Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİR KEZ DAHA DEMOKRASİ MÜCADELESİ ÜZERİNE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 EYLÜL 2016

Bizler; sayısız kez ülkemizde demokrasi mücadelesinin öneminden söz ederek ilerici, devrimci ve sosyalist çevreleri uyardık. Bu çevrelerse gerçekleri gözardı edip bu kafa ile asla başaramayacakları asıl olanın devrim yapmak olduğunu söyleyip durdular. Bu çevreler sanıyorlardı ki ne kadar devrim baz konuşursak o kadar çevremizde bir birikim sağlarız. Oysa mevcut iktidar tarafından sürekli olarak demokratik hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamalar getiriliyor, aşama aşama ilerici, devrimci, sosyalist güçler geri mevzilere sürülerek kıpırdayamaz hale getiriliyordu. Bazı gruplarda ise devrimci pusula hepten yitirilmiş olduğundan sözde en devrimbaz laflar söylenirken arkası asla gelmeyecek olan eylemlilikten dem vurulup duruyordu.

Oysa ne olmuşsa olmuş, ülkemizde işçiler, emekçiler devre dışı kalarak yaşadıklarımızın sadece ve sadece seyircisi konumuna düşürülmüştü. Bir başka deyişle devrimci mücadelenin asli unsurları oyun dışında kalmışlardı. Hem öğretisel olarak, hem de eylemsel olarak mücadelenin tartışmasız öncülerinden sanki umut kesilmiş, bu yüzden de sosyalistlikle asla örtüşmeyen öğretiler bir anda birçok yapının hem öğretisi hem de eylemi haline getirilmişti. Emek örgütlerinin başında bulunanlarsa popülize edilmiş görüşlerin havarileri kesilerek kendi tabanlarından bile iyice koptukları gibi yenilerini de saflarına katmakta sınıfta kalmışlardı. Geniş emekçi yığınlar, bırakalım çalışma yaşamlarında daha ileri ekonomik ve sosyal haklar almayı, işlerini yitirmek tehlikesiyle sürekli olarak yüz yüze yaşadıkları için en zor koşulları bile sineye çeker hale gelmiş durumdaydılar.

Eğitim topu dikmiş, bilimsel eğitimin yerini dini içerikli hurafeler almış. Kim düşüncelerini söyler, gidişi eleştirirse en hafifi sürülmek olan cezalarla karşı karşıyaydı. Deyim yerindeyse koskoca ülkemizdi üniversiteler ya susturulmuş ya da dinci ve gerici kadrolaşmaya hız verilerek işlevsiz hale getirilmişti. Yargının durumu ise birçok kurumdan çok daha beş beterdi. Kısıtlı da olsa demokratik ortam dinci ve gerici AKP iktidarınca zehirlenmiş, her geçen gün hak ve özgürlüklerin kısıtlama yoluna gidilerek faşizan bir ortam yaratılmıştı. Devletin içinde dinci ve gerici yapılanma en üst seviyede seyrederken, ilericilere, devrimcilere nefes alacak bir ortam bile kalmamıştı.

Ortada demokrasi adına söz edilecek bir seçim vardı var olmasına da, o da binbir alavere dalavere ile tam anlamıyla işlevsiz haldeydi. Seçimlere girmekten tutun da örgütlenmeye kadar öyle zorluklar söz konusuydu ki, bunun için çok büyük miktarlarda parasal bir bütçeye gereksinim vardı. Haydi, bunu aştınız, bu kez de önünüzde %10'luk baraj sistemiyle karşılaştığınız için seçime girmek için girmiş oluyordunuz sadece. Ayrıca seçimlerde eşit olmayan yarışma ortamında ne hileler, ne alavere dalavereler dönüyordu hemen hepimiz bunun farkındaydık. Sonra da ortaya çıkan bu adaletsiz temsil edilme haline birileri 'Milli irade' deyip çıkıyor, sanki bizimle alay edermişçesine çoğunluk numarasıyla her istediğini yapabileceğini düşünüyor böylece keyfilik faşizan uygulamalara dönüşerek geniş emekçi yığınlarının soluğu kesiliyordu.

Bugün yaşadığımız ortamın gerçek görüntüsü budur. Bu yüzden de gerici ve faşist iktidarlara karşı tüm demokrasi güçlerinin yürütmeleri gereken mücadele tabiki de bu durumda demokrasi mücadelesidir. Yukarıda büyük resmini çizdiğimiz ortamda her türlü hak ve özgürlüklerinden olan yığınları mücadeleye katmanın olanağı doğru bir mücadele yöntemi ile kuşku yok ki, daha yüksektir. Demokrasi mücadelesi yığınların ister istemez bu mücadelede hem kendilerine güven geleceği, hem de kendileri için bir okul işlevi göreceği için demokrasi mücadelesinin önemi çok daha kolay görülebilecek ve dinci, gerici ve faşist unsurlar iktidar koltuğundan alaşağı edilecektir. Her zaman dile getirdiğimiz gibi ilk adım Türkiye'nin demokratikleşmesi hedefi ile çıkılan yolda daha ileri hedefler için hem güç toplayacağız hem de örgütlü yığınların neleri başaracağı görüleceği için ilericiler, devrimciler ve sosyalistler çok büyük bir moral kazanmış olacaklar.

Sekterizmin batağında çırpınan küçük burjuva devrimciliği ile kazanacağımız hiçbir mevzi yoktur. Bu yüzden de buradan bir kez daha ilan ediyoruz ki, bizim gibi ülkelerde demokrasi mücadelesinin önemi çok büyüktür. Hem üçlü mücadele bütünlüğü olarak gördüğümüz BAĞIMSIZLIK-DEMOKRASİ-SOSYALİZM mücadelesi birbirinden ayrılmaz bir bütünlükle yürütülür. Bizim sözünü ettiğimiz bazı eleştirilerde dile getirildiği gibi burjuva demokrasisiyle yetinmek falan değildir. Bizim savunduğumuz görüşler yaşamın doğruladığı görüşler olup sınıf mücadelesinin sarsılmaz, yanılmaz eksenidir.

Evet, Bu yüzden bizler; Mustafa Kemal ve arkadaşlarını da, cumhuriyetin kazanımlarını da dinci gerici ve faşistlere karşı durmak konusunda önemsiyoruz. Gerici saldırılarda elbette ki saf tutacağımız unsurlar olarak görüyoruz bu güçleri. Burada sorun yok.

Sorun olan şey at izini it izine karıştırarak TBMM Başkanı İsmail Kahraman gibilerle yanyana düşmektir ki bu konuda herkesten çok daha titiziz, çok daha dostu, düşmanı ayırt eden bir görüş açısına sahibiz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA