turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DİNCİ GERİCİLER ve CUMHURİYETÇİ ELİTLER

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

03 EYLÜL 2016

Dinci gericilerin işi gücü cumhuriyeti eleştirmek. Kendileri biat kültürünün adamları oldukları için ne cumhuriyeti içlerine sindirebilmişlerdir ne de demokrasiyi. Bu yüzden de her fırsatta Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştirenlere ve cumhuriyetin kurucularına en ağır sözlerle saldırmayı adet edinmişlerdir. Onlara göre Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştirenler ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranlar toplumun elit tabakasından oldukları için halkı yok saymışlar ve bu devlet sanki halkın değil de kendilerininmiş gibi davranmışlardır. Bir başka deyişle sözü edilen Mustafa Kemal ve arkadaşları birer elittir halka da zulm etmişlerdir. Bu dinci, imancı kesimlerin halktan kast ettikleri kimselerse sakın yanlış anlamayın halk değil, tarikat ve cemaatin adamlarıdır.

O tarikat ve cemaatin adamlarına cumhuriyet sonrası istedikleri gibi özgürlük tanınmadığı için ister istemez bunlar da cumhuriyet ve cumhuriyetin kurucularına düşman olmuşlardır. Üstelik sözü edilen kişilere yönelik aşağılamalarda bulunmalarının nedenlerinin en başında da Osmanlı'yı ve padişahlığı savunmak geldiği için bir türlü kin ve nefret beslemekten bir an bile geri durmamışlardır. Yani bugünden 200 yıl geriye gidildiğinde de ilerici düşüncelerle gerici düşüncelerin savaşına tanık olunmaktaydı bugün de öyle.

Neymiş efendim cumhuriyeti kuranlar camileri ahır haline getirmişler ve dini inançlarını yaşamak isteyenlere fırsat vermemişler. Bu yüzden de inanç sahipleri ister istemez yer altına çekilmek zorunda kalmışlarmış. Dün gece konu ile ilgili CNN'de Prof. Mazhar Bağlı Urfa eski AKP milletvekili öyle sözler söylediki gerçekten de insanın kanını donduran sözlerdi söyledikleri. Didem Aslan Yılmaz'ın programında Cumhuriyetin kurucularını elitler diye eleştirirken kendisine özellikle İsmail Saymaz ve Av. Salim Şen'den gelen eleştiriler sonrası bocaladıysa da yine de sözlerini ısrarla devam ettirdi. Özellikle kendisine elitlerden kastınız Mustafa Kemal mi denildiğinde hayır deyip demagojiye başvurduysa da tabiki de kast ettiği kişiler Mustafa Kemal ve arkadaşlarıydı.

Gerçi Mazhar Bağlı'ya Gazeteci İsmail Saymaz gerekli yanıtı verdi ya, burada bir kez daha yinelemekte yarar var. Saymaz, Kurtuluş Savaşı'nı başaranların ve cumhuriyeti kuranların kimlerin çocukları olduğunu söyledikten sonra yaşamlarının hiç de zenginlikler içinde geçmediğini bakanlık, başbakanlık yapmış oldukları halde yaşamlarının darlık içinde geçtiğini özetledi ve Mazhar Bağlı'ya bir kez daha sordu; "bunlar mı sizin elit dediğiniz kimseler" diye. Prof. Mazhar Bağlı'nın yanıtı yoktu yok olmasına da, o yine de evirdi, çevirdi ve Kurtuluş Savaşı'nı başaranlara ve cumhuriyeti kuranlara bugünün bile suçlarını yüklemekten geri durmadı.

Üstelik Profesör olmuş bu kişi Fethullahçıların şeriatı getirecekleri söylendiğinde de karşı çıkarak onların şeriatçı olmadığını birer hain olduğunu söyleyerek şeriat sanki matah bir şey miş gibi şeriatı savunmayı özellikle devam ettirdi. Şimdi ben bu olayı niye anlatıyorum, yoksa hemen her gün benzer televizyon tartışmalarına zaten tanık olmaktayız, ha bir eksik ha bir fazla böylesi programların ne önemi var ki diye de aklımdan geçirmedim değil. Tamam da, işin rengi başka. Çünkü AKP'liler ve saray dini bir cemaat olan Fethullahçıları mahkum ederlerken; diğer tarikat ve cemaatleri ise her fırsatta savunup onların ne keramet sahibi kimseler olduklarını söylemekten de bir türlü vazgeçmiyorlar.

Oysa tarikatların ve cemaatlerin birbirlerinden çok da farkları yoktur. Bu yüzden de diyebiliriz ki al birini vur ötekine.

Şimdi Fethullahçılarla yol arkadaşlıkları tamı tamına 11 yıl sürmüş olan AKP Fethullahçılara hain derken öbür tarikat ve cemaatleri niye bu kadar savunmaktadır, işte bunun açığa çıkarılmasında yarar var. Bilindiği gibi AKP dini referans alan bir parti. Bu yüzden de bu partiye destekleyenler ister istemez tarikat ve cemaatler olduğu için AKP ve sarayın kendileri de aynı yolun yolcusu oldukları için hem de bu tarikat ve cemaatler dışarıda bırakıldığında geriye bir şey kalmayacağından yani ortada AKP diye bir partinin yerinde yeller eseceği için özenle bunlar tarikat ve cemaatlerle olan bağlarını devam ettireceklerdir.

Sonuç itibariyle AKP ve saray kendilerini devlet kadrolarında tarikat ve cemaat zeminine oturtmak istediğinden kadrolaşmasını da liyakat üzerinden değil, bunlar üzerinden geliştirip güçlendirmeye çalışmaktadır. Yani değişen bir şey yok. Dün birlikte yo yürüdükleri Fethullahçılardı, bugün ise Menzilciler, Ensarcılar, İsmail Ağa Cemaati ve özellikle de Nakşibendilerdir. Bunlar için demokrasinin hiçbir önemi olmadığı için bu durumda ne olmuş oluyor?

AKP ve saray başka tarikat ve cemaatlerle kendisi sivil darbe gerçekleştirmiş oluyor ki, topluma da dönülüp Fethullahçılar haindi, oysa bizim tarikat ve cemaatlerimiz vatansever denilerek göz boyamaya çalışılıyor.

Bu yüzden de bunlarla oynaşarak değil, mücadele ederek Türkiye ancak düzlüğe çıkabilir aksi halde hayırhak bakanların yolu varır uçurumun başında son bulur, biline…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA