Turgut Koçak

turgutkocak2009@hotmail.com

DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?

Kendimi bildim bileli bu sözcükle tanışmış biriyim. Benim çocukluk yıllarımda Türkiye yönetim erkini ellerinde bulunduranlar bu sözü en çok komünistlikle suçladıkları kimseler için kullanmışlardır. Bu sözcüktür ki, bizim Rüzgâr şairimiz Nazım Hikmet’e ‘Nazım Hikmet Vatan Hainliğine Devam Ediyor Hâl⒠şiirini yazdırmıştır. Bu sözcüğü o kadar çok duydum ki, sonunda bu sözcüğün hak edenler için değil de; özü sözü bir, ülkesini de ülkesinin insanlarını da katıksız sevenler için kullanıldığını anlamam gecikmedi. 1960’lı yılların ortasıydı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) solu ve sosyalizmi bu ülkenin gündemine taşımış, geniş emekçi yığınlarının önüne bir kurtuluş seçeneği olarak koymuştu. Bu durum; hiç kuşku yok ki, egemen vurguncu takımını hemen harekete geçirmiş ve solu ve sosyalizmi savunanlar onların dilinde hemen “hain” olup çıkmışlardı. Bu suçlamaların ve saldırıların odağı o zaman Süleyman Demirel’in partisi Adalet Partisi’ydi. Elinde bulundurduğu çok büyük olanaklarla sosyalizme gönül verenleri AP’liler çok ağır bir dille suçluyor ve onları bir bütünlük içinde “hain” damgasıyla damgalıyorlardı.

AP’nin propagandistleri en küçük yerleşim birimlerinde bile bu ve benzer suçlamalarla yoğun bir çalışma içindeydiler. AP bizim köyde ne yaparsa yapsın birkaç oyun ötesine geçemiyor, bu da Ş.Koçhisar AP ilçe yöneticilerinin daha yukarıdan suçlanmalarına neden oluyordu. İlçemizde İlçe Milli Eğitim Müdürü görevini yürüten Mustafa Erdil bu partinin çalışmalarına soyununca bizim köye de geliyor ve onu amcam karşılıyor. Köyden bu kişiyi dinlemeye çok az insan katılıyor. Bizim evle amcamların evleri yan yana olduğu için babam onları görüyor ama yanlarına da gitmiyor. Bunun üzerine Mustafa Erdil babama şaka yollu sesleniyor ve diyor ki; “Mustafa sizin çocuklar hainmiş, Türkiye’yi Moskova’ya satacaklarmış”. Babam artık evin önünde oyalandığı işini bırakıyor, usul usul Mustafa Erdil’in yanına varıyor ve: “Biraz önce siz bana ne söylemiştiniz” diye soruyor. Bunun üzerine; Mustafa Erdil söylediği sözleri bir kez daha yineliyor.

Babamın yanıtı gecikmiyor ve şu karşılığı veriyor:

“Mustafa Erdil! Mustafa Erdil! Siz ne dediğinizi biliyor musunuz? Benim çocuklarım hain olamazlar çünkü onların soyunda Çerkez Ethemler yok.” (Mustafa Erdil Çerkez kökenlidir)

Ortalık buz gibi oluyor. Mustafa Erdil ve diğer AP’liler daha fazla kalamayarak köyden ayrılıyorlar.

Bu olayı öğrendikten sonra babama keşke Çerkez suçlamasında bulunmasaydın dediğim zaman babam da bana; “doğru söylüyorsun ben Ş. Koçhisar’da Çerkez bir ailenin yanında kalarak okudum, bana kendi anamdan ve babamdan bile yakınlardı” yanıtını verdi ve o an aklına başka bir örnek gelmediğini söyledi.

Her neyse konumuza dönelim. Aradan geçen yılları, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın basın toplantısını dinledikten sonra bir kez daha anımsadım ve gerçekten de sokağa “ben hainim” diye fırlamamak için kendimi zor tuttum. Demek değişen bir şey yok. “Hainlik” suçlamasını yaptığınız an karşınızdakini yere sermiş olmakla kalmıyor, üstüne üstlük tepesine çıkarak postallarınızla bir güzel kafasını da eziveriyorsunuz. Sonra, sonrası yok. Üstünlüğünüz kanıtlanmakla kalmıyor, ortalığa o bilinen korkuyu salıvermişte oluyorsunuz ki, işiniz iştir artık...

Şimdi gelelim kimin hain olduğuna.

Bugüne dek komünistler bir kez olsun bu ülkenin yazgısını belirleyen yönetim erkini ellerine almış değillerdir. Bu yüzden de, ülkemizin bu duruma getirilmesinde hiç mi hiç payları olamaz. Ülkemizi yaptıklarıyla çıkmazın eşiğine getirenlerin kimliği öylesine apaçık ortadadır ki, eğer işimiz; ille de hainlik aramaksa bunları bulmak hiçte zor değildir. Bizi yutmak ve yok etmek isteyen emperyalist-kapitalist sisteme kapı aralayanlar ve bu sistemin işbirlikçileri eğer hain değillerse bu tanımlamayı kimseye yakıştırmanın olanağı yoktur. Dünden bugüne, aşama aşama ülkemizi ekonomik ve politik olarak emperyalist güçlere bağımlı duruma getirenleri eğer kafamızın içinde biraz akıl taşıyorsak bulup çıkarmakta zorlanmayız. Konuyu bu yanıyla ele almak ve yığınların bilincine çıkarmak son hava ve kara harekatından sonra bir kez daha önem kazanmış bulunmaktadır.

ABD emperyalistlerinin Afganistan’da, Irak’ta ve diğer ülkelerde bulunmalarını ve yüzbinlerce insanı katletmelerini doğru okumayanların kimliği ve makamları ne olursa olsun gerçeklerle yüzleşmelerinin olanağı yoktur.

Yazımızı uzatmadan kısa bir özet yapalım ve soralım.

Amerika ve NATO karargâhlarında bölünmüş Türkiye haritaları ikide birde niçin gündeme getirilmektedir, bu tutuma karşı bugüne dek küçük protestoların dışında ilgililerce dikkate değer bir girişimde bulunulmuş mudur? Bulunulmamışsa niçin bulunulmamıştır?

Kuzey Irak’ta ABD askerlerinin, 11 Türk askerinin başına çuval geçirmesini, “bu münferit bir olaydır” diye geçiştiren eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ne adına ve niçin böyle bir demeç verme gereksinimi duyabilir?

Türkiye yönetim erkini elinde bulunduran egemenler niçin her atacakları adımı Amerika’ya danışmaktadırlar?

Recep Tayyip Erdoğan son hava ve kara harekatını ve nerede durulacağını Bush’la son görüşmesinde bir anlaşmaya bağlamışlar mıdır bağlamamışlar mıdır?

Ve Mart ayında gelmesi beklenen Amerika Başkan yardımcısı katil Dick Cheney’den önce Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates, niçin apar topar Türkiye’ye gelmiş ve ilgililerle (çekilme konusunda demeçlerini biliyoruz da) ne konuşmuştur ve onlarla hangi konularda ortaklaşmışlardır?

Gelelim işin özüne.

Genelkurmay Başkanı ordunun başı olarak havadan ve karadan yapılan operasyonlar için istihbaratın Amerika’dan alındığını bilmemekte midir?

Girme ve çekilme senaryosunun Amerika’nın istediği şekilde sonuçlanıyor olmasına; Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın hiç mi kafası takılmamaktadır?

Bu sözü söyleyen kişi olarak Sayın Büyükanıt’a son bir soru daha soruyoruz:

DÜNYADA EN ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU ÜLKE HANGİSİDİR?

VE BU KADAR ÇOK HAİNİN BULUNDUĞU BİR ÜLKENİN GELECEĞİNİ SAHİ NASIL GÖRÜYORSUNUZ?

Son bir ana tanımlama daha:

Türklerin de, Kürtlerin de gerçek düşmanları her yönüyle bir kez daha açık olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu düşman Amerikan emperyalizmidir. Kim ki bu gerçeği göremez ve politikalarını buna ayarlayamazsa işte o zaman hainlikle yurtseverlik arasında Çin setti olmadığını görecek kafasını taştan taşa çalsa da bu uyanmışlığının yararı olmayacaktır. Çünkü iş işten geçmiştir artık...


SAYFA BAŞI

ANA SAYFA