turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BALIK BAŞTAN KOKARMIŞ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 AĞUSTOS 2016

Bu söz, bugünkü yaşadıklarımızla cuk diye örtüşüyor. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin kapatılması ile ilgili davada partiyi savunmak için Anayasa Mahkemesi'nde söz aldığımda savunmamın içinde yer alan sözleri anımsıyorum ve burada bir kez daha yinelemeyi gerekli görüyorum. "Sayın mahkemeniz eğer suç odağı arıyorsa Genelkurmayda aramalıdır. Çünkü 11 askerimizin başına çuval geçirilmesi olayını salt Amerika'yı korumak için bu bir münferit olaydır diyen Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök suç odağının ta kendisidir. Yine 52 adet yolsuzluk dosyası bulunan Recep Tayyip Erdoğan ve onlarca dosyası bulunan AKP yolsuzluk odağıdır. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'ne gelince Türkiye Sosyalist İşçi Partisi bu ülkenin vicdanıdır…"

Bugün tartışılan ne? 15 Temmuz'a giden yolun taşlarının nasıl döşendiği. Bazıları ağızlarını açtıklarında; bilmiyoruz, hiç duymadık ya da kandırıldık diyorlar ya tepeden tırnağa yalan. Yalan, çünkü ordu içinde aleni yaşanan kaynamalar bir üst rütbeden tutun da Genelkurmay Başkanlığı'na kadar yansıtılmış olay ve olgulardı. Şimdi anlıyoruz ki bu bilgiler üst rütbeliler tarafından ya geçiştirilmiş ya da bilerek, isteyerek dikkate bile alınmamış. Orduya kumpas kurulduğu apaçıkken dağdan bayırdan konuşan ve "kasaptaki ete soğan" doğramam" diyen kimdi? Tabiki de Hilmi Özkök. Ordunun içinde açıktan açığa kumpas kurulup ordu çökertilirken bir Genelkurmay Başkanı'nın susup oturması nasıl bir şeydir dersiniz?

Yine Necdet Özel'i bir düşünün. Necdet Özel'in dünde hakkında konuşanlar vardı, bunlar biliniyordu bugünde konuşuluyor ve herkes duyuyor, öğreniyor. Orduya kurulan tuzaklar karşısında sesini çıkarmayıpta Fethullahçıların eksiksiz rütbe almalarını hem siyaseten hem de ordunun yetkililerinin davranışlarıyla açıklamayacaksak nasıl ve neyle açıklayacağız? Yani sözün özü Fethullahçılar hem siyasi iktidar hem de askeri yetkililerce korunup kollanmışlar ve bu sayede ülke 15 Temmuz darbe girişimini yaşamıştır.

Yaşananlar sadece bundan mı ibarettir? Değildir tabiki de. Ordu içinde, Harp okullarında, askeri liselerde Fethullahçılar tarafından harcanan binlerce vatan evladı vardır. Ordu kademesindeki komutanların bu kadar sayıda insanın harcanması karşısında dünyadan bir haber olmaları mümkün müdür? Ya da şöyle söyleyelim; atılanlarla ilgili bilgiler, hiç mi herhangi bir komutanlığa ya da Genelkurmay Başkanı'na kadar yansımamıştır? Evet, AKP iktidarı bilinçli bir şekilde davranmış ve Fethullahçı olmayanların ordudan temizlenmesi için siyasi irade koymuştur. Komuta kademesi de böylesine büyük çaptaki temizliğe hem seyirci kalmış ve hatta bilinçli şekilde onaylayıp geçmiştir. Bu yüzden de bugün Fethullahçıların hesap vermesini istiyoruz ya bunlara ilaveten siyasi iktidarı ellerinde bulunduranlar hem de ordunun sorumlu kademeleri çıkıp yargının karşısında hesap vermek durumundadırlar.

Kimse, Hulusi Akar gibi bir Genelkurmay Başkanı'nın boğazındaki sıkma izlerine bakıpta vay be demek ki Fethullahçılar paşamıza ne yapmışlar diye yazıklanmaya kalkışmamalıdır. Çünkü 15 Temmuz kalkışması öncesinde ve sırasında neler döndüğü açıklığa kavuşmadan sıkma sözlerle kimse uyutulmaya çalışılmamalıdır. Sorumlunun sorumlu gibi davranmadığı bir ülkede yedirme sözlerle hiçbir şeyin üstü örtülemez. Ya da hiçbir sorun ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim çözülmeden heyula gibi yığılır kalır.

AKP iktidarı, saray ve ordunun içinde bilerek isteyerek ya da kimliksizlikten ve kişiliksizlikten kaynaklanan nedenlerle Fethullahçıların bu denli büyüyüp palazlanmalarına neden olanlar, hangi sonuçlara sebep olduklarını bilmiyorlar da olamazlar. Binlerce insanımız işinden, ekmeğinden olmuştur. Kumpas kurulanlardan susturamadıklarına karşı ne tezgahlar hazırlanmıştır acaba bir bilen var mı? Kim kaç suikast atlatmış, canından olmuş ve de yakınlarını yitirmiştir bir kez olsun aklımıza gelmiş midir?

Tek bir örnekle yazımı bitirmek istiyorum. Em. Yarbay Mustafa Dönmez Fethullahçıların tertiplerine karşı tutum aldığı ve de birçok olayın peşine düştüğü için hem ordudan emekli edilmiş hem de Ergenekon Davası'ndan içeri atılmıştır. Bütün bu bedeller yetmemiş bir de Dönmez'in oğlu Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 2’nci sınıf öğrencisi olan Alp Kaan Dönmez Bakü'de suikast olduğu iddia edilen ve trafik kazası süsü verilen bir kazada yaşamını yitirmiştir.

Artık bazılarınızın bilinçli yandaş olduğunuzu bir yana bırakıyoruz. İşsiz güçsüz kaldığı için yaşamı altüst olanların hatta yaşamını yitirenlerin acısını; sizin bilmiyor, görmüyor, duymuyor ve de kandırılmış olmanız dindirebilir mi?

Bugün zevahiri kurtarmak için bu sözlere sarılıyor ve de halka ciddi ciddi yutturmaya çalışıyorsunuz ya pes vallahi ki ne pes! Ama unutmayın hiç kimsenin yaptığı yanına kalmaz. Öbür tarafta hesabınızı nasıl verirseniz verin bizi ilgilendirmiyor, ancak bu dünyada tarafsız bir yargının karşısında hesap vermenizi sağlamakta bizim işimizdir. Unutmayın sonuna kadar ensenizdeyiz, o kadar…

Son bir not:

Dün PKK, Diyarbakır Bismil'deki Trafik Bölge Denetleme Merkezi'ne bombalı bir saldırı düzenledi. Yine aynı yöntem, yine aynı şekilde yaşamını yitirenler ve yaralananlar. Hem böylesine saldırılar gerçekleşecek hem de "barış" diye yer gök inletilecek. Bu olmaz, olamaz. Olursa da kalkıp demokrasiden, şundan bundan dem vurmaya kalkarak kimse haklılık iddiasında bulunamaz.

Bizden söylemesi.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA