turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YÜKSEK TANSİYON

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 AĞUSTOS 2016

Ülkemizde siyasetin tansiyonu hep yüksek olmuştur. Olay ve olgular öylesine hızlı değişmektedir ki, bir olay yığınların bilincine çıkıp aydınlanmadan hemen ikincisi bastırmakta bu yüzden de yığınlar iktidarların yaptıklarının iyi mi, kötümü olduğunu kestiremeden bir yenisiyle karşılaşmaktadırlar.

15 Temmuz akşamı Fethullahçıların darbe girişimi olmuş, başarısızlığa uğrayan darbenin ön ve arka yüzü daha aydınlanmadan ortalık bir anda daha da bir karışıp kendimizi ilan edilen OHAL'in içinde bulmuşuz. Bir de bakmışız ki OHAL'le birlikte arka arkaya Kanun Hükmünde Kararnameler peş peşe çıkarılmış, çıkarılan KHK'lerle demokratik hak ve özgürlükler daha da budanırken bu kez de sivil darbe niteliğinde bir durum ortaya çıkmıştır. An itibariyle görevlerini yerine getirmek için çırpınan saray medyası bir anda Fethullah Gülen'i magazinleştirip gündemin ta ortasına yerleştirivermiştir. Bu saatten sonra iktidarın ve sarayın tasarrufları ise gelişigüzel şunu yaptım, şunu kapattım, şunu ihtiyacımız kalmadı yönünde geliştiğinden tartışmalar bir anda bu yönde yoğunluk kazanmıştır.

Hani, Harp Okulları ve Kuleli Askeri Lisesi Fethullahçı oldukları gerekçesiyle kapatıldılar ya birden buralardan boşalan arsalar birilerinin iştahını kabartmış, Ağaoğlu gibi ne oldukları iyi bilinen kişiler "şehitlere ev yapacağım" diyerek buraların arsalarına talip oluvermişlerdir. Oysa Türkiye'nin getirilmiş olduğu nokta üç aşağı beş yukarı uçurumun eşiğiyken birileri bu koşullarda bile rant peşinde olduklarını göstermişlerdir. Hani deyim yerindeyse öteden beri türeyen AKP ve sarayın zenginleri bu şekilde türedi zengin oldukları için bu koşullarda bile dudak ısırtan girişimler yaşanabilmiştir. Başlatılan cadı avının ise boyutu olması gerekenin çok ötesine geçmiş, iktidar Fethullahçıları bahane ederek Fethullahçılarla ilişki içinde olmayanları da tonganın altına çekmiştir.

Evet, ülkede OHAL var. Bununla birlikte can güvenliği konusunda hiçbir gelişme olmamış, ülkemizin evlatları beşer onar tabutlarda gelmeye devam etmiştir. Toplum ise böylesine en duyarlı konularda bile vicdanını nasırlaştırarak bir sonraki yaşanacak olan yeni bir felaketi bekler hale getirilmiştir. Nitekim öyle de olmuş, Gaziantep'te düğüne saldıran IŞİD'çılar yüzün üstünde yurttaşımızın yaralanmasına, ellinin üstünde yurttaşımızınsa ölümüne sebep olmuştur.

Daha bu olay aydınlatılıp sorumlularından hesap bile sorulmadan insanlar yepyeni haberlerle yeni bir güne uyanmışlardır. TSK, yanına ÖSO gibi Suriye'de karşılığı olmayan yapay olarak oluşturulmuş katil topluluğunu yanına almış, Türkmenleri de sos olarak kullanarak Suriye topraklarına girmiştir. Şu ana kadar edilen laflara baktığımız zaman pek çok çevre sadece TSK'nın girdiği yerlerle ilgili hamasi sözler etmenin dışında can alıcı bir şey söylenmemiş, sözüm ona o bildik kahramanlık palavraları yeniden gündemimizin başına oturuvermiştir.

Bizler; işin buralara kadar nasıl geldiğini ve kimler tarafından getirildiğini deşelemediğimiz için bataklık bizi yutuncaya kadar gerçekleri fark etmek gibi bir özelliğe de sahip değiliz. El Kaide, El Nusra, IŞİD, ÖSO, Müslüman Kardeşler ve de bir sürü İslami terör örgütü bir anda pıtrak gibi ortaya nasıl çıkmış ya da çıkarılmış muhasebesini bile yapmaktan uzağız. Böyle olunca da şimdilik işin kahramanlık yanıyla ilgileniyor olsak da; yarın beklenmeyen bir olaylar zinciri arka arkaya sökün ederse ne gibi tehlikeler bizleri bekliyor çıkarsamasını bile yapamadan ağır bedeller ödeyebiliriz.

Suriye konusunda bizim ileri sürdüğümüz düşünceler çok açıktır. Eğer Suriye'de taşlar yerine oturacak ve emperyalist güçlerin bu bölgeye daha fazla ayağının sokulması istenmiyorsa çözüm ancak ve ancak Suriye ile birlikte davranmaktan geçer. Suriye merkezi kuvvetlerince bölgenin IŞİD dahil bütün terörist grupları temizlemesi isteniyorsa ve de PYD'nin Kürt Koridoru adı altında Akdeniz'e ulaşma gayretinin önü kesilecekse bu sorun kesinlikle Beşar Esad'la birlikte konuşulup Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması amacını başat alarak başarılabilir ancak. Yoksa Türkiye göz boyayıcı ufak tefek başarı elde etse bile bu başarı da uzun vadede çamura saplanmakla sonuçlanabilir.

Yazımızın başında olay ve olguların ne denli hızlı değiştiğini söyledik ya, AKP iktidarını ve Sarayı Suriye topraklarına TSK'nın girmiş olması bile kesmeyecektir. Yoksa darbe karşıtı nöbet günlerinde "işte başkomutan" diye bağıran yandaşların üfürükleri bile boş kubbede hoş seda olarak yutulup gidecektir.

Bunca prestij yitirmiş olan AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan için bir yerlerin fatihi sıfatını almak yolunda atılan adımlar her şey bin kez düşünülüp hesap edilmezse felaketle sonuçlanması kaçınılmazdır.

Halkımıza duyurulur.

 


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA