turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İKTİDARI İSTEMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 AĞUSTOS 2016

Öyle dönemler olur ki elinizi uzatsanız iktidar avucunuzun içindedir. Biz sosyalistler yıllarca iktidar olmanın nesnel ve öznel koşullarını hesap ede ede diyebiliriz ki bu işin uzmanı olduk. Diğer sol yapılarla tartışa tartışa neredeyse beş on yıl sonrasında olağanüstü bir şey olmazsa işler nereye varır onu da neredeyse bire bir tutturabilmekteyiz. Ancak Türkiye'de yine de işler bilindiğinden çok daha karmaşık gelişiyor. Bu karmaşıklık yüzünden ülkemizde yıllarca Allah, Allah çekip duran analistler var. Çünkü sağ iktidarlar ülkeyi yiyip bitiriyor, ülke her anlamda yaşanmaz hale geliyor, bir de bakmışsınız ki sağın seçeneği yine sağ olmuş.

Uzun süren AKP iktidarı 14 yıldır değişmedi. AKP kendi içinde ayıklamalara gitti, onu aldı, bunu sattı ama 7 Haziran'da sarsılmasına karşın yine de 1 Kasım 2015 erken seçimlerini %49'u geçen bir oy yüzdesiyle kazandı. Adım gibi biliyorum ki, eğer sağda seçenek olarak görülen başka bir sağ parti olsaydı iktidar çoktan el değiştirmiş olacaktı. Olmadığı için onca arızasına ve yönetemez duruma düşmesine karşın bir türlü iktidardan gönderilememekte, yine de en karmaşık ortamda da karmaşanın sanki aşılması için ilk seçenekmiş gibi öne çıkmayı bilmektedir. Darbe girişiminin arkasından iktidarı sımsıkı elinde tuttuğunu gösterir hamle ne yazık ki yine de eleştirdiğimiz AKP ve saraydan geldi. Sol ve sosyalist solun böyle durumlarda duruma müdahale edecek çok da dermanı olmadığı için dur bakalım ne olacak seyircisi olmanın dışında diyebiliriz ki esamisi de okunmadı. İktidarı almak için nesnel koşulların var olması sol ve sosyalist solu iktidar seçeneği haline getirmese de hiç değil bir sıçrama yapmasına yaramalı ama her ne hikmetse ortada bir sıçramada görüyor değiliz. Sol ve sosyalist sol bin yıllık kaya gibi ortada öylece durup duruyor sanki.

İçinde yaşadığımız koşulları lehimize çevirmek iktidarı almamız için yetmese de hiç değil Türkiye'nin demokratikleşmesi için bir fırsat olabilir. Ne var ki bu yönde gelişmelerin nasıl olması gerektiğine döne döne vurgu yapmamıza karşın değişen bir şey olmuyor.

Örneğin CHP yaşanan son darbe girişiminden sonra bir iktidar odağı olarak sahneye çıkabilir, Türkiye'nin demokratikleşmesi için sağlam adımlar atarak kendi solunda yer alan güçlerin de desteğini alabilirdi. Ancak CHP'den bu yönde adımlar atıldığına bir türlü tanık olamıyoruz. İktidarı almak için adım atacağı yerde CHP bir de bakmışsınız ki ülke kurtarmak sözcülüğüne soyunup AKP ve sarayın kurtarıcısı olarak sahneye çıkmış. Hemen her durumda bir parti iktidar olmak için vardır. Ne var ki bu iradeyi CHP'de görmenin olanağı yok. CHP, en lehine olabilecek ortamlarda bile bir koalisyon ya da ne bileyim restorasyon hükümeti kurmaktan ötesini hayal bile edemiyor. Doğal olarak böyle bir performansa kimsenin prim vereceği beklenmemelidir. Sözünü ettiğimiz anlayış yıllarca bir şekilde yaşandığı için ülkemizde sağın seçeneği yine sağ oluyor. Merkez sağ diye tanımlanan sağ bugün yok. Bu yüzden de kaç seçimdir AKP'nin seçeneği yine AKP olarak karşımıza çıkmıyor.

CHP'nin 7 Ağustos Yenikapı mitingine katılmayacağını açıklaması toplumda bir umut rüzgârı estirmişti. Ne var ki bu umut rüzgârı çok sürmedi. CHP yönetimi iki gün önce sabahtan toplanıp sanki ısrara dayanamamış gibi yaparak Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun mitinge katılacağı kararını aldı. Doğal olarak böyle bir durumda CHP niye bu kararı alır diye herkes gibi bizler de düşünüyoruz.

Çünkü CHP iktidara en yakınken bir de bakmışsınız ki alınan bir kararla her şey değişiyor ve CHP birincilik kürsüsünden ikinciliğe indiriliveriyor. Bizler doğal olarak bir partinin kendi ayağına ateş eder hale gelmesinin çok önemli nedenleri olmalı diye düşünüyoruz. CHP işlerin böylesine karman çorman olduğu bir dönemde iktidar olmak istemiyor olabilir. Çünkü 14 yıllık AKP yönetiminin ayakta bıraktığı bir tek kurum kalmamış. Neredeyse devlet çökertilmiş, AKP işi askeri birliklerin önüne çöp kamyonları yığarak kotarmaya çalışıyor. Ekonomi kâğıt üzerinde iyi gibi görünse de diyebiliriz ki bitik.

Orduda hiyerarşik yapı bozulmuş işleyiş içinden çıkılmaz hale getirilmiş. Dış müdahalenin olduğu öyle belirgin ki kör cahil bile bu gerçekleri görmekte zorlanmaz.

Emperyalist dünyanın sesi oldukça belirgin çıkıyor. İçinde her türlü tehdidi barındıran bu yaklaşımların nereye vardırılmak istendiğini iyi kötü görüyoruz. Bir de yıllarca Türkiye'yi hep uçurumun dibinde bekleten NATO belası var. Özetlersek tehdidin bini bir para. Durum buysa; CHP'nin önüne konulan bu engelleri aşabileceğini gözü kesmiyor demektir ya da halkla birlikte aşabileceğini politika olarak hiç önüne koymuyor olmalıdır.

İkinci bir nedense; başta iş çevreleri olmak üzere CHP'ye iletilen kaygılardır ki, CHP yönetimi bu çevrelerin iletilerine çok daha açıktır. Bu ülkenin geniş emekçi yığınları ne olacak diye sorunuzu duyar gibiyim. Bu sorunun yanıtı çok basit.

KİM TAKAR YALOVA KAYMAKAMINI!

CHP, işte bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım'ın ısrarını geri çevirmedi. CHP bu yüzden iktidar olup Türkiye'nin demokratikleşmesi için maddeleştirdiği görüşleri yaşama kendisi geçirmesi gerekirken, Yenikapı mitingine gidip talepten öte geçemeyecek geri bir çizgiye savruldu.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi olarak bizler doğruyu söylemeye devam edeceğiz.

Ancak kararlılığımızı da kendi üzerimize düşeni yerine getirerek sürdüreceğiz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA