turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


JURNAL

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 EYLÜL 2016

Jurnal dendi mi hepimizin aklına Abdülhamit ve Yıldız Sarayı gelir. O dönemde herkes kendi gölgesinden korkar olmuştur. Kimsenin kimseye ne güveni vardır ne de sevgisi saygısı. Öyle bir jurnal ağı kurulmuştur ki bu jurnal ağını kuran ve yöneten kişiler bile korku içindedirler. Bu dönem yine hepinizin bildiği gibi Osmanlı'nın sonunun başlangıcıdır bir bakıma.

Gerçi jurnal olayı halkına düşman, yarınının ne olacağından kuşkulu bir de gelmişken gitmek istemeyen bütün otokratik, teokratik ve faşist diktatörlüklerin bulunduğu hemen her ülkede kimsenin yabancı olmadığı bir konudur ya ne yazık ki bu yöntemi kullananlara da yaramış değildir. Onca jurnal ağı ile birlikte nasıl Abdülhamit'in saltanatı güldür diye yıkılmışsa benzer pek çok iktidarların da yönetimleri ve tahtları başlarına güldür diye yıkılmıştır. Bundan böyle de bu yönteme başvuranların sonu da kuşku yok ki benzerleri gibi olacaktır.

Esasında demokrasinin olduğu, hukukun işlediği ülkelerde kimsenin de jurnale gereksinimi olmadığı bilinmeyen bir şey değildir. Jurnal dediğiniz şey; eğer demokrasi yoksa hukuk olağan işlerliği içinde işletilmiyorsa jurnalle ocağına ateş düşürülenlerin kolay kolay bu ateşin içinden sıyrılıp çıkmaları olası değildir. Bu yüzden de zulmün doruk yaptığı hiçbir ülkede yöneticilerin ne koltukları, ne de tahtları güven içinde değildir.

Yine anımsatalım, Recep Tayyip Erdoğan bir konuşmasında bütün ülkenin yurttaşlarına seslenmiş, en yakın arkadaşınız bile olsa Fetöcüleri ya polise ya da savcılara bildirin demişti. Bir hukuk devletinde ve demokrasinin işlediği yerde en tepe noktadaki görevli böyle konuşuyorsa bu ülke gerçekten de yanmıştır. Biz zaten ülkemizde demokrasinin ve hukukun işlediğini söylemiyoruz. Söylemiyoruz, çünkü demokrasi ve hukuk olsa o ülkede ne kimse darbeye yönelebilir ne de olağanüstü Hal ve Sıkıyönetimler söz konusudur. 15 Temmuz'da darbe girişiminde bulunan Fethullahçı Amerikan uşakları eğer ülkede demokrasi ve hukuk işliyor olsaydı darbe girişiminde bulunamazlardı. Onlarda bilirlerdi ki böyle bir darbeye kalkıştıklarında bu ülkenin yurttaşları onları tükürükle boğar yine amaçlarına ulaşmalarını engellerlerdi. Durumun analizini yapan Fethullahçılar bu yüzden darbe girişiminde bulunmuşlar ve başarılı olmalarını ise hem halkın bunları tanımaları, hem de ordu içinde yeterli destek görmemeleri engellemiştir.

Bugün kim kimdir bu ülkede bilinir. Fethullahçısı da, solcusu da komünisti de, Tayyipçisi de, bilmem ne cemaatçisi de, tarikatçısı de, faşisti de, dinci gericisi de bilinir. Bu yüzden de jurnale gerek olmayacak denli her şey ortadadır.

Jurnal müessesesini bir yurttaşlık görevi gibi insanların kulaklarına fısıldarsanız cadı avının sonunu alamaz, bir komünistten, demokrattan, devrimciden kolaylıkla bir gizli Fethullahçı yaratır ve insanların da başına çaput dolayabilirsiniz. Nitekim tutuklanan bazı gazeteci, akademisyen, öğretmen, asker, polis vb insanlar bugün kolaylıkla Fetöcü diye gözaltına alınmakta ve itibarsızlaştırılmaya yönelik yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu yüzdendir ki, kantarın topunun kaçtığını düşünen Recep Tayyip Erdoğan "at izi it izine karışmıştır" diyebilmektedir.

Gazeteci ve eski AKP Milletvekili Mahmut Övür; CHP'li Umut Oran, Gürsel Tekin, Erdoğan Toprak ve Sabahat Akkiraz'ın Pensilvanya 'da Fethullah Gülen'le görüştüklerini ileri sürerek jurnalin bir başka ayağı gibi görev üstlenmiş oldu.

Erdoğan, Toprak, Umut Oran ve Gürsel Tekin'den haber duyulur duyulmaz karşı yanıt geldi. Sabahat Akkiraz'dan ise en azından ben bu yazıyı yazdığım sırada bir yanıt gelmedi. Hoş, Sabahat Akkiraz politikacı olmadığı için kendisi için söylenenleri inanıyorum ki duymamıştır bile.

Daha başka jurnallerin de çokluğu konusunda hiç kuşkumuz yok. Yalnız biz yazımızı bir anımsatma yaparak bitirelim.

Bir zamanlar 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbesini yapanların da yurttaşlara jurnalcilik görevi verdikleri hiç aklımızdan çıkmış değildir. Mertlikle çok övünen halkımız ise sözde mert olduğu için durumdan vazife çıkarır ve yeminle söylüyorum babasını bile ihbar etmekten çekinmez. Bu yüzden de yönetim kademesinde bulunanlar; tutum ve davranışlarıyla kimseyi onursuzlaştıran bir göreve yönlendirmemelidir.

Eğer birileri Fetöcülük adına suç işlemişse savcılarınızı ve güvenlik güçlerinizi olağan işlerlik içinde görevlendirirsiniz, onlar da gerekli soruşturmayı yapar ve gözaltına alınması ve tutuklanması gerekiyorsa gözaltına alınır tutuklanır.

Birileri iktidarlarını sağlama alacak diye bu ülke canından bezdirilemez, eğer bezdirilirse bir gün gelir kayış kopar ve olan yine ülkemize ve ülkemizin namuslu insanlarına olur.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA