Recep Tayyip Erdoğan Amerika’ya
gidip Kuzey Irak’a operasyonu, katil Bush’la uzun uzun görüştükten
sonra yurda döndü. Başbakanın dönüşünün hemen arkasından Amerika’dan
gerekli iznin koparıldığını gösteren bilgi akışları da arka arkaya
gelmeye başladı. Artık Amerika, anında Türk ordusuna istihbarat
bilgileri aktaracak, Türk ordusu da hedefleri karadan ve havadan
vuracaktı. Bütün bunlar bilinen şeyler olarak kamuoyunun bilgisine
sunulurken; her zaman olduğu gibi karanlıkta kalması gereken şeyler
yine karanlıkta kaldı. Emperyalist Amerika’nın başı Bush’la ne
konuşulmuş konuşulanların hangi bölümü gizli tutulmuştu bunu bir türlü
öğrenmek olası olmadı.
Meclisten Kuzey Irak’a giriş için
çıkarılan teskerenin sonrasında bölgeye büyük bir yığınak yapan ordu
gerekli hazırlıklarını yapmış giriş için neredeyse saat saymaya
başlamıştı. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Rusya gezisinin başladığı
sırada nihayet bu saat de doldu ve kara harekatının başladığı
açıklandı. Hiç kuşku yok ki, böylesi bir harekat basite alınacak bir
şey değildi. Sonuçta girişilen eylem bir savaştı, savaşın sonuçları
ise çok kötü olabilirdi. Çok sayıda şehit verilebilir, ekonomik ve
politik olarak sonuçlar kamuoyunu hayal kırıklığına uğratabilirdi.
Ayrıca bu harekatın askeri açıdan doğa koşullarının elverişli
olmamasından dolayı zamanlamasının ise hiç de doğru olmadığı bilinen
bir şeydi. Bütün bunlara karşın kar ve fırtınanın başladığı bir döneme
denk getirilen harekat, bu zorluklar dikkate alınarak ve amaca
ulaştığı açıklaması yapılarak bitirildi.
Acaba gerçekler böyle miydi?
Harekatın bitirilmesi için bir
yandan Irak ve yerel Kürt yönetimi bastırırken bir yandan da
Amerika’dan benzer sesler yükselmeye başladı. Sonuçta Mart ortasında
ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney’yi beklerken ABD Savunma Bakanı
Robert Gates koltuğunun altında dosyalarla Ankara’ya çıkageldi.
Gates, daha Türkiye’ye iner inmez de harekatın derhal durdurulmasını
istedi. Aynı ileti on bin kilometre uzaktan Bush’tan da gelmekte
gecikmedi ve bu toz duman içinde Kuzey Irak’a kara harekatının
bitirildiği açıklanıverdi.
Şimdi can alıcı noktalara
gelebiliriz.
AKP ve onun başı Recep Tayyip
Erdoğan bugüne dek görülmedik bir iktidar anlayışına sahip. Politik
olarak Amerika’ya bağlılığı nedeniyle Amerika’nın dümen suyundan milim
ayrılmayı aklının köşesinden bile geçirmeyi düşünemez durumdalar. Bu
yüzden de ABD emperyalizmine karşı kamburu öylesine büyük ki, ABD’nin
hiçbir isteğini geri çevirmesinin olanağı yok. Ve zaten Recep Tayyip
Erdoğan ve partisi AKP’yi iktidar koltuğuna oturtan, dışta başta ABD
olmak üzere emperyalist çevreler; içteyse emperyalizmin borazanı
durumunda her türlü kişi ve kuruluşlardır. Bu nedenle ABD’nin
bölgemizde uyguladığı politikalara AKP’nin ve onun başı Recep
Tayyip Erdoğan’ın ters düşmesinin olanağı yoktur. Kuzey Irak’a yönelik
harekatın durdurulmasının nedenini de başka türlü okumak olası
değildir. Türkiye kamuoyunun yediden yetmişe düşüncesi bu yöndedir. Bu
harekatı başlatanlar ve bu harekatı durduranlar öyle kolayca
unutulmayacaklardır. AKP’nin işlediği suçları göz önünde tutarsak;
zaman geçirmeksizin bunların iktidardan gönderilmesi gerekir. Yoksa
ülkemizin dörtbir yanında insanlarımızın daha çok bedel ödeyeceği
kaçınılmazdır.
Bu arada Bülent Ersoy’u bile haklı
çıkaran sonuçları sergileyenlerin ne bu ülkeye ne de bu ülke halkına
verecekleri hiçbir şey kalmamıştır. Aksine bunlar yüzünden halkımız
kuru ekmeğe muhtaç hale geldiği gibi, sürekli olarak gencecik
çocuklarını yitirme korkusuyla karşı karşıyadırlar. Bugüne dek, boş
palavralarla insanların gözlerini boyayanlar bu son harekatın
durdurulması olayı ile birlikte halkın sabrını sınar hale
gelmişlerdir. Çok değil daha bir gün önce harekat sonuç alıncaya dek
devam edecek diyenler; ABD Savunma Bakanı Robert Gates’ın Ankara’ya
gelişinin ikinci gününde keçeyi suya salıvermişlerdir. Bu durum;
politik olarak onarılması olanaksız bir sondur ki, sorumluları her kim
olurlarsa olsunlar kesinlikle hesap vermelidir. Yoksa bizden 27 kişi
şehit verilirken PKK’lılardan 270 kişi etkisiz hale getirilmiştir
diyerek başarılı olunduğunu söylemek basbayağı bir acımasızlıktır ki,
sonuçsuz bir harekat için onca hazırlığa gerçekten gerek yoktur. Durum
öyle anlaşılıyor ki, bu savaşta yaşamını yitirenlerin yazgısını çizmek
ABD emperyalistlerinin daha önce olduğu gibi sayısız oyunlarından
biridir. İşte bizi derinden üzen ve Türk ve Kürt halkının kardeşliğini
de dinamitleyen bu anlayıştır.
Harekatın durdurulduğunu yabancı
kaynaklar bilir ve bu yönde açıklamalar yaparlarken AKP’li bakanların
bile bilmiyor olması gerçekten ilginçtir. Demek ki her türlü
alavereli uygulamalar ve kararlar AKP içinde başta Recep Tayyip
Erdoğan olmak üzere birkaç kişinin tekelindedir ve bu yüzden de
Türkiye çok tehlikeli oldu bittilerle karşı karşıyadır. ABD
emperyalistlerinin bunca işlediği suça karşın Türkiye
işbirlikçilerinin onlara her türlü olanağı sağlıyor olmalarını bütün
ülkenin net olarak görmesi gerekmektedir. Son olarak İtalya Napoli’de
bulunan NATO üssünün İzmir’e taşınacağı, bunun için de İzmir
Mordoğan’da büyük bir havalimanın yapımının başlamış olması ve
Amerikan askerlerinin Urla’da şimdiden ev tutmaya başlamaları öyle
yenilir yutulur şeyler değildir. Türkiye’nin işbirlikçileri artık
sınır tanımadıklarına göre onları sınır tanır hale getirmekte
boynumuzun borcu olmuştur. Sonuç olarak; kim hangi koltuğu işgal
ederse etsin kendisinden hesap sorulamaz yetkilerle donatılmış
değildir. Ülkemiz ve halkımızın çıkarlarını hiçe sayarak yabancıların
güdümünde işler kotaranların kulaklarından tutup bir bir halkın önüne
çıkarmak zorunlu hale gelmiştir.
Son olarak bir gün önce ABD Savunma
Bakanı Robert Gates’in ve katil Bush’un Türkiye Kuzey Irak’tan hemen
çekilmelidir sözlerine karşılık. Açıklama yapan Genelkurmay Başkanı
Yaşar Büyükanıt’ın açıklaması da gerçekten düşündürücüdür. Büyükanıt,
bu sözlere karşılık; “en kısa zaman görecelidir, bu bir günde
olabilir bir yılda” demiştir. Büyükanıt, bir yılı fazladan söylemiştir
o çekilmeyi bir güne indirivermiş ve bir kez daha orduyu okkanın
altına atıvermiştir. Çünkü AKP çevreleri şimdiden, bu bizim değil
ordunun kararıdır deyip işini içinden kolayca çıkıvermişlerdir.
Bitirirken söylemek isteriz ki,
hiçbir dönemde; Türkiye bugünkü düşürüldüğü duruma düşürülmüş
değildir. 6,5 milyar dolar sıcak para karşılığında zil takıp oynayan
AKP’liler bundan böyle de kızgın sacın üzerinde oynayacaklar ve onları
kimse tarihin şaşmaz terazisinde suçlu olmaktan kurtaramayacaktır.
Bu yüzden; evet evet bu yüzden;