turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YARGI NEREYE?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 EYLÜL 2016

Dün yargı Beştepe'de toplandı. Toplananların görüşlerine göre; böyle bir toplantı yargıya ne helal getirir ne de yargı bağımsızlığı bozulur. Hem bu Beştepe denilen saray milletin malı değil midir ki, yargı açılış yılı toplantısının burada yapılması yargının tarafsızlığını bozsun. Toplantı bu anlayışların ışığında başladı ve bitti. Önemli görüntülerden birisi ve en önemlisi Recep Tayyip Erdoğan salona girerken orada bulunan yargıçların ayağa kalkıp alkışlamaları oldu. Dünyanın herhangi bir demokratik ülkesinde bu tür olaylar yaşanır mı ya da ne bileyim böyle tartışmalar yapılır mı merak edenler istiyorlarsa araştırıp bir görsünler derim. Bizim ülkemizde niye ve neden tartışılır peki?

AKP iktidara geldiğinden bu yana devletin en önemli kurumlarının ele geçirilmesi bir bir tamamlandı. Yargı ise bunların başında geliyordu. Yargıyı ele geçirenler ister Fethullahçı olsunlar isterse Recep Tayyip Erdoğan yanlısı durum değişmezdi. 14 yıl içinde yargı öyle duruma düşürüldü ki, devlet yargı aracılığıyla yurttaşına kumpaslar kurdu. Gözaltılar, tutuklamalar, müebbet ve ağır hapis cezaları vermeler birbirini izledi. Bütün bunlar yaşanırken de Recep Tayyip Erdoğan başbakandı ve kumpas davalarının hepsinin savcısı olduğunu söylüyordu. Biti iyice kanlanan cemaat iktidar gücüne dayanarak her şeyi ele geçirme derdine düştü. Sonra 17-25 Aralık operasyonları yaşandı. Artık her şeyin çivisi çıkmıştı. Bir iktidar mücadelesi başlamış ve ölümüne devam ederek bütün kurum ve kuruluşlar hallaç pamuğu gibi atılmaya başlamıştı. Bu dönemde artık yargıya müdahale de öyle olağanlaşmıştı ki, herkesi şaşırtan bir görüntü yaşanıyordu.

Çünkü bu iktidar zamanında yargı hiçbir kural ve yasa gözetilmeksizin cemaate teslim edildiğinden olup bitenler de hiç kuşku yok ki olağan değildi. Ancak bu noktaya gelinirken iktidar yargı ile ilgili olarak sürekli yasa değişiklikleri gerçekleştirmiş, yargıyı iktidarın oyuncağı haline getirmişti. Bütün bunların niye yapıldığını ise buradan açıkça söylüyorum Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı tabiki de herkesten çok daha iyi biliyordu.

Darbe sonrası AKP ve saray farklı tutum ve davranışlar sergilemeye başladı. İnsanlarda sandılar ki yaşananlardan ders alındı. AKP bugüne kadar uygulamalardan dönecek yönetim işleyişi de rayına girecekti. Basın bu konuda goygoycu bir şekilde yazdı, çizdi, konuştu, televizyonlarda çokbilmişlerin düşünce ve önerilerini okuya dinleye çıldırma noktasına geldik. Ülke zor günlerden geçiyordu, herkes milli mutabakat içinde olmalıydı. Bu tartışma ortamı AKP ve sarayın işine yaradı. Madem kamuoyu bu şekilde koşullanıyordu, AKP ve sarayda istediğini gerçekleştirebilirdi. Olağanüstü Hal ilan edildi. İktidar ülkeyi Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetmeye başladı. Çıkardığı kararnamelere baktığımız zaman Allah için bir tanesi bile hak ve özgürlükleri garanti altına alan, demokrasiyi güçlendirecek kararnameler değildi. Kardeşi Yüzbaşı Ali Alkan şehit düştüğünde acısıyla konuşup gerçekleri dile getiren Yarbay Mehmet Alkan öğreniyoruz ki KHK ile görevinden uzaklaştırılıvermiş.

Bu keyfilik halk düşmanlığıdır, insanlık düşmanlığıdır. Ülke de kimseye ama kimseye böylesine bir zulmü uygulaması için yetki verilmemiştir verilemez de. Ortada Anayasa ve yasalar varken kimin haddinedir bu tür tasarruflar bilmek istiyoruz. Kısaca gidişe baktığımız zaman bir kişi konuşacak, herkes onun dediğini yerine getiren bir çaba içinde olacaklardı. Zaten böyle bir yönetimde de demokrasiye falan gerek yoktu. Bu yüzden de AKP ve sarayın demokrasiden anladığı zaten AKP'nin her yaptığının onaylanması ve desteklenmesi olarak anlaşıldığından farklı kim ses çıkarırsa yıkıcı, bölücü ve hain sayılabilirdi.

Böyle bir ortamda açılan yeni yargı yılı açılışı da elbette çok su götürür görüntülere sahne oldu. Dedik ya bir kişi isteyecek, bütün üniversite rektörleri istifa edecekti. Bir kişi karar verecek hangi bakan olursa olsun kamuoyu ile hiçbir şey paylaşılmaksızın görevinden alınıverecekti. Ne görevden alınanın ne de iktidarın milletvekillerinin bir tekinin bile sesi çıkmayacaktı. Bu gidişi eleştirenlerse ağır eleştirilerle etkisiz hale getirilip ülkede bir suskunluk yaratılması amaçlanacaktı ki öyle de oluyor zaten.

Dün akşam CNN'de Şirin Payzın'ın 'Ne Oluyor' programını dinlediğiniz zaman her şeyi daha iyi anlamak olasıydı. Gerçi CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Memur-Sen Başkanı iken AKP Ankara milletvekili olmuş Ahmet Gündoğdu ile tartışmalarını izledikten sonra her şeyi çok daha iyi anladık. Aynı zamanda da CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Öztürk Yılmaz'ın çok yerinde eleştirilerinin önünü demagoji ile kesmeye çalışan Ahmet Gündoğdu'nun demagojideki ustalığını görüp ya sabır çektik çekmesine de Şirin Payzın Hanım'ınsa bu gerici demagoglara niye bu denli zemin hazırlar bir tutum içinde olduğunu da doğrusu çok da merak ettik. Ama inanıyoruz ki Öztürk Yılmaz'ın getirdiği eleştirilerin benzerlerini artık çok daha fazla AKP ve saray işitecek ve bütün devreleri yanacaktır.

Buraya yargıdan geldik. Yazımızı da yine yargı ile bitirelim.

Yargı bu tutum ve davranışıyla yattığı yerden kalkamaz. Hiçbir yurttaş; yargıdaki bu görüntüye karşın gönül rahatlığı ile adalet arayabileceğine inanamaz.

Bu yüzden de iktidar ve saraya karşın bir daha soruyoruz:

YARGI NEREYE?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA