turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TEMİZLENME

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 TEMMUZ 2016

AKP iktidarı işbaşına geldiği günden bugüne o kadar çok suç işledi ki işin içinden nasıl çıkacağını kara kara düşünürken imdadına Fetöcü darbe yetişiverdi. Gerçi onca gerçek ortadayken Fetöcü darbe bunların yarasına nasıl merhem olacak onu da anlamak gerçekten çok zor.

Kabaca biri iki örnek vererek ne söylemek istediğimi anlatmaya çalışacağım. Bilindiği gibi bir Uludere katliamı gerçekleşmiş, katliamda kaçakçı köylüler PKK'lı diye uçakla vurularak öldürülmüşlerdi de konu uzun zaman gündemden bir türlü düşmemişti. Gerçi ortada bir iktidar yok değildi vardı da bu emri kimin verdiği bir türlü su yüzüne çıkmamıştı. Ne var ki, siyasi erkin oluru olmasa ve de Genelkurmay Başkanlığından olur denilmemiş olsa kimse gidip de kendi aklınca köylüleri bombalamazdı bombalamasına ya şimdi bu karanlık olayın suçlusu bulunmuş görünüyor. Recep Tayyip Erdoğan'dan bütün AKP'lilere kadar herkes mal bulmuş mağribi gibi Fetöcülere sarılıverdiler. Şimdi diyorlar ki, Uludere katliamını da Fetöcüler yapmışlar.

Bölgemizde işler karışık. Emperyalist ABD başta olmak üzere İslami terör örgütlerini kurdular, beslediler, geliştirip güçlendirdikten ve her türlü lojistik donanımı sağladıktan sonra sahaya sürüverdiler. Olaylar arka arkaya geldi.

Afganistan İkizkule'nin 11 Eylül'de vurulması ile birlikte ABD tarafından işgal edildi. Taliban güçlerine karşı geniş çaplı bir operasyon başlatıldı. Hemen arkasından da Saddam nükleer silah bulundurduğu gerekçesiyle tehdit edilmeye başlanıldı, koşullar adım adım olgunlaştırılarak Irak'ın işgaline girişildi. Saddam yok edildi, Irak'ta milyonlarca insan katledildi, tutuklandı, işkencelerden geçirildi, kadınlara tecavüz edildi. Bütün bunlar olurken Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan olduğu AKP iktidarı Irak'ın işgalinde Amerika'yı destekledi. Devamı Kuzey Afrika'dan başlayıp bütün Ortadoğu'yu kapsayacak şekilde geldi. "Arap Baharı" adı altında yürütülen politikalar sonucu Libya, Tunus, Mısır, Yemen, Bahreyn ve Suriye dibine kadar karıştırılıp devreye emperyalistlerin kurulmalarına önayak oldukları İslami terör örgütleri sokuldu. Saydığımız ülkelerde ve özellikle de Suriye'de neler olduğunu hepimiz iyi biliyoruz.

Suriye'de mücadeleye başlayan Müslüman Kardeşler, El Kaide, El Nusra, ÖSO, ve nihayet IŞİD Suriye'nin altını üstüne getirdi, kelleler uçurup Suriye kentlerini harabeye çevirdi. Amaç Suriye'nin seçilmiş Cumhurbaşkanı Esad'ı devirmek ve Suriye'yi parçalamaktı ama olmadı, Suriye diirendi. Suriye'yi destekleyen Rusya ve İran'da harekete geçince terör örgütlerinin soluğu kesildi ve ilerlemeleri iyice durduruldu. Kullanılmak istenen terör örgütleri bu kez de ABD ve müttefikleri tarafından yok edilmeye çalışıldı. AKP iktidarı ise niyetini 2 saat içinde Şam Emevi Camisi'nde namaz kılarız diye açıkladıktan sonra terör örgütlerini her anlamda destekleyip gerekli yardımlarda bulundu.

Sonuçta IŞİD bahane edilerek Amerika Kobene'de PYD'lileri kara gücü olarak kullanmaya başladı ve Türkiye sınırında dar bir şeritte olsa PYD'lilerin eline geçti. Suriye merkezi güçlerince ve Rusya ve İran tarafından operasyonlar çekilen terör örgütleri kurtuluşu Türkiye sınırında tutunmakta gördüler, aynı zamanda da gerekli desteklerini sağladılar. Bu güçleri bombalamak üzere harekete geçen Rus uçaklarından birini sınırımızı geçtiği iddiasıyla F16'larımız düşürdü, paraşütle atlayan pilotta aşağıdan kurşunlanarak bizzat Türkiye'den giden teröristlerce öldürüldü.

Olay başından itibaren Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu üarafından savunuldu, yine olsa yine düşürürüz denilerek ortamı geren açıklamalar üst üste geldi. Doğal olarak uçağının düşürülmesine ve pilotunun öldürülmesine tepki koyan Rusya'ya karşı aynı sertlikte yanıtların ardı arkası kesilmedi. Diplomatik dilin yerini savaş naraları aldı. Bunun üzerine Rusya hem ekonomik hem de politik kararlar alınca ülkemiz hem ekonomik açıdan hem de siyasal açıdan ciddi kayıplara uğradı. Başlangıçta geri adım atılmadıysa da daha fazla dayanılamadı, Rusya'ya bizzat Recep Tayyip Erdoğan özür mektubu gönderdi ve bozulan ara yeniden düzelme yoluna girdi.

Uçağın düşürülmesi ve pilotun öldürülmesi sonrasında onca sert sözler unutuldu, şimdiyse yerini bozulan ilişkilerin yeniden düzelmesi aldı.

Bizler hangi politikalar yanlış hangileri doğru bu konularda her fırsatta görüşlerimizi dile getirdik. Ne var ki, iktidarın olanlar karşısında tutumu kayalardan bile ses geldiği bunlarınsa çıtının bile çıkmadığı ve hatta daha da sert yaklaşımlar sergileyerek içerde ve dışarda barışın daha da bozulması yoluna gidildi. Şimdiyse aradan geçen kısa süre sonra iktidar ve çevresi farklı bir dil kullanmaya başladı. Meğer Rus uçaklarını da Fetöcüler düşürmüşlermiş. İnanılacak gibi değil ama şimdilerde AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan kendisini Fetöcüler üzerinden temizlemeye çalışıyor.

Bir önemli olay ise 17-25 Aralık operasyonu sonucu ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvetlerdi. İktidar bu olayı gözümüzün içine baka baka yargıya alenen müdehale ederek engelledi, şimdiyse bu olayın Fetöcülerin uydurması olduğunu söyleyecek kadar ileri gittiler. TBMM'de Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın ibretlik konuşmasında bu gerçek bir kez daha gözlerimizin önüne serildi.

Neymiş efendim bizler Fetö terör örgütünü eleştirirken onlar bize inanmamışlar, onlarda 17-25 Aralık operasyonunda bunlar doğru değil, bu yapılanlar Fetöcülerin işi demişler ama biz onlara inanmamışız.

Ne diyelim; her fırsatta olup bitenleri kendilerinden yana yontanların yalanları da inanılmayacak denli kuyruklu yalanlar olduğu için niye inanalım ki. Sizlere inanacak aptallar varsa varsın inansınlar.

Ancak takkeniz düştüğünden beri ne yapalım ki keliniz ortada…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA