turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NATO MERMER KAFALAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 AĞUSTOS 2016

Bazı insanlar zaten NATO mermer kafalıydı, bazıları da sonradan hidayete erip NATO mermer kafalı oldular. Bu yüzden bu çevrelerin NATO'dan çıkılabileceği gerçeğine bir türlü kafaları basmıyor. Her nasılsa 15 Temmuz darbesinin sonrasında Recep Tayyip Erdoğan NATO'dan çıkılabileceği yönünde sözler etmesinin ardından bir tartışma gümbürtüsü koptu ki demeyin gitsin. Çıkılırdı çıkılmazdı televizyon kanalları bu tartışmalarla yıkılıyor. Herkes düşüncesi neyse dayanağını da ona göre oluşturup büyük büyük laflar ederek uzmanlık gösterisi yapıyor. Çıkamazmışız, çıkmamıza Amerika izin vermezmiş. Tamam, çıkmamamız gerekirmiş ancak dik durmalıymışız. Ne geliyorsa başımıza dik duramadığımızdan geliyormuş.

Yani sizin anlayacağınız omurgasız olduğumuz için bütün kötülükler bizim başımızdan bir türlü eksilmiyormuş. En az muhterem de onun kadar milliyetçiymiş ancak Türkiye'nin yeri NATO'ymuş. Çıkılırmış, niye çıkılmasınmış. Çıkarmışız Şanghay beşlisine katılırmışız olur bitermiş. Hasılı yüzümüzü Avrasya'ya çevirmeliymişiz. Olurmuymuş hiç orada da dik duramayacağımız için başımıza NTO'da gelenlerin aynısı gelirmiş. Doktor tanıyı koymuş. Biz kesin omurgasızmışız. Öyle değilse bile omurgalarımız öyle aşınmış ki doğrulup dik yürmemizin olanağı kalmamış. Arada bir iki sözde ille bir yere yamanmak mı gerekiyor şeklinde çıkıyorsa da söylediğimiz gibi bu tür sesler cılız.

Eee efendim; yıllarca emperyalist/kapitalist dünyanın uşaklığını yapanlara konuyu tartıştırırsanız tartışmanın niteliği de bu kadar olur. İnsanların aklında uşaklık ede ede başka bir çıkış yolu kalmamış ki. Doğal olarak herkes dağarcığındakileri konuşuyor. Kuşkusuz bu tür eleştirilerden bazılarını ayrı tutuyorum ancak görüyorum ki televizyonlarda bir kez daha ar damarı çatlamış olanlar tartıştırılıyor. İçlerinde bunların bir tek sosyalist yok. Bir sosyalist olmalı ki NATO'dan nasıl çıkılırmış televizyon ekranlarında bu zevatı bağırta bağırta bütün Türkiye'nin gözleri önünde kanıtlayabilsin.

Birde son zamanlarda ne kadar kaynaşmış ve yekvücut olduğumuz tartışılıyor en çok.

Yalan arkadaş, koskocaman bir yalan!

Unutmayın ekonomik kriz dönemlerinde iri iri servet sahipleri, onların kapısında yalanan çanak yalayıcıları ne diyorlardı? Hepimiz bir gemideyiz, gemi batarsa hepimiz ölürüz. Bu yüzden de ücretler aşağı çekilmeli, gerektiğinde bir süreliğine sigortalar ödenmemeli falan filan. Yani sizin anlayacağınız vurun abalıya örneği bütün yük emekçi yığınların sırtına vurulmak isteniyordu. Şimdi de öyle. Aman bir kaynaşmışız bir kaynaşmışız ki demeyin gitsin. Bu konuda da televizyon kanalları yıkılıyor. Vatan, Millet Sakarya edebiyatı ile gözlere kül üfürülmeye kalkışılıyor. Bu konuda hemen herkesi niyeyse Vatan Partililer solluyor. Oysa ortada ne kaynaşmışlık var ne de bu ülkenin insanını adam yerine koymak. Bakın; AKP, 15 Temmuz'dan bu yana sözüm ona darbe karşıtlığı üzerinden sokaklarda dinsel gösterinin Allahın yapıyor. Kılıksız tarikat yanlıları neler yaptılar neler. AKP, 7 Ağustos mitingini dualarla açtı. Bir vaiz ve Diyanet İşleri Başkanı din ne işe yararmış bir güzel gösterdiler bütün Türkiye'ye.

AKP, tekbirli Grup Toplantısı yapıyor, oradakiler "idam" isteriz diye bağırıyorlar. Yine Başbakan koltuğunda oturan Binali Yıldırım darbe gecesi direnenlere ve tankların önüne yatanlara çağrı yaparak 10 bin polis alınacağını, gelip polis olmalarını isteyen sözler sarf ediyor. Adamların kafaları hiç değişmemiş. Dün nasıl Fethullahçılar bütün kurumlarda kadrolaşmış ve kurumları ele geçirmişlerse yine aynı yoldan yürünüyor. Sanki polis alımı için ne yasa var, ne hukuk söz konusu ne de başka bir yol. Darbeye karşı tutum aldın mı tamam buyur polissin denilecek sanki?

Bugüne kadar bu ülkenin başına ne gelmişse dini referans gösterenlerin yüzünden gelmiştir. Bir kez şu konuda kafamız net olmalı, kim ki dini referans göstermektedir onunla demokrasi konusunda uzlaşmanın olanağı yoktur. Sanki bugüne kadar dini referans gösterenler sadece Fethullahçılardı da şu an saray ve AKP'nin çevresinde kümelenenlerde hiçbir arıza yoktu. Oysa tam tersine en az Fethullahçılar kadar Türkiye'de AKP ve saray başta olmak üzere pek çok kesim de dini referans göstermekten bir an bile geri durmuş değillerdir. Bu yüzden de Kılıçdaroğlu'nun Yenikapı'da camiye, kışlaya ve yargıya siyaset sokulmaması gerektiği yönündeki sözleri bunlara sinek vızıltısı kadar bile etki etmemiş. Etmemiş ki AKP grup toplantısı katılanların niyeyse dini görevlerde olanların ağırlıklı katılımı ile yapılıyor. Nereden icap ettiyse Balkanlardan gelen müftüler bile buralarda boy gösteriyor.

Evet, NATO'dan aslanlar gibi çıkılabilir. Hiçbir pakta da girmemiz gerekmiyor. İran'ın başardığını bizim başarmamamız için hiçbir neden yoktur.

Evet, din ve ibadet özgürlüğüne bir diyeceğimiz yoktur. Ancak ne zaman din toplum yaşamına yön vermeye kalkar, hak ve özgürlüklerin budanmasında, adaletin bir zümrenin çıkarları için işletilmesinde rol oynamayı görev olarak önüne koyar ve gericilerin, emek ve halk düşmanlarının çıkarları için yığınları sürüye dönüştürmek ister, işte o zaman bu konuda hiç kimseye geçit verilemez. Bu tür politik yapılarla bir uzlaşma yoluna gidilerek ne demokrasi kurtarılır ne de ülke bilimin ışığında ilerleyen çağdaş bir ülke olur.

Eğitimi dini vakıf ve cemaatlerle halletmeye kalkan bir iktidarla da uzlaşma yoluna gidilemez. Gidilirse de kazançlı çıkanlar yine bugüne kadar olduğu gibi gericiler ve halk düşmanları olur.

Bu yüzden buradan bir kez daha Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak diyoruz ki, referansaları din olanlara sonuna kadar karşıyız.

Karşı olmaya da devam edeceğiz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA