turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NASIL GELDİK?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 EYLÜL 2016

Tarihin çarkı döne döne bizi buraya getirdi. Birileri hem işlerini açık ya da saman altından yürütürken bizlerde öyle bir gaflet uykusundaydık ki neler olabileceğini göremedik bile. Bugünden geriye doğru 200 yıllık bir geziye çıktığımız zaman görüyoruz ki tarihte hep ilerici, gerici kavgası hız kesmeksizin devam etmiş. Sonra Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış yerine Mustafa Kemal ve arkadaşları Türkiye Cumhuriyetini kurmuşlar ve ileri atılımlar gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti'ne yeni bir yüz kazandırmışlardır. O dönemin zor koşullarında bile dini görüntü altında padişahlığı savunanlar mücadelelerini hiç kesintisiz devam ettirerek ellerine geçen her fırsatta Cumhuriyeti ve Atatürk ve arkadaşlarını dinsizlikle suçlayarak halkın gözünden düşünmeye çalışmışlarsa da bir türlü başarıya ulaşamamışlardır.

Sonra Mustafa Kemal Atatürk göçüp gitmiş gericilerin saldırıları da daha da bir artarak devam etmiştir. Kuşkusuz Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra İsmet İnönü bu gerici takıma ödün vererek İmam Hatip ve benzeri okulların açılmasına kapı aralarken bir yandan da asırlar boyu uyutulan ülkemiz köylüsünü derin uykusundan uyandıracak olan Köy Enstitüleri ile Türkiye önemli bir fırsatı yakalamışken, komünistlik suçlamasıyla Köy Enstitüler eski işleyişinden arındırılarak işlevsiz hale getirilmiş. 1950'lerden sonra da Menderes hükümeti ile birlikte izleri tamamen silinmiştir. O dönemde din popülizmi yapan Menderes ve arkadaşları; "siz isterseniz şeriatı bile getirirsiniz" demiş, Türkçe okutulan ezan ise yeniden Arapça okutulmaya başlanmıştır.

Menderes Hükümeti döneminde artık tarikat ve cemaatlerin önü iyice açılarak adeta dincilik yeniden hortlatılmıştır. 27 Mayıs Askeri Darbesinden sonra 1961 Anayasası hazırlanmış, bu Anayasa toplumda her anlamda ileri atılımlar için diyebiliriz ki önemli bir başlangıç olmuştur. O dönemde kurulan sendikalar ve Türkiye İşçi Partisi ülkemizin sosyal yaşamında birçok şeyin konuşulduğu ve toplumsal dinamizmin arttığı bir dönem olmuştur.

Gümüşpala'nın ölümünden sonra Adalet Partisi'nin başına Süleyman Demirel gelmiş, 1965 yılında iktidar olan AP döneminde her fırsatta din politikaya alet edilerek dinci kesimlerin oylarının Adalet Partisi'ne akması sağlanmıştır. Artık Adalet Partisi için Nurcular önemli bir potansiyeldir ve faaliyetleri de katlanarak artmıştır. Yine 1960'ların sonlarına doğru ABD ve CIA'nın desteğiyle Komünizmle Mücadele Dernekleri kurulmuş ve bu dinci kesimler ABD'nin 'Yeşil Kuşak' projesi doğrultusunda çok önemli işlevler görerek Gladyonun kullandığı birer cıfıt yuvasına döndürülerek cinayet işlemelerine olanaklar sağlanmıştır. Görüldüğü gibi ortada Kemalist bir iktidar falan yoktur amma velakin dinciler her olumsuzluğu Atatürk'ün üzerinden yürüterek toplumun eğitimsiz ve geri çevreleri üzerinde önemli etkiler yaratılmıştır.

!2 Mart 1971 faşist darbesi sonrasında ordu yeniden iktidara el koymuş, bu dönemde sola ve sosyalistlere karşı korkunç işkenceler, tutuklamalar, cezaevlerine atmalar yaşanmış, Atatürkçülüğü bir gardırop Atatürkçülüğü olarak anlayan 12 Martçılar dinci kesimlere karşı hiçbir baskı ve tutuklama yoluna gitmemişlerdir. 1970'li yılların başlarında 12 Mart faşist uygulamalarından iyice bunalan halk ise Ecevit'in Başkanlığında CHP'yi birinci parti yapmış ancak tek başına iktidar olmasına yetecek milletvekili çıkaramadığı için Erbakan'ın MSP'siyle koalisyon kurması gerçekleşmiştir. Bu arada Kıbrıs Hareketi de başarıya ulaşmış, Ecevit'in oy oranı iyice yükselmiş fakat iktidarı yitireceğini gören MSP işi sallantıya getirerek ve hatta AP ile oynaşarak erken seçimin önünü kapatmış, sonra da gündeme Milliyetçi Cepheler gelerek Türkiye tam anlamıyla karanlık günlerin içine sokulmuştur.

Gidişi bahane eden ordu 12 Eylül 1980 tarihide faşist bir darbe gerçekleştirerek sıkıyönetim ilan etmiş, bu kez solu ve sosyalistleri tamamen biçerken, göstermelik olarak MHP'ye de vurmuş ancak dinci kesimlerin kılına bile dokunulmamıştır. Yazımızı uzatmayalım o günden bugüne kadar da Mustafa Kemal'in görüşlerinden uzak iktidarlar gelip gitmişler ve dincileri palazlandırdıkça palazlandırmışlardır. AKP'nin kuruluşu da bir proje olup bu partinin temeli de yurt dışında atılmıştır. 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan erken seçimle birlikte AKP iktidar olmuş, o günden bugüne kadar da iktidarı kesintisiz devam etmiştir.

Fethullahçı çetelerin başarısız darbe girişiminden sonra televizyonlar öyle bir tartışma başlatmışlar ki hain olan sadece ve sadece cemaat olarak Fethullahçılardır. Televizyonda AKP'yi savunan konuşmacılar Fethullahçılarla ilgili en ağır eleştirileri yaparken diğer tarikat ve cemaatlere ise toz kondurmamaktadırlar. İşin daha da kötüsü işlerin bu noktaya gelişini ağızlarını her açtıklarında Mustafa Kemal ve arkadaşlarına ve cumhuriyete yıkmakta kemküm ederek de olsa açıktan açığa şeriatı savunan görüşler ileri sürmektedirler. Bugün özellikle birçok kesimin izlediği CNN'deki tartışmalar bu söylediklerimizin en açık kanıtını ortaya koymaktadır. Bugüne kadar ve de bugün sağcı ve dinci iktidarlar işbaşında oldukları ve de dinci imancı kesimler hep korunup kollandıkları halde yine de Kemalist rejim bize hayat hakkı tanımadı diyerek ağlaşmaktadırlar.

Şimdi bizler bu densiz ve haddini aşan kimselere alanı boş mu bırakacağız yoksa Türkiye'nin demokratikleşmesi için bastıracak mıyız?

İşte buna karar vermenin tam da zamanıdır ve bu yalancı dinci imancı kesime fırsat verip geçit vermemek gerekir ki düzlüğe çıkabilelim, yoksa aydınlık bir geleceğe ulaşmamız çok zor olacak çok.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA