenen ve gerçekten de iyi özellikleri ve yüreklilikleri ile TGB'de ve partide yer alan gençler, kadınlar ve partililer olduğunu da bilmiyor değiliz.

Sözümüz daha çok sizin gibi Perinçeklere değil, asıl bunlaradır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA