turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEOLİBERAL YALAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 EYLÜL 2016

Kapitalist/emperyalist sistem milyonlarca insanı boyunduruk altında tutmak için sürekli yalanlara başvurur ve ne yazık ki, bu yalanlar da sürekli olarak halk yığınları tarafından yutulur ve bu yöntemlerle de halk düşmanlarının biri gider diğeri gelir.

Bizim ülkemizde de aynısı oldu. Kapitalist sistem ülkemizin hiçbir sorununu çözmediği ya da çözemediği için milyonların hoşnutsuzluğu giderek arttı. Bu durumda havayı sürekli olarak koklayan emperyalizmin uşağı neoliberaller halkı istediklere tarafa yönlendirmek için yoğun bir propaganda yürüttüler ve özellikle de özgürlükler konusunda temeli çürük tezler geliştirerek Türkiye'de özgürlük adına cumhuriyetle hesaplaşılması gerektiğini savunarak cumhuriyetin tüm kazanımlarını ateş altına aldılar. Bu konuda vereceğimiz örneklerden birisi özellikle çarpıcıdır.

Neoliberal çevreler laikliği hedef tahtasına koyup %99'u Müslüman olan bir ülkede laikliği savunanların Müslümanları baskı altında tuttuklarını ileri sürerek bütün sözüm ona duyarlılıkları bu anlayış üzerinde yoğunlaştırarak böyle bir ülkede halkın özgür olamayacağını ileri sürdüler. Sonuç olarak zaten merkez sağ partilerin halkın hiçbir sorununu çözmemesi sonucu halkın hoşnutsuzluğu ile çakışan bu propaganda ile birlikte yığınlar hedef olarak gösterilen dinci partilere doğru hızla akmaya başladılar.

12 Eylül 1980 faşist darbesi sonrasında Erbakan'ın partisi hızlı bir yükseliş gösterdi. Bu partinin ülkede yarattığı panik havası yüzünden Erbakan iktidarı uzun sürmedi. Devamında ise Merkez sol olarak adlandıracağımız DSP'de dahil ANAP'lı MHP'li, iktidar gündeme geldi.

Ancak Türkiye'nin problemleri çözülmek şöyle dursun daha da ağırlaştı. İşte tam da bu sırada Erbakan'ın dizi dibinden kaldırılan Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç vb kimselere uluslararası neoliberallerle onların yazgı arkadaşı yerli neoliberaller kucak açtılar ve uluslararası bir planın parçası olarak AKP kurduruldu. İçerde yaratılan ekonomik ve politik açmazlar nedeniyle erken seçime gidildi ve 3 Kasım 2002 tarihinde AKP iktidara getirildi. Neoliberaller ilk raundu başarmışlardı, artık ikinci raunda geçebilirler ve istedikleri politikaları yeni hükümete uygulatarak amaçlarını bir bir gerçekleştirebilirlerdi.

Öyle de oldu. Cumhuriyetin kazanımları, özellikle de laiklik apansız ateş altına alındı.

Ayak bağı olarak düşünülen ne kadar kurum ve kuruluş varsa vesayet eleştirisiyle ya itibarsızlaştırıldı ya da değişim ve dönüşümleri sağlanarak hüküm altına alındı. Şu ana kadar kesintisiz 14 yıldır iktidarda olan AKP ilk yıllarında özellikle de iç politikada temkinli davrandıysa da dış politikada şimdiye kadar hiçbir iktidarın göze alamadığı politik atraksiyonlarla ABD emperyalizminin ve emperyalizmin bir dediğini iki etmedi.

Kuzey Afrika'dan Çin Seddi'ne kadar büyük bir coğrafyada emperyalizmin uçbeyi gibi davranılarak her türlü bataklığın içinde olundu. Kısaca söylersek Türkiye, artık komşularıyla barış içinde bir arada yaşamayı değil büyük devletlerin örtülü emperyalist politikalarını Osmanlı düşü görüntüsü vererek savunmaya başladı.

Doğal olarak neoliberal politikaların Türkiye'nin hiçbir sorununu çözmeyeceği uzun bir süre sonra anlaşıldıysa da karşımızda hala pes etmeyen bir AKP ve saray bulunmaktadır. AKP ve saray ısrarla aynı politikaları ısıtıp ısıtıp geniş halk yığınlarının önüne sermektedir. Hepinizin iyi bildiği gibi faşist özlemleri olanlar ırkçılığı bugüne kadar tepe tepe kullanmışlardır. Ayrıca içerde ve dışarıda iyi gitmeyen ne varsa daha otoriter bir yönetimle çözüleceği bugüne kadar ülkemizin önemli bir kesimin belleğinde hala diriliğini korumaktadır. Şovenizmi uç noktaya vardıranların sayısını da göz ardı edemeyiz.

İşte bu gerçekler ışığında AKP ve saray; dinci, faşist bir yönetimle kalabildiği sürece iktidarda kalmanın yollarını sonuna kadar kullanmaya çalışmaktadır. Ancak mevcut güçler MHP'yi de peşine takmış olmasına karşın kendisi için yeterli değildir. Bu yüzden de geçmişten kalan ve hala da önemli ölçüde varlığına tanıklık ettiğimiz bazı kapitalizm ve emperyalizm karşıtı (bunlar sosyalist değil) güçlerle AKP ve saray hala kendilerinden umudu kesmemiş olan neoliberallerin de yardımıyla bir ve beraber olma arayışları söz konusudur.

Neoliberal yalanların, AKP ve saray entrikalarının önüne geçmeli ve sonucu daha ağır olacak olan AKP ve saray iktidarının güçlendirilmesine kesinlikle izin vermemeliyiz.

Bunun için AKP ve saraya karşı cepheden politika yürüten güçlerin kararlılığına ve birlikteliğine gereksinim vardır bu yüzden de çabalarımızı bu yönde yoğunlaştırmalıyız.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA