turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU NE HÂL YAHU?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 AĞUSTOS 2016

Nihayet AKP ve saray curcunası bitti. Bundan sonra acaba kendimize gelir de doğru dürüst düşünür müyüz diye aklıma geliyor ama ne gezer hiç umut yok dersem abartmış olmam.

Yine aklım televizyonlara takılıyor. Tartışmalar, tartışmalar, tartışmalar gırla. Bildiklerini anlatanların konuşmalarını işittikçe derler ya sıktım sıyrıldı, vallahi de billahi de sıktım sıyrılıyor. Hani yukarıdan aşağı komuta kademesi ve disipliniyle yere göğe sığdıramadığımız ordumuzun içi birilerince cıfıt yuvasına döndürülmüş.

Askeri liselerden tutun da Harbiye’ye kadar birileri ele geçirmiş. Ele geçirmekle kalmamışlar, kendileri gibi düşünmeyen öğrencilere dünyayı dar etmişler. Bir yolunu bulup daha subay bile olmadan işkence yapa yapa okullarından ayrılmalarını sağlamışlar. 10 değil, yüz değil, binlerce Harp okulu öğrencisi komutanların gözleri önünde okullarından atılmışlar da kimsenin haberi olmamış. Sorular çalınmış, Fethullahçılar okullara yerleşmiş, onlar okul bitirir, birer ikişer rütbe alırlarken, kendi dışındakilere kumpaslar kurarak temizleyivermişler. Bütün bunlar olurken yukarıdan aşağı komuta kademesi gıkını bile çıkarmamış. Siyasi iktidar ise zaten boğazına kadar bu pisliğin içinde yer almış. İşte ordunun özellikle AKP döneminde getirildiği içler acısı konum.

Polis teşkilatı farklı mı? Daha polis kolejlerinde ve Akademilerde canlarına okunan öğrenciler ya yola getirilip Fethullahçı yapılmışlar ya da tıpkı ordudaki gibi canlarına okunmuş. Okunmakla kalınmamış gerektiğinde uzun bir el her yere yetişmiş, Fethullahçı olmayanları emniyetin kadrolarından dışarı atmışlar. Bütün bunlar yaşanırken İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan muhteremler ise bu yaşananların hiçbirisini ne görmüş ne de duymuş.

İş böyle olunca da emniyetin içi de tıpkı orduda olduğu gibi cıfıt yuvasına döndürülmüş. Sonuçta bugün yaşadığımız olumsuz sonuçlardan sorumlu olan iktidarların ve de özellikle AKP iktidarının sorumluları sağ ancak onlardan kimsenin hesap sormak aklına gelmiyor niyeyse. Bu korkunç yapılanma bütün hızıyla sürerken ve hatta bu yapılanmanın işleri kolaylaştırılırken bu işin maşası olmuş veya önemli derecede sorumluları konumuna gelmiş olanların önemli bir bölümü tutuklanmışlar, ancak asıl hesap vermesi gereken siyasi sorumlularsa hiçbir şey yaşanmamış gibi ortada dolaşıp dururlar. Recep Tayyip Erdoğan'dan AKP'nin tüm ileri gelenlerine kadar da herkes kandırılmıştır zaten. Kandırıldıkları için de cezayi ehliyetleri yokmuş gibi davranılarak, Fethullahçılara himmet bağışı verenler bile evlerinden alınır ve sorgulanırken sözünü ettiklerimize yönelik bir yaptırım yoktur niyeyse. Sanırız kandırılmış olmak da cezayi ehliyeti olmamak olarak değerlendiriliyor olsa gerektir.

Öyle ya bunların cezayi ehliyetleri yok ama devleti yönetme ehliyetlerine gelince Allah bunlara bu ehliyeti gani gani vermiş sanırım.

Dün AKP ve çevresinin son şenlik günüydü. Kızılay'da sevinç gösterileri atanlar mı dersiniz, oynayanlar mı her tür insan vardı. Oysa aynı gün Mardin, Diyarbakır ve Şırnak'ta yaşamını yitiren asker ve polisler vardı. Hemen her gün PKK'nın saldırısı sonucu asker, polis ve yurttaşlarımızı yitirdik. Öyle hale gelmiştik ki sanki bu yaşadıklarımız hiç yaşanmıyordu. Siyasilerin ve senlik grubunda yer alanların bu olup bitenler dertleri bile değildi. Kimse de bunlara dönüp BU NE HÂL YAHU diye sorduğu bile yoktu. Yüksek siyasetin işi başından aşkındı. Bunlar şimdi elleriyle büyütüp besledikleri FETÖCÜLERİ temizliyorlardı ki sıra yaşamını yitiren asker ve polislere niye gelsindi ki?

Artık daha yüksek bir politikanın peşindeyiz. Rusya ile aramızı düzeltip yeni yeni ilişkilere yelken açacağız. Arada sırada bize eleştiren bir Batı ülkesi olursa; kafamı bozma deyip halkın gözünde puan kazanacağız. NATO'da neymiş, NATO olmazsa Avrasya olur diyerek gelgitli politikalarla idare eder gideriz, şunun şurasında ne olacak ki? Hani beklenti büyük. Vatan Partililer ve kimi ulusalcı çizgide politika yapanların formülleri hazır. NATO'dan çık Avrasya topluluğuna gir. İyi de kim yapacak bunu diye sorduğunuzda da bunlar Recep Tayyip Erdoğan'ın bayağı kendi çizgilerine geldiğini düşünüyorlar ki ne büyük yanılgı. Ayrıca kimi zamanlarda ortaya çıkan siyasi ortamın seline bazıları kendilerini kaptırmışlar ki demeyi gitsin, sürüklenip duruyorlar. AKP istediği gibi kararlar alıyor, CHP ise alınan bu kararların düzeltilmesi için AKP'nin peşinden koşturuyor. Olumlu bir yanıt da alınmışsa, ne güzel sevinçlerine diyecek yok. Bazı üniversiteler Fethullahçı suçlamasıyla kapatıldı.

İyi tamam ne var bunda diyorsanız, hemen sayıları 65 bini bulan öğrencilerin ne olacağı sorusuyla karşılaşıyoruz. AKP bir yolu bulunacak demeye görsün bir sevinç bir sevinç ortalığı kaplıyor. Oysa AKP siyasi bir iktidar olarak zaten sorumluluğunu yerine getirmesi gerekmiyor mu? Niye bu kadar seviniyoruz ki? Diğer konuların da belirttiğimiz durumdan farkı yok. AKP aynı tas aynı hamam kadrolaşmasını devam ettiriyor. Ellerinde de bir O Hal silahı olunca işleri daha da kolay.

Uzatmayalım, yaşadıklarımız gösterdi ki AKP'nin yönetemez hale geldiği bir gerçek. Liyakat şu bu derken korkarız daha derin bataklığa saplanma tehlikemiz var. Belki de o zaman iş işten geçmiş bile olabilir.

Yol yakınken olması gereken şey Türkiye'nin demokratikleşmesi için yürekli adımlar atılmasıdır.

Yok, bunların hiçbiri yapılmazsa Amerika ve emperyalistler yeni uşaklar bulur yollarına da bu uşaklarla devam ederler ki, bu kafayla çoklarının ruhu bile duymaz olacakları.

Bizden söylemesi…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA