turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KAFALARI BASMIYOR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 AĞUSTOS 2016

ÖSO denilen örgütün kitle dayanağı var mıdır, ya da ne bileyim ÖSO denilen ve emperyalist güçler ve Türkiye desteğinde oluşturulmuş olan bu örgütün Suriye'de bir karşılığı bulunmakta mıdır, bence bu sorular iyice araştırılmalı ve Türkiye'nin bir kez daha yanlış yaparak hem Suriye'nin bütünlüğüne hem de ülkemize zarar verecek olası bir harekattan uzak durulmalıdır.

Cümle cihan biliyor ki ÖSO, Suriye'nin parçalanması ve Beşar Esad'ın iktidardan düşürülmesi için emperyalistlerce oluşturulmuş, Türkiye tarafından da desteklenip en yüksek düzeyde donanımları sağlanmıştır. Bir halt olmadıkları halde bu yapay örgüte Türkiye'nin her tarafında toplantılar yapma ve yapılanmalarının sağlanması için olanaklar hazırlanıp siyaseten de bir işe yaramaları için çok çabalanılmıştır.

Ne yazık ki Türkiye'de bunların savaşacak elemanları da eğitilip Suriye'ye sokulduğu halde bir varlık gösterememişler, hemen dinci terörist örgütlerin ya saflarına geçmişlerdir ya da onlar tarafından enterne edilip her türlü silah ve mühimmatlarına el konulmuştur. Ara ara PYD ile birlikte IŞİD'a karşı operasyonlara katıldığı söylendiyse de adının dışında hiçbir varlık gösterememiş ve Türkiye'ye epey pahalıya mal olmuştur.

Karkamış'ta üstlendiği ileri sürülen ÖSO Cerablus'ta IŞİD'a karşı yapılacak operasyonda kullanılacakmış. Adı var kendi yok böyle bir örgütle Türkiye bir kez daha yola çıkmak gibi bir gaflete düşerse ki bu iktidar ve saray şimdiye kadar benzeri pek çok yanlışa imza atmıştır, bu bağlamda Türkiye bir kez daha altından kalkılması zor sorunlarla karşı karşıya kalmaktan yakasını kurtaramayacaktır.

Türkiye'nin bütün bu ağzı yüzü belirsiz politikaların yerine atması gereken tek adım Suriye'nin toprak bütünlüğünü baz alıp Suriye merkezi hükümeti ile oturup doğru dürüst bir anlaşma ile bölgedeki sorunların ortadan kaldırılmasıdır.

Yok, işin içine ÖSO gibi kurulmuş yapay katil sürüleri sokulacaksa AKP ve saray iktidarının hesabı bir kez daha Bağdat'tan geri dönecektir. Türkiye saplanacağı kadar bataklığa saplanmış bulunmaktadır. Bu yüzden de Türkiye'nin atacağı adımların içinde ona buna kumpas kurmak değil, kendi sınırlarını güvenlik altına alan bir yol izlemesidir ki, bu politika terörist eylemler açısından da Türkiye'yi büyük ölçüde rahatlatacaktır.

AKP'yi ve sarayı destekleyen gazete ve televizyonlarda gece gündüz Fetö ile yatılıp Fetö ile kalkılmaktadır. İşin daha da kötüsü Fetö olayı bilinçli bir şekilde magazinelleştirilmiş olup birçok yandaşın hain tanımlaması yaparak vay anasına çektikleri televizyon programlarıyla halkın kafası ütülenmeye devam edilmektedir. Bütün bunları yaparken de iktidar yine aynı kırık rayların üzerinden hızlı tren geçirmeyi aklına koymuş olup politikalarını değiştirmeye gerek bile duymamaktadır. AKP ve saray dinci gericiliğin odağı konumundadır. Bu yüzden de var olmak için başkaca da dayanakları yoktur. Dün birlikte bu ülkeyi soyup soğana çevirdikleri Fethullahçıların yerine hemen kendilerine uygun gelen başka dinci takımlarını dolduruvermişlerdir.

Şimdilerde rağbet Menzilcilere, İsmailağa Cemaati'ne, Ensarcılara ve bilmem ne tarikatınadır. Madem böyledir bu iktidarın yarın için de varacağı nokta aynıdır. Çünkü serpilip gelişecek olan tarikat ve cemaatlerin de Fethullahçılardan hiçbir farkları olmayacaktır. Hani darbe sonrası Fethullahçılar başaramadılar ya bu dinci takımı nasıl Recep Tayyip Erdoğan ve AKP için Genelkurmay Başkanlığı'nın önünde zikir çekmişlerse eğer Fethullahçıların darbesi başarılı olsaydı bi kez de onlar için zikir çekeceklerdi. Yani dinci, imancı diye adlandırdığımız bu yapılar çürümüş yapılardır. Kendileri çürüdükleri için de çevrelerini de bir güzel çürütmüş beş para etmez hale getirmişlerdir.

Sonuç olarak AKP ve sarayın inisiyatifinde yapılacak olan hangi iş olursa olsun kesinlikle hayır gelmeyecektir. Çünkü ülke güvenliği söz konusu olduğu halde bunların kafası yine de ÖSO gibi yarım akıllılarla yürümenin ötesinde politika bilemez hale gelmiştir. Ayrıca dün tarikat ve cemaatler koalisyonu olan iktidarları bugün de farklı değildir. Tüm kurum ve kuruluşlara sözünü ettiğimiz cemaat ve tarikatlar hangi akla hizmet doldurulmak istenmektedir? Doldurulduğunda da hangi liyakatten ve beceriden söz edebiliriz? Bu iktidar yoluna aynı tas aynı hamam kafasıyla devam ettiğine göre; artık bizim ülkemizde hiçbir sorunun çözüleceğini düşünemeyiz. Düşünürsek; daha önce pek çoklarının yanıldığı gibi yanılmış oluruz ki bu yanılgının da bedeli çok daha ağır olacaktır kesin.

Sonuç olarak çürüyen armut dalda duramayacak ve düşeceğine göre AKP ve saray iktidarı da çürümüştür ve iktidarda kalmasının da bir olanağı yoktur. Hem Türkiye'nin sorunlarını çözmek için bazıları milli mutabakat hükümeti öneriyor ya böyle bir iktidar sadece sorunları kısa bir süreliğine ötelemekten başka bir işe yaramaz. İşte bu nedenle çürüyen yapılar yıkılıp gitmeli yerine ilk adım Türkiye'nin demokratikleştirilmesini önüne koyan bir iktidarla yola devam edilmelidir.

Yani?

Yanisi şu; AKP gitmeli, saray istifa etmeli, yerine de Türkiye'nin demokratikleştirilmesini önüne hedef olarak koyan bir iktidar gelmelidir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA