turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


IRAK VE SURİYE BÖLÜNEBİLİRMİŞ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 EYLÜL 2016

Bildiğiniz gibi ABD emperyalizmi Kuzey Afrika'dan Çin Seddi'ne kadar büyük bir coğrafyada çok iddialı değişiklikler gerçekleştirmeye soyundu. ABD istiyordu ki bu coğrafya baştan sona kendi kontrolünde olsun ve istediği gibi enerji alanlarını eline geçirip yesin içsin keyf çatlatsın. Elbette bu politika bu kadar büyük coğrafyada tek başına gerçekleştirilecek bir plan değildir. Bu yüzden de NATO ve NATO üyesi ülkeler ABD'nin saldırı ve savaş örgütü olarak her aşamada önemli görevler üstlenip bütün dünya halklarının ortak düşmanı olan ABD'ye büyük destekler sunuldu.

ABD emperyalist amaçlarını gerçekleştirmek için başvuracağı her türlü oyunu sözü geçen coğrafyada bir bir ortamını hazırlayıp harekete geçti. Bu plan için ABD radikal dinci örgütleri kullandı. Bu yüzden de ABD emperyalistlerince oluşturulan radikal dinci örgütler bu bölgelerde fitili ateşleyen bir işlev gördü. Elbette bu kadarla yetinilemezdi. Aynı zamanda da bu bölgede yer alan ülkelerde etnik ayrılıklar üzerinden de örgütlenmeler gerçekleştirilmeli tam anlamıyla etnik ve inanç üzerinden bölge cehenneme çevrilmeliydi. Sözü edilen kargaşa ve terör eylemleri bahane edilerek tek tek ülkelerin yönetimleri düşürülebilir, yerlerine de kukla iktidarlar kurularak planlar tıkır tıkır uygulanabilirdi. Büyük Ortadoğu Planı ABD'nin CIA tarafından ince ince işlenmiş politikalarıydı özen ve inatla uygulandı. Türkiye'de bu planın bir parçası haline getirilerek Recep Tayyip Erdoğan BOP Eşbaşkanı görevini üstlendi.

Afganistan'da dinci gericiler önce Sovyetler Birliği'ne karşı savaştılar daha sonra da Amerika'yı hedef aldılar. 11 Eylül 2001 tarihinde İkiz kulelerin vurulması ABD'yi harekete geçirdi ve Afganistan işgal edildi. Bu işgalin bir parçası olarak da bütün NATO ülkeleri işgal sırasında ve sonrasında ABD'nin yanında görev üstlendiler. Ortada bir İslam ülkesi olan Afganistan'a karşı bir işgal söz konusuydu bu yüzden de çığ gibi büyüyen tepkiler yüzünden Afganistanlılar ABD ile savaşan Taliban Terör örgütünün yanında yer aldılar.

Aynı oyunun devamı Irak'la geldi. ABD ve Batı Saddam Hüseyin'in nükleer ve biyolojik silah bulundurduğu ve yapımı için uğraştığı safsatasıyla çaplı bir propagandaya girişti. Irak'ın Kuveyt'i işgali bizzat teşvik edilerek Birinci ve ikinci Körfez Savaşı için gerekli ortam sağlandı. Devamında ise Irak ABD ve koalisyon ortaklarınca işgal edildi, Saddam yakalanıp ortadan kaldırıldı ve Irak'ın böylece her yanına etnik ve inanç ateşi atılarak ülke yangın yerine çevrildi.

Amerikan emperyalistleri tarafından Irak halkına akla gelmeyecek işkenceler ve hakaretler yapılarak Irak tam anlamıyla cehenneme çevrildi. Ülke Şii ve Sünni kesim olarak bölünmekle kalmadı aynı zamanda da kuzeyinde fiili olarak Barzani'nin başkanlığında bir Kürt devleti kuruldu. ABD'nin politikasının gereği olarak inanç ve etnik köken üzerinden gerçekleştirilen yarılma daha da derinleşerek savaş sonrası da hemen her gün bombalar patlatılarak yüzlerce insan aynı anda katledildi. ABD'nin yarattığı düşmanlık hem Amerika'ya yönelirken diğer yandan da etnik ve inanç üzerinden halk birbirlerini kırmaya başladı.

Aynı politika Libya'yı darmadağın etti, bu emperyalist planda Türkiye sanki kendi ayağına kurşun sıkan biri gibi bu emperyalist planın içinde yer aldı. Tunus, Mısır, Yemen, Bahreyn aynı şekilde karıştırıldı ve esas büyük oyun Suriye'de oynandı. Suriye'de oynanan oyunun içinde ise AKP iktidarı boğazına kadar rol aldı. Orada ortaya çıkan Müslüman Kardeşler, El Kaide, El Nusra ve IŞİD AKP iktidarının koruyup kollayıcılığında serpilip gelişti. Yıkıcı ağır silahlar edindi.

Dünyanın her tarafından teröristler Türkiye üstünden Suriye'ye geçerek Suriye'de bugüne kadar görülmemiş insanlık düşmanı cinayetler işleyip yıkıma sebep oldular. Türkiye Esad'ı, Esed yaparak hedef tahtasına koydu. Dolayısıyla Amerikan politikasının pisliğinin içine düşen Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı görülmemiş düzeyde Suriye'de taktik ve stratejik hatalar yaptı ve Ahmet Davutoğlu'nun stratejik derinlik politikasının kurbanı oldu. Bugün Türkiye bu hatalı politikası yüzünden hangi uçurumda son bulacağı belirsiz bir savaşın parçası olarak Ortadoğu bataklığının içinde kendisini buldu.

Suriye bu arada görülmemiş bir direnç göstererek ABD tarafından organize edilmiş bu uluslararası terörizmi ve ABD ve emperyalistlerin saldırılarını göğüslemeyi başardı. Rusya ve İran'ın desteği de gelince terör grupları püskürtülmeye başlandı. Denilebilir ki gelinen nokta artık Suriye'nin toprak bütünlüğünün ilk adımıdır. Suriye'nin toprak bütünlüğü de cümle alem biliyor ki ülkemizin çıkarınadır.

Suriye şimdi yeni bir kapışmanın eşiğindedir. Savaşın gidişini gözleyen Amerika Suriye'nin başarılı olacağını görmüştür, bu yüzden de yaratılan yeni durumun gerçekliğinde son olarak yeni bir politika deneme yoluna girmiştir. İşte bu yüzden CIA'nın şefi John Brennan Irak ve Suriye'nin bölünebileceğinden söz ederek bu oldubittiyi taraflara kabul ettirmeyi Amerika açısından başarı gördüğü için yeni bir adım atmıştır. Bu yüzden ABD'nin bu yeni politikası bölge halkları açısından bir tuzak niteliğindedir. Bu oyun bozulmalı, Suriye ve Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması başat politika olarak savunulmalıdır. Aksi takdirde bölgede ortaya çıkacak yeni memnuniyetsizlikler etnik ve inanç üzerinden kapışmayı kalıcı hale getirecek ve bölge daha yıllarca kan ve gözyaşına boğulmaktan kurtulamayacaktır.

İşte bu yüzden bölge halkları tarafından Amerikan oyunları bozulmalı, ABD'nin bölgeden defolup gitmesi için gereken her türlü özveri gösterilmelidir.

Tabi ülkemizde iktidarda olanlara da aynı şekilde Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunmak ve Suriye halkının kendi yazgısını kendisinin belirlemesi için Beşar Esad ülkenin tartışmasız önderi olduğu gerçeği de kabul edilmelidir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA