turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NE YAPMALI? -2

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

01 AĞUSTOS 2016

Dünkü yazımızda büyük ölçüde tespitlerle yetinmiştik. Bugünkü yazımızda ise nasıl bir mücadele yolu izlenmelidir kısaca değinmek istiyorum.

Her şeyden önce ilericiler, devrimciler, solcular ve sosyalistler 12 Eylül 1980 faşist darbesinden sonra sürekli olarak en geri cephelere kadar sürülmüşlerdir. Sürülmekle kalınmamış aynı zamanda da saflarda bulunanların büyük bir bölümü mücadelenin zorluğu nedeniyle saflardan ayrılarak sıradanlaşmışlardır. Bütün bu gerçekler yaşanırken gerici ve dinci çevreler iyice palazlandırılmış ve nihayet tek başlarına hem de bütün seçimleri kazanarak 14 yıldır iktidarda kalmayı başarmışlardır. Yaşadığımız 14 yıllık serüvende hiç kuşku yok ki, bizlerin çok daha geri mevzilere doğru sürülmesi apaçık bir gerçek olarak; gözlerimizin bütün çıplaklığı ile önündedir.

Eğer mücadele edecek ve amaçlarımız doğrultusunda yitirdiğimiz mevzileri yeniden kazanacaksan bulunduğumuz en geri mevziden ya bir ileri mevziye sıçramak için mücadele vereceğiz ya da hayallerimizle birlikte gömülüp gideceğiz. Bir başka deyişle mücadeleye asgari isteklerle ve de asgari müştereklerde birleşerek devam edeceğiz. Bu nedenle de öylesine belirgin olan cepheleşmelerden birinde ya yer alıp bir sonraki, sonra bir sonraki mevziye geçeceğiz ya da havanda su dövüp sözde devrimciliğe devam edeceğiz.

Solda bazı yapıların dile getirdiği gibi bir yöntemle savaş kazınılsaydı söze son amacımızla başlar son amacımızla sözü bitirirdik. Özel olarak Komünist Parti'sini seçmiş değilim ama ondan vereceğim örnek tam da yukarıda söylediklerimi ve daha sonra söyleyeceklerimi ilgilendirdiği için dikkat çekici buldum ve buraya koyuyorum.

"Komünist Parti olarak tüm halkımıza hatırlatıyoruz. Tuzağa düşmeyin, bunların hepsi aynı tezgahtan çıkmadır; bu bütünlüğü göz ardı etmeyin.

Bu düzen değişmedikçe, emeği sömürerek zenginleşen patron sınıfının egemenliğini ortadan kaldırmadıkça, Türkiye emperyalist sistem içinde birbiriyle rekabet edenlerden herhangi birine yanaşarak kavgadan pay kapmaya çalıştığı sürece yoksulluk, işsizlik, kaos, savaş ve darbeler bitmez. Dünyanın emekçi halklarıyla dayanışma içinde olmak, alın teriyle kardeşleşenlere arka çıkmak bir zorunluluk, halkları sahaya sürerek birbiriyle itişen güçlerle oynaşmak ise kanlı ve umutsuz bir mecradır."

Bildiri bu minval üzere devam ediyor. Bu bildiride söylenenlerle bizim tespitlerimiz arasında kuşkusuz önemli farklar var. Elbette bizim savunduğumuz sosyalist sistem bütün dünya halklarının tek kurtuluş seçeneği olmakla birlikte; varılan konumumuzda istediğimiz hedefe ulaşmak şöyle dursun bulunduğumuz mevziden bile geri atılacak konumdaysak en son isteklerimizi yineleyerek değil amacımıza ulaşmak, yenilgilerin en ağırı ile karşı karşıya kalırız ki, bu da örgütsel yapımızın dağılıp yok olması, sınıfla bağımızın bütünüyle ortadan kalmasıyla sonuçlanabilir.

Evet, bugün egemen yapıların kendi aralarında bir didişme, kakışma vardır. Bu durum tam da devrimci durum olarak bir fırsat olmasına karşın, ülkede çatır çatır Fetöcü darbe olurken, böylesine üst perdeden konuşanların nerede olduklarını sorarsak haksızlık mı yapmış oluruz? İşte söylüyoruz; darbeden önce de darbeden sonra da AKP ve Sarayın tutum ve davranışlarında bir değişiklik söz konusu değildir. Bu iktidar dünden bugüne olması gereken demokrasinin kırıntılarını bile ortadan kaldırmayı sürdürmüş, Fetöcü darbeyi bahane ederek çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle daha da ileri gidilmiştir. Bu durumda demokrasi mücadelesi önemli değilse acaba önemli olan nedir? Tamda böyle zamanlarda asgari müştereklerde birleşerek demokrasiyi (burjuva demokrasisi de olsa) savunmak gerekmez mi? Ve de demokrasiyi savunan blokla birlikte hareket etmek yanlış mı olur?

Sözü kıvırmaya gerek yoktur. Sözü geçen tarafta durduğunu CHP Taksim mitinginde 10 maddelik demokrasi bildirgesi hazırlayarak ve oradaki kalabalığa onaylatarak bir kez daha demokrasiden yana olduğunu ortaya koymuştur. Aynı görüşleri Kemal Kılıçdaroğlu partisi adına sarayda da dile getirdiğine göre bizler bu tür davranışlar; bilmem kimle oynaşmak diye görmezden gelip cürümümüz kadar yer yakmaya devam mı edeceğiz? Aslına bakarsanız demokrasi mücadelesi kitleler için bir okuldur. Bu bağlamda CHP ile birlikte davranılacak blokla birlikte davranıp örgütlü, örgütsüz pek çok kimseyi bu mücadele içinde militanlaştırırsak ki o zaman daha ileri mücadeleler için de yeri doldurulamaz kazanımlar elde ederiz. Yoksa eylemli değil ama söz olarak sadece ve sadece doktriner sekterlikten öte gidemeyiz.

İçine bulunduğumuz tehlikeli durumu savuşturmak için Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi olarak diyoruz ki; CHP'nin demokrasi yolunda attığı adımların başarıya ulaşması, AKP ve saray iktidarının geriletilip iktidardan alaşağı edilmesi için CHP'nin bu davranışlarını açıkça destekliyoruz. Kimileri gibi acaba devrimciliğimize helal mi gelir diye de bir kuşkumuz yoktur. Çünkü çamurun içinde yüzeceksin sonra da eline hiç çamur bulaşmaması gerektiğini savunacaksın. Gerçeği öğrenmek istiyorsanız böyle bir hayat yoktur. Biz ki oynaşmak nedir çok iyi biliriz. Oynaşmak bir anlamda kendi amaçlarından vazgeçip kazan kandıra oynamaktır ki ne TSİP ne de Dev-Parti böyle bir örgüt değildir.

Gerçi bazı örgütler Taksim'de yapılan CHP mitingine katılarak bizim tespitlerimiz doğrultusunda bir adım atmışlardır ancak bu durumun ete kemiğe kavuşturulması konuşulduğunda ise kem küm etmek gibi bir huy devam etmektedir niyeyse. Hem dün sosyalistlerin olması gereken bloğunda saydıklarımdan acaba hangisi bu mitinge katılmamıştır kim çıkıp da söyleyebilir? Söyleyebilir elbette ancak bizlerde onların bu mitinge katıldıklarını kanıtlar çıkarız işin içinden.

Amacımız kimseyi eleştirip uzaklaştırmak değildir. Amacımız AKP ve saray karşıtı demokrasi bloğunu güçlendirmek ve bir güç olarak demokrasi için mücadele etmesini sağlamaktır.

Ha bir de Vatan Partisi var. Dün Ulusal Kanal'da Sabahattin Önkibar'ın AKP'ye bakışını ve yalvarışlarını duyunca politik körlüğün ne menem bir hastalık olduğunu bir kez daha anlamış olduk.

Söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır diye diye körleşenler ne yazık ki yalanlarına devam ediyorlar hâlâ

Bizler; NE YAPMALI'NIN EN ANLAŞILIR YANITI burada açıkça söyledik, söylemeye de devam edeceğiz.

Bu nedenle 4 Ağustos günü saat 19.30'da yapılacak olan; CHP İzmir Gündoğan meydanı mitingine katılıyor, bütün ilericileri, demokratları, devrimcileri ve sosyalistleri de katılmaya çağırıyoruz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA