turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NE YAPMALI?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 TEMMUZ 2016

Ülkemiz demokrasi yönünden hep kurak bir ülke olmuştur. Egemen erk emperyalist dünya ile işbirlikçi bir ilişki kurduğu için ister istemez burjuva demokrasisinin kırıntısına bizleri mahkûm etmiş, çifte kavrulmuş sömürüsünü sürdürmek amacıyla geniş halk yığınlarını sürekli olarak baskı altında tutmuştur. İşler sarpa sardığında yani yönetemez duruma düştüğünde ise faşist yönetimlere başvurmuş ve iktidarını ise sıkıyönetim ve olağanüstü Hal’e başvurarak devam ettirmiştir. Yaşadığımız onca sıralı yönetimlerin kısa öyküsü bundan ibarettir.

AKP iktidarı ise emperyalist/kapitalist sistemin başlı başına bilinen klasik bir projesidir. Klasik bir projesidir, çünkü ABD Ortadoğu'da ve bölgemizde kendisine uyumlu Ilımlı bir İslam anlayışının egemen olmasını istemektedir. Bunun için Türkiye önemli bir laboratuvar olabilir diye düşünüldüğü için Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları Erbakan'ın dizi dibinden araklanmış, biraz da isyancı çocuklar süsü verilerek kedilerine parti kurdurtulmuştur.

Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının böyle bir parti kurmalarının da zemini ise oldukça uygundur. O dönem bilindiği gibi ekonomik ve politik çalkantıların olduğu, aynı zamanda da su yüzüne çıkmış yolsuzluklardan söz edildiği çoklu koalisyonlar ortaklığıdır. Yığınların giderek artan hoşnutsuzluğu iyi hesap edilmiş ve Bülent Ecevit'in partisi de tam ortasından ikiye bölünerek ortam Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının yararına en iyi şekilde hazırlanmıştır. Doğal olarak bu şekilde götürülemez hale gelen koalisyon ise Bahçeli'nin Bursa mitinginde erken seçim istemesiyle yolun sonuna gelinmiş ve yapılan seçimleri %34'ler civarında oy alarak kazanan AKP 363 milletvekili çıkarmıştır. DYP, ANAP, DSP, MHP, YTP baraj altında kaldığı için doğal olarak milletvekillerinin büyük çoğunluğunu AKP kazanmıştır. CHP ise 178 sandalye kazanırken 9 kişi de bağımsız olarak seçilmişlerdir.

AKP'nin iktidar olmasıyla birlikte dinci ve tarikatçı kesimlere içte yol verilirken dış politikada da Amerika'nın dümen suyunda bir yol izlenmiş, Amerika'nın Irak’ı işgali sırasında meclis savaş teskeresine hayır oyu vermesine karşın, Amerika'ya Irak'ın işgali sırasında her anlamda görülmemiş boyutlarda destekler sunulmuştur.

AKP iktidarı seçim propagandaları da dahil iktidara geldikten sonra da sayısız aydın geçinen hatta solcu bildiğimiz kişilerin de içinde olduğu liberaller tarafından desteklenip toplumda AKP lehine görülmemiş bir algı yaratılmıştır. AKP'nin hiçbir alanda kadrosu olmadığı halde AKP'ye sözünü ettiğimiz çevrelerden uzun süre destek gelmiş, AKP ise bu desteği sonuna kadar tepe tepe kullandıktan sonra artık bu çevrelere gereksinimi kalmadığı için birer ikişer bu dönek sürüsünü şutlayıvermiştir.

Artık pek çok insanın gözünde tarikat ve cemaatler birer sivil toplum örgütüdür. Bu yüzden de cemaat ve tarikatlar görülmemiş hızda devletin her kademesinde örgütlenmişler ve söz sahibi olmuşlardır. Bu cemaatlerin içinde hiç kuşku yok ki, en örgütlüsü Fethullah Gülen Cemaatiydi doğal olarak da iktidarın bütün olanaklarından en fazla bu cemaat yararlanmıştı.

Uzatmayalım artık yolsuzluklar ayyuka çıkmış, AKP Gülen cemaatiyle çıkar çatışmaları içine girdiği için yol ayrımına gelinmiştir. Recep Tayyip Erdoğan'la bozulan ilişkileri düzeltmek için kimi girişimler olduysa da sonuç vermemiş, bu girişimler Recep Tayyip Erdoğan'ın " Ne istediler de vermedik" sözüyle bütün çıplaklığı ile su yüzüne çıkmıştır. Sonuçta olanlar olmuş ve 15 Temmuz darbesine gelinmiştir. Doğal olarak bu darbenin başarısızlığı ülkemiz ve geniş emekçi yığınları açısından iyi olmuştur. Ancak AKP iktidarı için öteden beri tespitlerimiz var. Ne dedik bu iktidar dinci ve faşisttir. Buradan yola çıkarak kısaca ne yapmalı onun özetini yazmak istiyorum.

Ortada Gülen cemaatiyle kapışmış, diğer dinci cemaatlerle birlikte davranan, zaman zaman da MHP'nin desteğiyle durumunu güçlendiren, demokratik hak ve özgürlükleri askıya almış, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmış, istediğini yapmak için faşizan yasalar çıkarmış, devlet kadrolarını kendi yandaşlarıyla dolduran, dış ilişkileri iyice çıkmaza sokmuş, içerde barışı dinamitlemiş Vatan Partisi'nin de destek sunduğu bir AKP cephesi söz konusudur.

Öte yandan kendisini salt Kürt sorununa kilitlemiş, bir yandan barış isterken diğer yandan da barış ve kardeşlik ortamını önemli ölçüde ortadan kaldıran bir PKK, PKK politikalarına büyük ölçüde angaje olmuş HDP ve HDP çevresinde kümelenmiş solcu gruplardan söz edebiliriz.

Bir başka blok ise sosyalistlerin ayrı ayrı durdukları bloktur ki, bu blokta yer alanların ise farklı farklı görüş ve önerileri bulunmaktadır. Asıl olan ise ayrı ayrı duran sosyalist bloğun canlandırılması ve birlikte davranış koyarak etkili bir güç haline gelmeleridir. Bu da ancak somut olarak yapılması gereken iş ve eylemlerden geçeceği için bu konuda da belirgin bir tutum almaya ulaşmak gereklidir. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi olarak dile getirdiğimiz politikalar ışığında CHP'nin politikalarını birçok konuda düşüncelerimiz saklı kalmak kaydıyla desteklemek olmuştur. Böyle de devam ettirmeyi düşünüyoruz.

Türkiye’nin demokratikleşmesini savunan bu yönde dikkate değer adımlar atan, darbeye karşı çıkmış, darbeye karşı çıktığı kadar AKP'nin dikta ve faşizan uygulamalarına da karşı çıkarak en son Taksim'de 1,5 milyona yakın katılımla 10 maddelik bir demokrasi bildirgesi ortaya koyup bu bildirgeyi sarayda da savunmuş CHP'den söz edebiliriz.

Bizim yukarıda dile getirdiğimiz görüşler ışığında AKP iktidarını dizginleyecek, geriletecek hatta iktidardan indirecek en önemli güç olarak CHP'yi görmekteyiz. Bu yüzden de CHP'nin bu yöndeki politikalarının desteklenmesi içinde bulunduğumuz ortam gereği oldukça yaşamsal hale gelmiştir. Özetle CHP ile birlikte hareket edecek bir güç bloğuna gereksinim vardır. Bu blok daha canlı ve elle tutulur hale getirilmelidir ki önümüzde önem itibariyle dile getirdiğimiz engelleri aşabilelim.

Yazımıza kaldığımız yerden yarın devam edeceğiz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA