turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEREYE KADAR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 EYLÜL 2016

Asker ve güvenlik güçleri sürekli kayıp veriyor. Bir, iki, beş, on derken yirmi canımız PKK ile verilen mücadele de canlarından olmuşlar, olmaya devam ediyorlar. İktidarsa aynı tas aynı hamam bize tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan mavalını okumaya devam ediyor.

Bugün AKP tam 14 yıldır iktidarda. Yakında on beşinci yılına girecek. Tam on dört yıldır terörle ilgili olarak değişen bir şey olmamış, aksine terör daha da arttığı gibi bazı il ve ilçelerimizde birer ikişer haritadan silinmiş. Yine iktidar, Kanun Hükmünde Kararnamelerle bazı illeri ilçe bazı ilçeleri de il yapmaya hazırlanıyor. Hani bir zamanlar Kırşehir'den Osman Bölükbaşı seçiliyor diye Menderes Kırşehir'i ilçe yapmıştı ya bir benzeri de şimdi sarayın isteği ve onayı ile AKP iktidarı tarafından yapılmak isteniyor.

Uzatmayalım; ortada ülkeyi yönetemez duruma düşmüş bir iktidar var. Bu iktidar döneminde şimdiye kadar yaşadığımız olumsuzlukların bin katını yaşadık. Bizler sürekli olarak Türkiye'nin demokratikleştirilmesinden söz ettik ama öyle olmadı. Ortada demokratikleşmek şöyle dursun 12 Eylül faşist dönemini aratan uygulamalar var. Ekonomi rant üzerine döndüğü için çadır her an çökebilir, altında ise AKP döneminde zengin olup Karunlaşanlar değil, yine geniş halk yığınları kalır. Kimsenin can güvenliği yoktur. Koskoca ülke sürekli cenazelerin kaldırıldığı bir ülke haline getirilmiştir. İzlenen yanlış politikalar yüzünden Türkiye terörün bir numaralı hedefi durumundadır.

AK iktidarı on dört yıllık iktidarı boyunca sürekli olarak İslami anlayışta olan terör yuvalarına değil hayırhak bakmak adeta koltuğunun altına alarak palazlanmalarını sağlamıştır. İşte bu yüzden Türkiye kendisini çok büyük tehlikelerin beklediği Ortadoğu bataklığına saplanıp kalmıştır. Dün desteklediği örgütlere karşı bugün savaşmak zorunda kalmak gerçekten de hazin bir şeydir.

Yine Türkiye sınırından Akdeniz'e bir koridor çekmek girişiminde olan ABD'nin desteklediği PYD güçleri de AKP'nin izlediği yanlış politikaların sonucu bu noktalara kadar gelip dayanmıştır. Bugün PKK ile dağlarda, kent ortasında adeta bir savaş ortamı vardır. Bu savaş ortamı nedeniyle canlarını yitirenlerin yarattığı hava her geçen gün Türkiye ortamını iyice zehirlemektedir.

Bir kez eğri oturun doğru düşünün. Hemen her gün cenazelerin geldiği bir ortam nereye kadar katlanılacak bir ortamdır? Gerçi; ateş kimin evine düşüyorsa onun yüreği yanmaktadır ya; bu vurdumduymazlığı hep birlikte nereye kadar sürdüreceğiz dersiniz? Sürekli artan öfke birikimini acaba bu iktidar ve saray hesap ediyor mudur biliyor musunuz? Olmadık zamanda olası bir öfke patlaması sonucu Türkiye tam bir içsavaşa sürüklenirse Türkiye bu ağırlığın altından nasıl kalkacaktır? Ya da şöyle soralım tonganın altında bu durumda sadece AKP ve saray mı kalır yoksa bütün Türkiye mi?

Bugün yaşadıklarımız bir savaş halidir. AKP ve saray tek başına bu savaş halini yönetemez, yönetmemelidir de. 1920'lerde bile onca yoksunluklara ve zorluğa karşın Kurtuluş Savaşı'nı yöneten nasıl TBMM ise bugün de yaşadıklarımıza el koyması ve süreci yönetmesi gereken kurum TBMM'dir. Ancak saray ve iktidar bugün TBMM'yi devre dışına çıkarmış, süreci olağanüstü hal ortamının kendisine tanıdığı Kanun Hükmünde Kararnamelerle götürmek istiyor ki, bu davranışın faturası göreceksiniz Türkiye'ye pahalıya patlayacak.

Gerçekten de AKP ve sarayı anlamak olası değildir. Bir devletin yönetiminde rütbe kurumların yaptığı işin gereği verilir. Orduda rütbe subaylarda teğmenlikten Orgeneralliğe kadardır. Sivil yaşamda ise bu anlayış yapılan işin önemi ile birlikte değişir, sıralanır. Ancak bir müsteşar koltuğunda oturan kişi general rütbesiyle çağrılamaz, esasen buna gerek de yoktur. AKP ve sarayın kendine göre korkuları ve korkulardan kurtulma bağlamında atmak istediği adımlar olabilir ancak bu da orduyu felç hâle getirmek değildir.

Daha da anlaşılır şekilde söylersek diyelim ki darbeden korkulmaktadır, darbenin önünü kesmek bu şekilde otoriter kararlar almak değil Türkiye'nin demokratikleştirilmesidir. Yok, böyle yapılmaz da AKP ve saray bildiğini okumaya devam ederse ilerde artacak sıkıntıların da önü alınamaz. Güvenlik güçlerinin salt iktidarların attığı adımlar yüzünden morali sürekli olarak sıfırlanırsa bir gün gelir bu ülke için canını ortaya koyacakları bulamazsınız.

Yarbay Mehmet Alkan kardeşi Yüzbaşı Ali Alkan'ı yitirince iktidarın politikalarını haklı olarak eleştirmiş, atılan yanlış adımlara işaret etmiştir. Bu kadar masumane bir davranış bile Yarbay Mehmet Alkan'ın ordudan atılmasına sebep olabiliyorsa siz bu tasarrufunuzun arkasını getiremezsiniz. Getirmeye devam etseniz bile sonuçları açısından Türkiye ağır bedeller öder.

Düşüncelerimizi özenle özetlemeye çalıştık. Her gün bir beş, on derken yirmiyi bulan can kaybı eğer sürekli olarak artar ve de terör eylemleri sürgit devam ederse Türkiye bu ağırlığın altından kalkamaz. Bugün bu sorumluluk AKP ve sarayın üstündedir. Yönetemez konuma düşmüş bir iktidarın ülkeye ödettiği bedeller katlanılacak bedeller değildir.

Bu yüzden; AKP, ya iktidarı yönetemiyorum diye bırakıp gitmeli, derhal yeni bir seçime gidilerek Türkiye'nin demokratikleştirilmesi doğrultusunda yeni gelişmelere adım atmalıyız ya da nereye kadar süreceği belli olmayan bir karanlık kapıdan içeri girerek yok olmayı kabullenmeliyiz ki buna da ne ülkesini seven insanlar olarak bizler izin veririz ne de Türkiye halkı…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA