turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEYE VE NİYE KARŞIYIZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 TEMMUZ 2016

Türkiye tamı tamına 14 yıldır AKP tarafından yönetilmektedir. Kimilerine göre AKP darbelere karşıydı, her türlü vesayet rejimini işlevsiz hale getiriyordu. Hızını alamayanlara göre ise ülkeye ileri demokrasiyi getirmişti. Oysa ülkemizde olanlar bambaşkaydı. Bir yandan emperyalist ABD'nin kuklalığına soyunulmuş Irak'ın işgali başta olmak üzere Kuzey Afrika'dan Çin Seddi'ne kadar olan bir coğrafyada ABD'ye görülmemiş destek verilirken ülke içinde de barışı bozacak her anlamda ayrıcalıklar yapılarak adım adım AKP amaçladığı rejim doğrultusunda yol almayı sürdürmüştü.

Ülkemizde yapılan memur alımında yapılan sınavlardan üniversite sınavlarına, savcı ve yargıç sınavlarından Harp Okulları sınavlarına, polisliğe alınmak için yapılan sınavlardan TUS sınavlarına kadar hepsi ama hepsi hileliydi. Önceden elde edilen sorular yandaşlara verilerek AKP'yi tutan başta Fethullahçılar olmak üzere yandaşların sınavları kazanması sağlanıyor, AKP'nin dışında kim varsa devlet katında görev almasının büyük oranda önü kesiliyordu.

Son darbede görev alan Fethullahçılar da aynen TSK içinde böyle yuvalanmışlardı. YAŞ dönemlerinde terfilerin tamamı bu anlayışla yapılarak ülke sever ve Kemalist subaylar terfi bile ettirilmez ve onlara çeşitli kumpaslar kurulurken AKP iktidarı döneminde Fethullahçıların bilinçi olarak en stratejik noktalara getirilmesine göz yumulduğu gibi bizzat önleri de açılıyordu. Silahlı Kuvvetler içinde oynanan oyunlar öylesine çetrefilliydi ki, bunlar yaşanırken komuta kademelerinde yer alanların hiç mi hiç seslerinin bile çıkmamış olması gerçekten de çok ilginçti. Daha harp okulu öğrencisiyken fethullahçı ve tarikat yanlısı olmayan öğrencilere kumpaslar kuruluyor, dolaplarına seks kasetleri bile konularak hatta bazı öğrenciler için homoseksüel ihbarı yapılarak okuldan atılmaları sağlanıyor ya da atılmalarına çalışılıyordu. Bu gerçekleri bilen şu anda görevde ya da emekli pek çok üst rütbeli askerin olduğunu da iyi biliyoruz.

Bütün bunlar yaşanır ve yapılırken bir kez olsun haksızlık karşısında tavır almak şöyle dursun kılını bile kıpırdatmayan bir AKP iktidarı vardı ve kumpasların hemen tamamı fethullahçılarla birlikte kuruluyordu. Bu olup bitenleri ne Recep Tayyip Erdoğan ne de eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bilmiyor olamazdı. Sizler dünden bugüne neler geliştiğini bildiğiniz için aynı konuları bir kez daha yinelemek istemiyorum ancak işlerin bugün bu noktaya gelişinde AKP iktidarının bir bütün olarak tümünün suçlu olduğunu buradan açıkça ilan ediyorum.

Ne zaman ki çıkar ilişkileri fethullahçılarla Recep Tayyip Erdoğan ve taraftarlarının bozulmuştur o an itibariyle de "Hizmet Hareketi" olarak görülen Fethullahçılar paralelci olarak ilan edilmişlerdir. Ta Pensilvanya'ya Recep Tayyip Erdoğan'ın isteğiyle gidip Gülenle görüşen AKP'nin ileri gelenleri vardır. Bunlardan en öne çıkanı ise hepinizin bildiği gibi ağlak Bülent Arınç'tır. Recep Tayyip Erdoğan Bülent Arınç Gülen'le görüşüp geldikten epey sonra "Ne istediler de vermedik" diyen kişidir. Eğer 15 Temmuz akşamı fethullahçı subayların bir darbe girişimi yaşandı ve sonuçları da çok ağır olduysa bu olayın suçluları sadece Fethullahçılar değildir. Bu olayda olup bitenlere göz yuman ve hatta devletin her kademesinde üst görevlere gelip yerleşmelerini sağlayan AKP iktidarı bütünüyle suçludur.

Olup bitenlerin daha önemlisi ise AKP iktidarı tarafından adım adım bir dikta yönetimine gitme heves ve uygulamalarıdır. Düşünelim ki, cumhurbaşkanının görev ve yetkileri Anayasamızda mevcuttur ancak o kişi başkanlık yetkileri kullanarak fiili bir durum yaratıp bu fiili duruma uygun olarak da Anayasa'nın değiştirilmesi ve ona göre yasalar çıkarılması gibi istekleri topluma zorla kabul ettirmeye çalışıyorsa burada asla kabul edilmeyecek demokrasi dışı bir girişim söz konusudur. Özetlersek eğitim kurumları bu iktidarın elinde oyuncağa çevrilmiş son çıkarılan yasa ile de eğitimin bir vakıf tarafından yapılması derekesine indirilen bir değişikliğe gidilmiştir.

Yargının bağımsızlığından söz edilecek bir yanı kalmamıştır. Elinizi attığınız ne varsa hileli ve hurdalıdır. Yani bugün geldiğimiz noktada demokrasinin kırıntılarıyla yetinmek durumunda kalmış isek ve de ortada keyfi bir durum söz konusuysa ortada seçimlerle oluştuğu iddia edilen milli irade falan kalmamış aksine Türkiye bir oldubittiyle sivil darbeyle yüz yüze gelmiştir. Fethullahçıların yapmak istediği darbeyi ise hiç tartışmaya gerek bile duymaksızın ta başından reddediyoruz. Ancak Sivil darbeyi de aynı kararlılıkla reddettiğimizi buradan açıkça ilan ediyoruz.

Dün CHP tarafından Taksim'de düzenlenen ve bizzat Kemal Kılıçdaroğlu tarafından verilen mesajların içeriğine ise Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi olarak katıldığımızı söylediğimiz gibi halkımızın da Taksim'deki mitinge katılması için çağrıda bulunduk. Buraya kadar CHP'nin attığı adımları ise Türkiye ve emekçi yığınlar açısından yerinde buluyoruz.

Bugüne kadar ağzını her açtığında mecliste grubu bulunan başta Ana muhalefet Partisi olmak üzere bütün öteki partilerin başkanlarına ve meclis dışındaki partilere her şeyi söylemeyi kendinde hak gören Recep Tayyip Erdoğan bugün ülke sorunlarını görüşmek üzere CHP ve MHP genel başkanlarını saraya çağırmış bulunmaktadır. Açıkça söylemek isteriz ki iki partinin genel başkanlarının saraya çağrılması bugüne kadar demokrasi karşıtı adımlarda bir geriye dönüşün yaşanmasına bir kapı aralamayacağı gibi tamamıyla sıkışmış konumda olan Recep Tayyip Erdoğan kendisini ve partim dediği AKP'nin kurtarılmasına yöneliktir.

Demokrasiyi hiçe sayanlarla uzlaşma yöntemleriyle kurtarılacak hiçbir şey yoktur. Bu yüzden de Kılıçdaroğlu'nun bu davete katılmaması ülke ve demokrasi yararına olacaktır. Çünkü en zor koşullar içinden geçtiğimiz şu anda bile darbe bahane edilerek sadece darbe girişimine ortaklık eden Fethullahçılar değil, ilerici, devrimci, Kemalist, sosyalist kimseler de fırsat bir fırsat denilerek devlet kademelerinden temizlenmeye çalışılmaktadır.

Umarız CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bizlerin ve toplumun kadre uğrayın kesimlerinin de duyarlılığını yeterince görür ve tutum alır diye düşünüyoruz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA