turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUNLARA KANMA, İNANMA!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 AĞUSTOS 2016

15 Temmuz Fetocu darbe girişiminin arkasından saray ve AKP'de şafak attı. Sarayın ve AKP'nin bazı açıklamaları kanmaya hazır çevrelerde fay kırılmalarına neden olarak sonrasında da milli ittifak veya restorasyon hükümetleri istemiyle gelişen durum başka bir havaya sokuldu. Duruşu ile Türkiye'nin demokratikleşmesi için olumlu iletiler veren CHP, parti olarak duyduğu endişeler nedeniyle bizim eleştirmemize karşın Yenikapı mitingine katıldı. Gerçi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Taksim Mitingi'nde dile getirdiği demokratik talepleri burada da yineledi ancak hitap ettiği kimseler ne yazık ki Kılıçdaroğlu'nun dile getirdiklerinden sağır ve dilsiz oldukları için pek bir şey anlamadılar.

Yine Recep Tayyip Erdoğan "başkomutan"dı, yine ondan daha büyük kimse yoktu. Bu mitingde bir hafızın dualar okuyarak mitingi açması, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in duayı daha da şerbetlendirmesinin arkasından da kürsüye iki de bir oradakilere teşekkür eden komuta ettiği orduda olup bitenlerden habersiz Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar çıktı.

Bu miting için her ne kadar bazı çevreler birlik ve beraberlik mesajları verildiği sonucunu çıkardılarsa da değişen bir şey yoktu, AKP ve sarayın zihniyeti sadece ve sadece kendisinin desteklenmesiyle sınırlıydı, demokrasiyi de kavraması bundan ibaretti.

Onca yaşadıklarımızı saymaya gerek görmüyorum. Bu zihniyetin hiç mi hiç değişmediğini gösteren yeni yeni adımlara tanık oluyoruz ki, salt bunlardan dolayı bile AKP ile demokrasi güçlerinin yollarını kesinlikle ayırmaları gerekir.

Biliyorsunuz, askeri hastaneler Sağlık Bakanlığı'na bağlandı. Apar topar bağlanan ve ne olup bittiği hiç mi hiç hesaplanmadan yapılan bu devir işleminin kuşkusuz ki konuşulacak pek çok yanı bulunmaktadır. Ancak atılan bu adımların içinde bir tanesi var ki, bu olay üzerinde herkes külahını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Haydarpaşa Askeri Hastanesi'nin adı hepimize hayırlı uğurlu olsun. Saray ve AKP iktidarı oturmuş, düşünmüş, evirmiş, çevirmiş ve bu hastanenin ismini Haydarpaşa Abdülhamit Hastanesi koymuş.

Padişah Abdülhamit'in kim olduğunun üzerinde uzun uzadıya durmaya gerek yok. O kişi 1876 Birinci Meşrutiyet dönemini sona erdiren ve meclisi kapatan kişidir. Uzun istibdat döneminde şakır şakır jurnaller işlemiş, onca aydın ve ilerici unsurlar sürülmüş, canlarından olmuş ve ağır işkenceler görmüşlerdir. İkinci Meşrutiyet'le birlikte ise saltanatı sona erdirilmiştir. Adı geçen kişinin kim olduğu tabiki de önemlidir ancak bu kişinin cumhuriyetin karşısına bir seçen olarak AKP ve saray tarafından çıkarılması doğrudan cumhuriyetle hesaplaşma girişimidir, bunun altını kalın çizgilerle çizmek zorundayız.

AKP ve sarayın zihniyetini bütün çıplaklığı ile gösteren başka yeni olaylar da arka arkaya gelmeye devam ediyor. Bilindiği gibi önümüzdeki günlerde adli yılın açılışı var. Zaten saray ve AKP iktidarınca ortada yargı diye bir şey bırakılmamışken adli yılın açılışı bu kez de sarayda yapılacağı açıklanmıştır. Yani saray iradesiyle ortada yargı diye bir şey bırakılmamışken yargının son kırıntıları da saray toplantısı ile birlikte ortadan kaldırılıp yargı bağımsızlığına son verilecek bir adım gerçekleştirilmiş olacak. Bu girişime tepkiler büyüktür. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, darbe sonrası saraya gidip Recep Tayyip Erdoğan hakkında övücü sözler söylediyse de bu toplantıya katılmayacağını söylemiştir. Sarayı ve AKP'yi destekleyen kimi çevreler Feyzioğlu'nun bu tutumunu "mahalle baskısı " olarak niteleseler de işin gerçeği doğrudan yargının bağımsızlığı ile ilgilidir.

Bir başka adım da Yüksek Yargıya onca hukukçunun içinden liyakat şu bu gözetilmeden iki türbanlı bayanın seçilmesidir. Yani Recep Tayyip Erdoğan'a göre liyakat demek türban demek anlamına geldiği için bunu da bir tarafa not etmemiz gerekiyor.

Bir diğer alınan karar da artık kadın polislerin de türban takacakları yönündedir. Bunun yaratacağı olumsuzluğu kimileri basite indirgese de yarın türbansız bir kadını bu türbanlı polislerin döve döve gözaltına aldıklarına tanık olurlarsa ki olacaklardır, toplumdaki kırılmanın boyutları çok daha artacaktır.

Son olarak 3. Köprünün açılışına katılan Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ı da anmak gerek. Malum Suriye'ye askeri birlikler operasyon başlatmışlardır. Her gün üçer beşer, onar askerimiz yaşamını yitirmektedir. Bu muhtereme ise Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında süs vazosu görevi verilmiş, görevi yerine şimdilik vazoluk görevi yapmaktadır.

Pazar Pazar sizi yormayalım. Saray ve AKP iktidarında değişen bir şey yoktur. Bunlar nasıl Fethullahçılara kandılar ve bunca haltı yedilerse akıllarınca toplumu da kandırmaya çalışmaktadırlar ve amaçlarından milim bile ayrılmış değildirler. Bu gerçeklere karşın gece gündüz Ulusal Kanal'da Vatan Partililer Recep Tayyip Erdoğan'ı nasıl Atatürkçü yaptıklarına dair afakî açıklamalar yapıyorlarsa da gerçekle gün gibi ortadadır. Ortada asla demokrasiye inanmayan, dinci, faşist ve Osmanlının istibdatçı anlayışını kendisine rehber edinmiş gerici bir iktidardan söz ediyoruz.

Bu yüzden de bunlar iktidardan ya gitmelidir, ya gitmelidir.

Bunlara hayırhak bakılarak göz göre göre ülkemizin uçuruma yuvarlanmasını seyreden bütün anlayışları tarih asla affetmeyecektir.

Bilinsin istiyoruz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA