turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAYDİ SENDE KOLTUK DEĞNEĞİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 AĞUSTOS 2016

Artık yaza, çize, konuşa dilimizde tüy bitti. Yargı baştan aşağı Recep Tayyip Erdoğan'ın operasyonu ile birlikte adalet dağıtılan kurum olmaktan çıkarıldı bir zümreye hizmet eden kimsenin güven duymadığı bir kurum haline geldi. Eğer yargı bu duruma getirilmeseydi inanın ki bugün MHP'nin genel başkan koltuğunda Devlet Bahçeli hâlâ oturuyor olmayacak, politik yaşamı sönüp gidecekti. Ama ne oldu? Meral Akşener ve arkadaşları partiyi olağanüstü kongreye götürecek çoğunlukta delegelerden imza toplamasına karşın Bahçeli ipe un serdi. Bunun üzerine mahkemeye başvuran Akşener ve arkadaşları Ankara 12. Sulh Hukuk mahkemesinden karar aldılar. MHP, bu mahkemenin kararını ise Gemerek ve Tosya Mahkemesi'nden karar çıkartarak engelledi. Olay Yargıtay'a gitti. Yargıtay kongrenin yapılmasını bir süre engelledikten sonra kongreye karar verdi. Akşener ve arkadaşlarının yaptığı kongre ise yine yargı yoluyla geçersiz sayıldı ve böylece Devlet Bahçeli koltuğu kaptırmaktan kurtulmuş oldu.

Peki, Devlet Bahçeli bütün bunları kime borçludur? Tartışmasız saray ve AKP iktidarına borçludur. Çünkü saray ve AKP iktidarı tarafından raptı zapt altına alınan yargı hakkaniyet ölçülerinden uzak bir karar vererek MHP'deki muhaliflerin çabalarını boşa çıkarmış, MHP kongresini de sürüncemeye sokarak Akşener başta olmak üzere bazı MHP'lilerin partiden ihraçları için Devlet Bahçeli'ye fırsat yaratmıştır.

Ey ülkemin güzel insanları; yargı AKP'nin elinde bilinerek, istenerek Fethullahçılara teslim edilmiş, daha sonra ise Fethullahçılarla yaşanan kapışma nedeniyle de Fethullahçılar temizlenip yerlerine de sarayı ve AKP'yi tutan yargı mensupları işbaşına getirilmeye başlanmıştır. Böyle bir yargının her yıl Eylül ayının başında yaptığı açılış toplum açısından daha da dikkat çeker hale gelmiştir. Bilindiği gibi bu yıl Adli Yılın açılışı daha öncekilerin aksine Beştepe'deki Kaç/ak sarayda yapılacaktır. Bu yeni durum yaşananlar da baz alındığında geniş çevrelerin tepkisini çekmiş bulunmaktadır. Tepki gösterenlere karşı şimdiye kadar iki isim tepki göstererek katılmayanları eleştirmişlerdir.

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit'in tepkisi kısaca şöyledir. Dışarda bir otelde yapılması düşünülen Adli Yılın Açılış toplantısı güvenlikli değildir. Devletin ve milletin olan sarayda yapılıyor olması niçin yargının tarafsızlığını zedelesin ki doğrultusunda olmuştur.

Bizler; Sayın Yargıtay Başkanı'nı iki önemli olay nedeniyle tanıyoruz. Birisi Recep Tayyip Erdoğan'ında içinde bulundu Akbil Davası'na bakan hakim olması, diğeri de çay toplama ve Kırşehir'de Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP'yi eleştirdiğinde Erdoğan'ı alkışlamasından. Yani neymiş, en taraflı kişi yargının bağımsızlığından söz ediyormuş.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye gelince; onunla ilgili söyleyeceklerimizi söyledik. Yalnız kendisini bu denli sarayın goygoyculuğuna soyunmuş bulmaktan dolayı da gerçekleri bir kez daha bütün çıplaklığı ile görmüş olduk. Bir düşünün CHP ve bazı kuruluşlar sarayda yapılan toplantıya katılmıyorlar ya muhterem CHP'nin bu katılmayışını üstüne vazifeymiş gibi eleştirmeye kalkışıyor. Aslına bakarsanız bu eleştiriyi yaparken de MHP'nin bundan böyle niçin gereksiz olduğuna dair de düşüncelerini bir bakıma söylemiş oluyor. Bizler Devlet Bahçeli gibi faşistlerin ruh hallerini iyi biliriz. Hani AKP ve sarayın iradesiyle TSK ve ipten kazıktan kopmuş ÖSO ve kendilerine Türkmen Tugayları denilen ne oldukları belirsiz katil sürüleriyle Cerablus'a girildi ya, adam yeniden Mohaç Meydan Savaşı'nı anımsamış olsa gerektir.

Hani 30 Ağustos 1922'de verilen ve ülkenin yazgısını değiştiren 30 Ağustoş Başkumandanlık Meydan Savaşı'nı anımsasa haydi neyse ya adamın kafası Estergon Kalesi'nde hâlâ. Bu kafayla da Cerablus'a girilmesinin ve devamının sonuçlarının bile analizini yapmaktan aciz olduğundan AKP ve sarayın kuyruğuna takılmış gitmektedir. Yani sizin anlayacağınız bağımsız yargı nedir, adalet nasıl sağlanır Bahçeli'nin umurunda bile değildir.

Bugün 30 Ağustos, Türikiye'nin yazgısı bağlamında önemli bir gündür. Bu yüzden de 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi sonuçlarıyla birlikte Türkiye'nin önüne yeni bir ufuk açmıştır. Açılan bu ufuk bugün AKP iktidarı ve saray tarafından çökertilmiş bulunmaktadır. Her olayda olduğu gibi 30 Ağustos Zaferi'nde bile ülkemizde tarafları karşı karşıya getirecek bir turnusolluk söz konusudur. Yani bir tarafta Abdülhamitçiler, diğer yanda da Türkiye'nin demokratikleşmesini ve cumhuriyeti savunanlar vardır. Bahçeli'nin öte geçede değil de bu tarafta olması gerektiğini savunanlar gelinen noktada şaşkınlık gösterebilirler ancak bizler kimler neyin nesidir bilmekte asla zorlanmayız.

Sonuç olarak Türkiye'nin demokratikleşmesini ve cumhuriyetin kazanımlarını savunanlar kazanacak, bu köhne düzeni savunanlarsa yıkılıp gideceklerdir.

O kadar…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA