Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİYİ SAVUNAN SİZ MİSİNİZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 AĞUSTOS 2016

Dün hep birlikte canciğer kuzu sarması malı götürürken ne sorun vardı ne de Fethullah Gülen sahte mehtiydi? Karşılıksız, "Hizmet Hareketi"ne ne istedilerse sunulmuştu. Belediye başkanları Fethullah Cemaati'nin bir dediğini iki etmezken, ana ve babalar çocuklarını işe yerleştirmek için Fethullah'ın sözü geçer adamlarına, dil dökmek şöyle dursun bağlılık mesajları veriyorlardı. Milletvekilleri cemaate yakın gözükmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyor, valiler, kaymakamlar yürü ya kulum denilen Fethullahçılara devletin olanaklarını sonuna kadar açıyorlardı. Durumu iyi değerlendiren Fethullahçılarsa serpildikçe serpiliyor, bir yandan ülkenin her tarafına kendi okullarını açarlarken diğer yandan da her yerde pıtrak gibi dersaneler açarak toplumu adeta bir sarmaşık gibi sarıp onların nefes alışlarını bile kontrol edebiliyorlardı.

Okul mu, dersane mi, işyeri mi, banka mı, şirket mi yetkililer işlerini anında şıp diye yerine getiriyorlardı. Hizmet verdikleri binalar kaçak ve ruhsatsız bile olsa gam değildi, nasıl olsa iktidar AKP'nin elindeydi, denetleme ve kapatmaya kim yeltenebilirdi ki? Şimdi oturup bir dökümanını çıkarsalar inanıyorum ki İstanbul, Ankara başta olmak üzere bütün şehirlerimizde belediyelerin Fethullahçılara sunduğu olanaklar saymakla bitirilemez.

Geçen gün sokağa çıkanlara bir konuşma yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş diyor ki, "eğer darbe önlenememiş olsaydı, şimdi onlar gelecekler ve hepimizi buralardan kovacaklardı." Topbaş doğru söylüyor doğru söylüyor da şimdi eleştirdiği bu cemaate İstanbul sınırları içinde bağışladığı arsa, bina ve sair olanaklar nedir çıkıp açıklayabilir mi acaba? Sözde herkesten daha çok darbe karşıtı kesilen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek'e ne buyrulur? İ. Melih Gökçek ki, sözü geçen örgütle öyle içli dışlıydı ki, akçeli işlerinin haddi hesabı yoktu. Fethullahçıların paralarının üstüne yattığı bile herkesçe bilinmektedir. Eee insan cemaatle bu kadar yağlı ballı olunca Bayan Nevin Gökçek'in ismi de tabi ki Fetullahçı koleje verilecektir.

Her gün askeri birliklerin çevresine yığılan ve AKP'liler kolaylıkla kent meydanlarına gelsinler diye yolları kesen belediyenin çöp ve damperli kamyonları, darbe karşıtı görev yapıyormuş numarasıyla buralarda görünmesi tabiki de boşuna değil. Bizim dilimizde buna iz azdırmak derler iz azdırmak. Bugün ortalığa dökülüp sözüm ona demokrasi kahramanlığına oynayanların halleri bundan ibarettir. Dün, AKP'nin bakanları, milletvekilleri, il başkanları nasıl bir ruh halindeydiler, şimdilerde nasıl kabuk değiştirip her yerde Fethullah'ın bir numara Amerikan ve İsrail uşağı olduğunu yırtınırcasına söyleyip duruyorlar. İyi tamam, söylüyorlar da hiç bu ikiyüzlü davranışın inandırıcılığı var mı? Devlet katında bir kez daha kitleleri kandırmaya yatmış olanların bu denli demokrasi kahramanı kesilmesine biliyoruz ki yine kanılacak. Kanılacak, çünkü AKP ileri gelenleri ve Recep Tayyip Erdoğan kandırıla kandırıla halden kılıktan çıkmışlar, bu yüzden de bir kez daha kanmamaları için bir neden yok.

Hani bu kandırılma sözcüğüne de doğrusu gıcık oluyorum. Aslında ortada kandırılma falan yok. Yola birlikte çıktılar, birlikte çalıp birlikte Karun kadar zenginleşerek ellerine öyle bir güç geçirdiler ki, bunca yapılanlar durup dururken yapılmadı. Eğer bugün Recep Tayyip Erdoğan ve AKP ileri gelenleri kandırıldık numarasına yatıyorlarsa ellerinde başka savunma silahı kalmadığındandır. Sizin anlayacağınız kandırıldım diyenler tertemiz ve saflar. Bu yüzden de tertemiz ve saf olanlar Allah'ın cebinden peygamberi çalanlarca kandırılmışsa bir beis yoktur. Halkımız kandırılmayı çoğunlukla bırakın şu Allah'ın safını kandırılmışlar diye anlamaz, saf ve tertemiz insanları kandırmışlar diye anlar. Bu yüzden de dinci kesimlerin kültüründe böylesi anlayış ağır bastığı için bunlar rahatlıkla kandırıldıklarını söylemektedirler. Esasen bu sözleri söylerken de mesajları bizlere değildir. Onlar bizlerin zaten kandırıldıysanız ne işiniz var devlet yönetiminde diyeceğimizi iyi biliyorlar.

Bunların asıl mesajları hani %50 deniyor ya yeminle söylüyorum bana bütün rakamlar sahte geliyor artık. Yüzde kaçsa bunların taraftarları işte mesajları onlara. Sizler bugüne kadar bu çevrelerin hiç bunlar için hadi sende Allah'ın safları dediğini duydunuz mu? Duymak ne söz, bu kesimler daha da kararlıca Recep Tayyip Erdoğan'ın çevresinde kilitlenmiyorlar mı? Yani sözün özü bu bezirgan ve mütegallibe takımı her daim gözlerine kül üfürdükleri milyonları iyi tanıyorlar. Üstelik gözüne kül üfürülenlere bir de siz demokrasi kahramanısınız, bakın tankları durdurdunuz, şehit oldunuz şehit dendi mi işler tamam.

Oysa gerçekler tam tersi. AKP kadrolarının hemen hepsinin bugün böyle yarın başka türlü davranacaklarını eğer biz onları tanıyorsak biliyoruz. Bu yüzden de yüzleri kızarmadan karşımızda onca hile ve hurdaya bulaşanlara diyoruz ki;

"DEMOKRASİYİ SAVUNAN SİZ MİSİNİZ?"

Bakın, bunca yaşananlardan sonra AKP ve saray yoluna nasıl devam ediyor? Recep Tayyip Erdoğan bir yerde aklına nasıl gelirse öyle bir konuşma yapıyor, ertesi gün birde bakmışız ki, o konuşma Kanun Hükmünde Kararname olarak çıkarılmış ve uygulamaya konmuş. Sizin anlayacağınız muhterem hiç mi hiç ders çıkarmamış. Fethullahçıların darbe girişimini kullanıp kendisini başkan yetkileriyle yetkili kılmış. Kimi uygulamalar var ki, Anayasa değiştirilmeden yapılamaz. Ancak bunlar için bir önemi yok. Nasıl olsa bunlar için her yol Paris. Bütün bunlardan sonra çok da rahat değiller.

Bu yüzden de 7 Ağustos'ta yapılacak olan Yenikapı mitingine katılması için Kılıçdaroğlu'na ısrar edip duruyorlar.

Çünkü TARZAN zorda.

CHP Genel Başkanı umarız bu zorlama karşısında söylediklerinin arkasında durur ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için ileri sürdüğü 10 maddelik bildirgeye helal getirmez…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA