turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOKAK ANARŞİSİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 TEMMUZ 2016

15 Temmuz akşamı darbe girişiminde bulunan cemaatçiler başarısızlığa uğradı. Hiç kuşku yok ki, darbenin başarızlığa uğraması ülke geleceği için olumlu olmuştur. Ancak darbeden sonra görülmemiş bir sokak anarşisi ile yüz yüze gelmiş bulunuyoruz. Devletin her türlü olanaklarını kullanarak sokağa çağrılan kalabalıklar hiç durmaksızın "Ya Allah Bismillah Allahüekber" zikri zaman zaman da gerçekten zikir çekerek demokrasi değil ama neyi amaçladıklarını her fırsatta göstermekten geri kalmıyorlar. Bir ülkenin cumhurbaşkanı camide ezan okuyorsa sözünü ettiğimiz kalabalıkların da bu yaptıkları aslına bakarsanız önemsiz sayılır.

Örneğin her gün mesai bitiminde yollar kapanmakta, Türk Bayrağı ve üç hilalli bayraklarla yavaş yavaş bugüne kadar görmediğimiz tipler oradan buradan çıkarak sokaklarda, caddelerde gezinmeye başlamaktadırlar. Ankara'da görülen manzara bu bakımdan oldukça ilgi çekicidir. Kızılay bile, felaket çadırını kurmuş, deprem geçirmiş zavallılara aş, ekmek sunar gibi kalabalığa aş, ekmek dağıtmaktadır. İ. Melih Gökçek saklandığı gecekondudan darbenin başarısızlığını anlar anlamaz çıkmış, belediyenin ne kadar damperli kamyonu varsa kendince stratejik olarak düşündüğü yerlere bırakılmasını sağlamıştır. Yani sizin anlayacağınız damperli kamyonlar barikat işlevi görmektedir. Ayrıca belediyenin başka araçları da tümüyle sokağa inen halkın hizmetine verilmiştir. Ortada bir iç çatışma falan yok ama görüntüde tamamıyla böyle bir izlenim verilmek istenmiştir. Görüntünün heyecanlandırdığı kalabalıklarsa oradan oraya elde bayraklarla seğirtip durmaktadırlar. Meğer bu dinci imancı kesimde ne zenginlik varmış şimdi daha iyi anlıyoruz. Son model yüz bin liranın üstünde arabalarla sokakta direksiyon sallayan maganda tipler durmadan korna çalarak kafa ütüleyip akıllarınca gözdağı vermektedirler. Doğal olarak bu arabaların bir de halk tipi olanları var ki onlarsa arabaların pencerelerinden sarkıp ceddin baban, ceddin deden marşlarıyla sokakları inletmektedirler.

Belediye arabaları, metrolar tam anlamıyla bir ana baba gününe dönmüş durumdadır. Araçlara salkım saçak binen insanlar birbirlerine adeta bir cehennem yaşatmaktadırlar. Evlerine gitmek için saatlerce araba beklemek zorunda kalanlarsa yollarda ha geldi ha gelecek diye araba bekleyip durmaktadırlar. Yani sizin anlayacağınız; ülkemiz insanlarının önemli bir bölümü neyin nöbetini tuttuklarını bilmekteler ama sorulduğunda da "Demokrasi" nöbeti tuttuklarını söylemektedirler. Bu görüntülerden çıkardığımız bir önemli şey de yıllarca parasızlıktan evden dışarı bile çıkamayan insanlarımız böylelikle sokağa çıkma olanağı bulmuşlardır ki, dikkatli gözlerle baktığınızda bunları görüyor ve içiniz burkuluyor.

Sabah Kızılay'a indiğinizde ilk kez sokakta bankların üzerinde, camilerin içinde, metroda yatan insanları görüyorsunuz. Aklınızdan ilk geçen şey "demokrasi" nöbetinde helak düşmüş zavallılar olsa da gerçek tam anlamıyla bu değil.

Madalyonun öbür yüzünde de ülkede ne kadar gidecek yerleri olmayan yurtsuzların olduğudur. Bizler böylelerini Gezi gösterilerinde de görmedik değil.

Camilerden sayısı azalsa da yüce makamlardan gelen emir üzerine cami imamları görevlerini devam ettiriyorlar. Cumhurbaşkanı emri ile başlayan çağrı sokağa çıkın, Kızılay'a ininle bitiyor. Yani sizin anlayacağınız bu yönetimin elinde artık camiler iflah olmaz bir konuma düşmüşlerdir ki, öyle sanıyoruz bundan sonra cemaatleri de kendilerinden ibaret kalacaktır. Çünkü yurttaş bu çevrelerle kendisini neredeyse Çin Seddi ile ayırmıştır.

MHP'yi biliyoruz. Bahçeli'nin yönetiminde MHP değil koltuk değneği iyice AKP'lileşip çıkmıştır. Dün olağanüstü hal ilanına öyle canhıraş bir şekilde yandaş olmuşlardır ki bu görüntü söylediklerimizi bütünüyle doğrulamaktadır. Hem MHP'ye yeter ki hak ve özgürlüklerin kısıtlandığından, insanlara zulme varacak yaptırımlardan söz edilsin hemen kırmızı görmüş boğaya dönüyor ve kendisini en önde göstermek için yırtınıp duruyor. Olağanüstü halin ilan edilmesinin kabulünde de böyle davrandı.

CHP ve HDP olağanüstü Hal ilanına karşı çıktılar ancak kullanılan oy sayısına baktığımız zaman doğrusu üzücü. Kullanılan oy 115 rakamında kaldı. Öyle anlaşılıyor ki HDP milletvekillerinin büyük bir kısmı, CHP milletvekillerinin de bazıları oylama sırasında mecliste olmadıkları anlaşılıyor.

AKP ve sarayın yarattığı sokak anarşisi aslına bakarsanız bütünüyle bir korkunun ürünü. Oysa tehlikeleri savuşturmak istiyorsanız bunu en iyi şekilde demokrasiye sarılarak yapabilirsiniz. Başka bütün yollar sizi tehlikelerle yüzyüze bırakır. Bu yüzden bir an önce sokak anarşisinden dönülmeli, bu gözdağı ve güç gösterisi angutluğundan vazgeçilmelidir.

Birde 24 Temmuz Pazar günü saat 18.00'da CHP'nin Taksim'de yurttaşları çağırdığı miting var.

Buraya gitmemek olmazdı ama şimdi durum değişmiştir. CHP'nin demokrasi kültürü gereği vereceği mesajlardan korkulduğu için AKP hemen köylü kurnazlığına sarılıvermiş ve CHP'nin eylemini işlevsiz bırakmıştır. Çünkü o gün İstanbul'un her tarafından bu mitinge katılmak isteyenlere kamu ulaşım araçları bedava olacağı gibi ayrıca bu mitinge de AKP'lilerin de katılma çağrısı yapılmıştır. Görünüşte böyle durumlarda ne kadar kardeşiz ve birbirimize kenetleniyoruz mesajı verilmek isteniyormuş havası verilse de gerçekler hiç de öyle değildir.

CHP'nin olağanüstü hal dahil, gelinen ortamı fırsat bilip saray ve iktidarın yapmak istediklerini yurttaşlara tek tek anlatma olanağının suya düşürülmesidir.

Göreceksiniz sonuç tıpkısıyla bizim yazdığımız gibi olacaktır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA