turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMEK CİHAT YAPIYORLAR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 AĞUSTOS 2016

10 Ağustos günü Recep Tayyip Erdoğan için ölüp bayılanlar Sarayın önünde toplanmışlar. Kalabalık kendinden geçmiş, Erdoğan hakkında tezahürat yapıyor. Her fırsatta "başkomutan" olarak niteleyip alkış tutuyorlar. Erdoğan'sa açıldıkça açılıyor ve oradakilere cihat yaptıklarını söylüyor. Topluluğun ayranı biraz daha kabarıyor tabiki de. Öyle ya, oradakiler cihad yapmışlar ve darbe girişiminde bulunan Fethullahçı çeteyi yendikten sonra asıl darbeyi kendileri gerçekleştirmişlerdir. Her ne kadar güçlü olmadıklarını biliyorlarsa da yine de iktidarlarını sağlamlaştırdıklarının bilincindeler. Bugüne kadar "Dünya lideri" dedikleri Recep Tayyip Erdoğan Başkomutan olarak darbecilere karşı girişilen savaştan galip çıkmış biridir, oradaki topluluğun her biri de bu zaferin kazanılmasında birer cihatçı görevini yapmışlardır.

Gerçi; Fethullahçı çetenin başarıya ulaşmamasının nedeni salt Recep Tayyip Erdoğan'ı ölümüne tutanlar ve AKP'liler olmasa da onlar Fethullahçıların yenilgisini çoktan hanelerine yazmışlar bile. Ama bu çevrelerin görmedikleri bir şey var.

O da, eğer ülkemizde Fethullahçı darbeye karşı sözünü ettiğimiz Erdoğancı ve AKP'lilerin dışında ezici bir çoğunluk olmasaydı bu darbenin önlenmesinin hiç mi hiç olanağı yoktu. Ordu içinde bile sözü geçen gruba emir komuta zinciri ile bağlanıp hareket etmeyen büyük bir çoğunluk söz konusu. Bu durumda gerçek neymiş pekâlâ? Gerçek; zaferin salt Recep Tayyip Erdoğan'ın cihadçılarının darbecileri önlemediğiymiş tabiki de…

Bu gerçeklere karşın niçin AKP ve Erdoğan bu başarının nedenini salt kendi yandaşlarına bağlıyor acaba? Bağlıyor, çünkü ortada toplanacak bir parsa olduğu iyi biliniyor. Bu yüzden de sonuçlar işlerine geldiği gibi yandaşlara anlatılmaya çalışılıyor. Hem darbe gününün ertesine kadar hiçbir konuda muhalefetle yan yana gelmemiş olan ve hatta muhalefete karşı en ağır sözlerle seslenen Erdoğan cephesi nasıl olmuştur da bir günde muhalefete karşı yumuşayıp aman birlikte davranalım noktasına gelmiştir dersiniz? Çünkü onlar da biliyorlar ki darbenin geri tepmesinde hemen herkesin çok büyük rolü vardır. Üstelik yine onların deyimiyle tehlike hâlâ geçmiş değildir.

Bu yüzdendir ki tamı tamına "Demokrasi Nöbeti" adı altında meydanlarda AKP'liler gösteri yapmışlardır. Üstelikte gösteri yapanların hemen her fırsatta kendilerini belli etmeleri de ayrı bir felakettir. Bu çevrelerin gösteri boyunca ağızlarından düşmeyen sözlerse dini içerikli sözlerdir. Meydanları dolduran tarikat ve cemaat mensupları uluorta zikirler gerçekleştirip ağızları köpüre köpüre nasıl bir cihadın adamları olduklarını da göstermekten hiç mi hiç çekinmemişlerdir. Sokakları dolduran molla kılıklı insanların sergilediği görüntüler Aman Allah'ım dedirtecek cinsten görüntüler olarak belleklerde yer etmiştir.

Bu gerçekler ele alındığı ve enine boyuna irdelendiğinde ise olup bitenler gün gibi gözlerimizin önüne serilmektedir. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 Ağustos akşamı kalabalığa seslenirken dili falan sürçmüş olmadığı gibi konuşmasının kendiliğinden gelişen bir bölümünde de istemeyerek söylenmiş sözler değildir.

Ne demişler?

"Dervişin fikri neyse zikri de oymuş."

Yani AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan'ın istediği rejim demokrasi temelli falan değil. Onlar demokrasi treninden ineli çok olmuştur. İstedikleri dini temelli faşist bir rejim olduğuna göre sarayın önünde toplananlara da "cihatçı"" olarak seslenmesi çok da bize şaşırtıcı gelmemiştir.

Son olarak bir de AKP ve saray sürekli olarak kandırıldıklarından falan söz ederek bir gün önce söylediklerinin ve yaptıklarının tersini söylemekte ve tersini yapmaktadırlar. Bunları Fethullahçılar falan kandırmış değildir. Bunlar gerçekte Fethullahçılarla son ana kadar birlikte iş tutmuşlardır. Yani Fethullahçıların açtıkları ne kadar arıza varsa en az Fethullahçılar kadar AKP ve sarayda sorumlu ve suçludur.

Bakın; Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş daha şimdiden ne diyor;

"BU İŞ CADI AVINA DÖNDÜRÜLÜYOR."

"Kamudaki görevden almalar istihbarat raporlarına göre yapılıyor. Ancak arada bazı yanlışlıklar da olabiliyor"

diyor ki böyle giderse bunlar; söyledikleri sözlerden adım gibi biliyorum ki yine dönerler…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA