turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İMAM BİLDİĞİNİ OKUYOR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 AĞUSTOS 2016

İmam bildiğini okur sözcüğünü duymayanız var mı bilmiyorum. Ancak bu son günlerde "İmam" sözcüğü çok konuşuldu. Cemaat imamları ile ilgili o kadar çok şey konuşuldu ki, başka ne varsa hepsi gölgede kaldı. Tamam, anladık Fethullah Cemaati gizli örgüt hem de tartışmasız terörist de bu imamlık işi salt bu örgüte özgü bir şey mi? Elbette değil, Tarikat ve cemaat olarak örgütlenen ne kadar inanç gurubu varsa imamlık bunların hiçbiri için bilinmeyen bir şey değildir.

Yani sizin anlayacağınız bir dernek kursanız, kurduğunuz derneğin kongresinde yöneticileri üyeleri seçerler ve sonuçta bu derneğin yönetim adlandırması nasılsa seçilenlerde o sıfatı kullanırlar. Yalnız böyle bir seçim asla tarikat ve cemaatlerde işlemez. Cemaat ve tarikatlarda kerameti kendinden menkul birileri çıkar kendisine şeyh, şıh vb. gibi bir isim uydurur onun altında sıralananlar ise geniş bir kitleyi elde tutmak için birilerince sıfatlandırılır olur biter.

Fethullah örgütünde imamların konumu da bundan ibarettir. Yani bu tür örgütlenmelerde ne demokratiklik söz konusudur ne de hiçbir kimse seçimle bir yerlere gelir. Üstelikte bu yapılardaki hiyerarşiyi devletin bilmesi de gerekmez. Yani gizli bir örgüt örneği çalışma sistemlerine sahiptirler.

Bu tür gizli terör örgütü olmak sıfatı her ne hikmetse daha düne kadar "hizmet hareketi" diye yere göğe sığdırılamayan Fethullahçılar; şimdi olmuşlardır Fetöcü terör örgütü. Oysa bu örgütle ilgili uyarı ve saptamalar devletin arşivinde kamyon kamyon yığılıdır. Nice savcı, emniyetçi, bilim insanı, politikacı, asker, aydın bu örgütle ilgili o kadar çok bilgi sunmuşlardır ki, bu bilgiler bizzat AKP iktidarı ve o dönemlerde başbakan koltuğunda oturan muhterem tarafından hasıraltı edilmiş hatta engellenmiştir. Herkesin bildiği, "ne istediler de vermedik" sözünün belleklerden silinmesinin olanağı var mıdır?

Bu tarikat ve cemaatlerle ilgili bizler ne söylüyoruz, bu iktidar ve saray konuyu nasıl anlıyor, bu ülkenin yurttaşlarının bilincine çıkarılması gerekli. Bugün sözünü ettiğimiz tarikat ve cemaatler terörist görülmüyor, özenli bir şekilde de Fethullahçılardan ayrı tutulması gerektiği yolunda iktidar tarafından korunup kollanıyorlar. Yine aynı şekilde dün devlet kadrolarına Fethullahçılar nasıl yerleştirilmişse bugün de aynı şekilde başka tarikat ve cemaatler yerleştiriliyor. Üstelik bu konuda getirilen eleştirileri yok sayan Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan, tarikat ve cemaatlerle ilgili yaptığı açıklamada; "diğer tarikat ve cemaatler müsterih olsun" diyebiliyor. Yani sizin anlayacağınız bi iktidarda değişen hiçbir şey yok. Her işlerini aynı tas aynı hamam usulü devam ettiriliyorlar.

Geçerken söyleyelim, nasıl Fethullah Cemaati bir terör örgütüyse bugün iktidarın tuttuğu tarikat ve cemaatlerde hem gizli hem de daha da azılı terör örgütlerine dönüşebilirler. Her ne kadar bazı aklı evveller tarikat ve cemaatlere sivil toplum örgütü tanımlaması yapma gafletinde bulunduysa da gerçek; bu yapıların özü itibariyle her an terör örgütlerine dönüşebilecek yapı ve anlayıştadır. Dolayısıyla bu konuda laik düşünmek ve davranmak vazgeçilmez bir ilke olarak benimsenmeli ve bu ilkelerin ışığında kime nasıl bakacaksak öyle bakmalıyız.

Biz CHP'nin Yenikapı mitingine niye katılmaması gerektiğini dile getirdik çünkü başta saray olmak üzere AKP iktidarının yaşanılanlardan der çıkarmasının olanağı yoktur. Olmadığı için de bu iktidarın çıkardığı Kanun Hükmünde Kararnamelere bakmak gerekir. Mitingte Kemal Kılıçdaroğlu o kadar liyakatten söz etti ancak sarayın bu sözler bir kulağından girip öbüründen çıktı. Neymiş efendim Cumhurbaşkanı ordunun içinden herhangi bir orgenerali genelkurmay başkanı olarak atayabilecekmiş. Sınav olmayacak, sadece mülakatla Özel Harekata eleman alınabilecekmiş. Haklarında soruşturma yürütülenlerin eş ve çocuklarıyla ilgili her türlü bilgi verilecekmiş. Memuriyetten çıkarılanlar artık unvanlarını kullanamayacaklarmış vs. Bu gelişmeler gösteriyor ki adım adım hukuk devleti sıfırlanırken, sarayın ve AKP iktidarının isteği doğrultusunda devlet yeniden faşizan bir şekilde inşa ediliyor. Hem niye olmasın ki SADAT'ın (Arapça'da Reis anlamına geliyor) kurucusu bildiğiniz gibi Recep Tayyip Erdoğan'a danışman bile oldu. Yani bütün bu tasarruflar yapılırken gözetilen hiçbir hukuk kuralı yok. Darbeyi bahane ederek istediklerini uygulayanların bu gidişle engellenmesinin de bir yolu olmadığına göre; acaba Türkiye bu işbilmezler tarafından nereye götürülüyor dersiniz?

Bu yüzden de başta CHP olmak üzere bütün demokrasi güçlerini önemli görevler beklemektedir. Tabi bu gidişin durdurulması için HDP çevresinde kümelenmiş olan ve adına Emek ve Demokrasi İçin Güç birliği denilen organizasyonla hiçbir şey yapılamaz. Bu yüzden de yeni kümelenme ve mücadele CHP'nin de içinde olduğu bir güçle ancak başarıya ulaşabilir. Bu nedenle düşüncemizi bir kez daha belirtmek gereği duyduk.

Dün akşam Ulusal Kanal'da Perinçek, 'Ne Yapmalı' başlığı altında soruları yanıtlıyordu. Neymiş efendim; CHP, PKK'yı meclise taşımışmış. CHP, PKK'yı destekliyormuş ama Recep Tayyip Erdoğan vatan savunması yapıyormuş. Özetle ne kadar dandik düşünce varsa Perinçek tarafından rahatlıkla söylenebiliyor. Atatürkçülük numarasıyla dinci gerici ve faşist anlayışın yanında duranların dün olduğu gibi bugünde tabanlarını zehirlediklerini görüyoruz.

Bu yüzden de bir kez daha belirtmek isteriz ki, özellikle TGB kendisini bu zehirli atmosferden hızla kurtarmalı, yanlış hedefler göstererek dinci gericilerin ve faşistlerin yanında durmayı işaret edenleri yalnız bırakmalıdırlar.

Yoksa Fethullahçı terör örgütü gider, bilmem ne cemaat ve tarikat örgütü gelir…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA