turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KILIÇDAROĞLU'NA SUİKAST GİRİŞİMİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

26 AĞUSTOS 2016

Dünkü yazımızda ülkemizde gündemin ne denli hızlı değiştiğinden söz ederek yurttaşların bir olayı daha bilince çıkarmadan üstüne ikincisi bindiği için kafalarının karman çorman olduğundan söz etmiştik. Gerçekten de öyle, daha TSK'nın ne oldukları belirsiz ÖSO ile birlikte Suriye topraklarına girdiğini konuşup ve yazacaktık ki, pat arkasından Ardanuç yolunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik suikast amaçlı bir saldırıyla Türkiye karşı karşıya kaldı.

Gerçekten de böyle bir saldırıyı kim ya da kimler ne amaçla yapıyor olursa olsunlar bu saldırının kim ya da kimlere hizmet edeceği oldukça karanlıktır. Oldukça karanlık diyoruz; çünkü böyle bir saldırının ne devrimcilikle bağdaşır yanı var ne de ilerici, devrimci mücadeleye bir katkısı.

Öyleyse böyle bir saldırı niçin ve neden yapılmıştır?

Bence isimleri sadece harflerden ibaret olan bazı örgütler bu eylemleriyle kendilerini Kandil'e pazarlamak gibi bir gaileye düştükleri gibi tabansız oldukları için taban yakalamak gayretini de güdüyor olabilirler. Geçmiş günlerde Kandil'de birçok adı var kendisi yok örgüt bir araya gelmişler ve Halkların Birleşik Devrim Hareketi adıyla bir yapı oluşturarak Türkiye'de ses getirecek eylemlere yöneleceklerini açıklamışlardı. Bu yapıda yer alan örgütler şunlar: PKK, TKP/ML, THKP-C/MLSPB, MKP, TKEP-LENİNİST, TİKB, DKP, Devrimci Karargâh ve MLKP. Ayrıca adını ilk kez duyduğumuz bazı örgütlerin de katılacağı yolunda bilgiler var.

Bilindiği gibi PKK'nın bazı bölgelerde varlık göstermesi ve bir gerilla hareketi olarak bu bölgelerde tutunması oldukça zordur. Bu nedenle de yukarıda saydığımız örgütler, PKK adına bu bölgelerde görev alarak daha ses getirecek eylemler yapabileceklerini düşünmüş olabilirler. Ancak kim ne düşünürse düşünsün; bu tür eylemler sadece ve sadece çıkmaz bir yoldur başarı şansı da yoktur. Zaten uzun zamandır bu tür eylemleri kendilerine yol olarak seçen yapıların giderek eriyor olmaları da yolun çıkmazlığının en önemli kanıtıdır.

Hiçbir sol örgüt kitle desteğinden yoksun olarak var olamaz. Var olsa da ne esamisi okunur ne de sola ve sosyalizme küçücük bir katkısı olur. Aksine yığınların hızla sol ve sosyalistlerden uzak durmasına neden olur ki, aklı başında hiçbir sol örgütün de böyle bir anlayışa yöneleceği düşünülemez.

Bu yüzden de PKK ile oluşturulan Halkların Birleşik Devrim Hareketi yapılanmasının ne geleceğinden söz edebiliriz ne de sola ve sosyalizme yararlı bir eyleminden. Zaten Ortadoğu'da bulunan yapıların salt bir yerlerden güç alarak kendilerini ifade etmeye kalkışmaları ve kazanım elde etmeye soyunmaları ile birlikte gelinen noktaların hemen tamamının sorgulanması gerekir. Bölgede yaratılan fiili durum başta ABD emperyalistleri olmak üzere tüm emperyalist yapılar tarafından yaratılmış olduğuna göre bu güçlerle ittifak halinde sürdürülen mücadelenin sonucu da herkesin bildiği gibi kapitalist/emperyalist dünyaya hizmet edeceği için sola ve sosyalizme küçücük bir katkı getirmek şöyle dursun; tam tersine aleyhinde olacaktır. Bu yüzden de bu anlayışlarla emperyalist dünyanın taşeronluğunda giriştikleri eylemlerin gelecekte daha büyük belalar getireceği hesaplanmalıdır.

Sonuç itibariyle Kılıçdaroğlu'na yönelik bu saldırı bazı yapıların bu sansasyonel eylemle kendini göstermek için yapılabileceği gibi, ülke içinde daha geniş bir kargaşaya neden olarak bir içsavaşa hizmet etmek amacını da taşıyabilir.

Gerçi bu saldırı değerlendirilirken nesnelliği asla ikinci plana atmamak gerekir amma velakin işin içinde daha büyük çapta organizasyonların da olabileceği göz ardı edilmemelidir.

Sonuç olarak Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı girişimi öyle gelişigüzel seçilmiş bir saldırı gibi de ele alınamaz. Doğuracağı sonuçlar açısından iyi düşünüldüğünü kavramak zorundayız.

Sözü uzatmadan noktalamamız gerekirse bu saldırı girişimini kim ya da kimler planlamışsa peşin peşin onların solculuğu ve hatta değiller ya sosyalistliği de masaya yatırılıp sorgulanmalıdır. Çünkü egemen güçler tarafından sola ve sosyalistlere çıkarılması düşünülen bir faturanın olabileceği asla göz ardı edilmemelidir.

Türkiye'de devrimciliği ve sosyalistliği/komünistliği boğuntuya getirip bu isimleri kullananlarla derinlemesine bir öğretisel mücadeleye gereksinim bugün her zamankinden çok daha fazladır. Bu yüzden de bu tür girişimler her zaman provokatif eylemler olup kınanmalıdır.

Buradan kalkarak yazımızı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na geçmiş olsun dileklerimizle bitirirken;

yaşamını yitiren Erzincanlı askerimiz Fatih Çaybaşı'nın ailesine başsağlığı yaralanan askerlerimize de ivedilikle sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA