turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SINIRDAYIZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 AĞUSTOS 2016

AKP iktidarı ve saray 14 yıldır getirip Türkiye'yi uçurumun eşiğine bıraktı. Bu yüzden de demokrasi güçlerinin daha da geriye çekilecek ne çıkış yolları söz konusu ne de bu yöntemle geleceğin aydınlık olması olası. Dünkü yazımızda belirttiğimiz gibi egemen güçler ne zaman zora düşseler, ne zaman yönetemez duruma düşüp tahtları sallansa milyonlara seslenişleri değişiyor. Neymiş efendim hepimiz bir gemideymişiz. Gemi batarsaymış hepimiz batarmışız. Bu yüzden de "Milli Mutabakat" hükümeti kurup selamete ermeliymişiz. Bunuda mı başaramadık, kırılan, dökülen ne varsa onarmak ve karaya oturan gemiyi yeniden yüzdürmek için "Restorasyon Hükümeti" bile kurabilirmişiz.

Ne oluyor beyler? Har vurup harman savururken, geniş emekçi yığınlara dünyayı dar ederken, emperyalist dünyanın maşalığına soyunup ülkeyi uçurumun eşiğine getirirken hiç bunları konuşmak aklınıza bile gelmiyordu da, şimdi mi konuşur oldunuz? Tamam, konuşuyorsunuz da AKP ve sarayın kimin sesine kulak verdiği var. Her şeye karşın hocanın bildiğini okuduğu gibi saray hangi attığı adımdan geri adım attı da bildiğini okumayı değiştirdi? Ülkemizin karanlıktan çıkması isteniyorsa eğer; bu iş AKP ve saraya koltuk değneği görevi görerek başarılamaz. Bir sizlerin söylediğine bakın bir de iktidarın ve sarayın yaptıklarına. Gerçekler bütün açıklığı ile gözlerimizin önündeyken kimsenin geniş halk yığınlarının kafasını ütülemeye hakkı da hakları da yoktur.

Fethullahçı kalkışma oldu diye AKP ve saray yürüdüğü yolunu mu değiştirdi? Tersine değiştirmek şöyle dursun bu bahane ile yine kendi deyimleriyle "Allah'ın lütfu"na kavuştular. Sağlık Bakanlığı'nı Menzilcilerle doldurup curcuna bakanlığına çeviren bir kuruluşa askeri hastaneler devredildi de ne oldu? Bakın ilk gözümüze çarpan olayı size bir kez daha anımsatalım ki, gerçekleri görmekte zorlanmayalım. Haydarpaşa Askeri Hastanesi'nin adı ne oldu? Haydarpaşa Abdülhamit Hastanesi. Kimdir bu Abdülhamit ya da bu ismi koyanlar neye hizmet bu ismi koymuşlardır dersiniz? Koymuşlardır çünkü saraydaki muhterem kendisini Abdülhamit yerine koymaktadır. Ya da en azından kendisi bundan sonra Yeni Abdülhamit'tir. Bunların ağzından Abdülhamit övgüsünü az mı duyduk da bugüne kadar gerçeği göremeyip pısmaya devam ediyoruz?

Bu olay için basit bir isim ne olacak canım diye geçiştiremeyiz. Bu adımların her biri cumhuriyetle hesaplaşmadır ve bu hesaplaşmada da adım adım din devletini oluşturma eylemidir. Madem atılan adım budur, bizler de bu hastaneye verilen bu ismi kabul edip sineye çekemeyiz. Hastanede çalışanlar, bu hastaneye tedavi için gidenler kısacacısı bütün ülke yurttaşları bu tabelanın hemen ivedilikle sökülüp atılmasını istemeli veya gerçekleştirmelidir.

Anayasa Mahkemesi'ne ataması yapılan iki türbanlı bayan bilerek istenerek seçilmiş kimselerdir. Bir adalet mekanizması ile bu kadar oynar ya da tamamen kontrolüm altında olsun düşüncesiyle hiçbir şey gözetmeden salt benim insanım diye atarsanız toplumun bu kurumdan adalet beklemesi beklenemez. Zaten bu kafada olanların amaçları da adalet dağıtmak falan olmadığı için her şeyin çivisi çıkar. Bu kafa ile oluşturulmuş bir yargı ağına kimse güven duymadığı için yargı adalet dağıtan kurum olmaktan çıkar zulme dönüşür. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan'ın böylesine ben yaptım oldu alışkanlığını da kabul edip oturamayız.

Polisi kendi dünya görüşünden insanlarla oluştur, orduya aynı anlayışla nizam vermeye kalk, sonra da bize demokrasi ve milli irade masalı anlatıp uygulamalarını yığınlara yutturmaya çalış, değişen bir şey olmayacaktır. Eğitimi batırıp çağdışı hale getirerek tıpkı Suudi Arabistan'dakine benzer bir yol izle ve biz bütün bunları da görmezden gelip senin Tek Bayrak, Tek millet, Tek Devlet adı altında savurduğun sözlerin gölgesinde sana inanıp sana tabi olalım öyle mi?

TBMM devre dışı kalsın, geniş halk yığınlarının demokratik istemleri hiçe sayılsın, canın istediğinde savaş ilan et, canın istediğinde milleti ekonomik baskı altına al, canın istediğinde hayal peşinde koşup ülkeyi harabeye çevirmeye niyetlen bizler de kuzu kuzu sizlerin iktidarını sinemize çekip oturalım, işte bütün bunlar olacak işler değildir.

Artık bir çıkış yolu mutlaka bulunmalıdır. Çıkış yolu Türkiye'nin demokratikleşmesinden geçer. Bu iş asla AKP'nin iktidar ya da iktidar ortağı olduğu bir yöntemle sağlanamaz. Bu yönde tespitler yapanlar büyük bir yanılgı içindedirler. Bu mücadelede CHP önemli bir güçtür. CHP hızla Yenikapı'yı şunu bunu unutmalı ve Türkiye'nin demokratikleşmesini sağlamak ve cumhuriyet için bir araya gelecek güçlerin toparlanmasını sağlamak yönünde oluruna adımlar atmalıdır. Bugün TBMM devre dışıdır. Şimdi tatildir, ancak açıldığında da çok bir şey değişmeyecektir. Çünkü AKP çoğunluğu sarayın isteklerini tartışmasız kabul yönünde bir irade ortaya koymaktadır.

Yani demek istiyorum ki, sokağı da harekete geçiren Türkiye'nin demokratikleşmesi yolunda düşüncede ortaklaşan siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte AKP ve sarayın karşısına çıkmaktan başka bir yolumuz yoktur.

SINIRDAYIZ YANİ SINIRDA!

Eğer bu mücadele örülebilirse işte o zaman AKP gider, saray işlevsiz hale gelerek istifa etmekle karşı karşıya kalır.

Çıkışın da kurtuluşun da ilk adımı budur, biline…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA