turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YALANIN KUYRUKLUSU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 EYLÜL 2016

Biz kendimizi bildik bileli siyasi partiler birbirlerinin kapısını çalar ve bayramlaşma seansları düzenlerler. Öyle bir görüntü sergilenir ki sanırsınız herkes birbirleriyle bal kaymak yaşıyorlar da devamını ve daha iyisini gerçekleştirmek için çaba içindeler. Çocukluğumdan beri politikacıların bu yönde demeçlerini dinler sonrasında ise şaşar kalırdım. Sanki her şey tıkırında gidiyormuş gibi iktidar partilerinin mesajlarını dinler dinler hayıflanırdık. Oysa bizim köyümüz iktidar partisine oy vermediği için okuldan bile yoksundu da ya ilçeye ya da çevre köylere kışta kıyamette okumak için gider gelirdik. Bugün olduğu gibi o günlerde de radyo ve gazetelerden kim ne söylemiş duyar okurduk ancak yine de iki elimiz böğrümüzde kalırdı. Çünkü bizim için en iyi bayram hediyesi ne cicili bicili elbiseler ne de şekerler ve cep harçlıkları değildi. Sadece okuldu sadece okul.

Politik tutum yüzünden bizim köyümüze okul ancak 27 Mayıs 1960'tan sonra yapıldı. Onu da devlet değil de köylülerin kendi arabaları ve kağnıları ile getirdikleri taşlarla yapıldı okul. Hep birlikte en çok sevindiğimiz bayramdı dersem abartmış olmam. Okulun kocaman kocaman taşlarını kucaklayıp taşıdığımız için okulun yapımında bizim köyün çocuklarının emeği vardır. Başkalarını bilmem ama ne zaman köye gitsen okulun önünde bağlara aşağı yürürüm ve okulun bugünkü hali içimi sızlatır. Çünkü okul binası bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tutmuştur. Artık köy çocukları taşımalı sistemle başka okullara götürüldüğü için öğretim de durdurulmuş, öğretmenlerin ayağı köylerimize basmaz olmuştur.

Benim çocukluğumda öğretmene gösterilen saygı ve sevgi adım gibi biliyorum ki ülkenin başbakanına ve cumhurbaşkanına bile gösterilmezdi. Bu yüzden de öğretmenler çocuk sezgilerimle anlıyordum ki kendilerini öyle onure edilmiş görürlerdi ki, karşılığını da karışık okunmasına karşın tek tek öğrencilere gösterirlerdi. Öğrencilerin kent çocuklarının seviyesine gelmesi için gecelerini gündüzlerine katarlar öğrencilerin daha yukarı öğrenim görmeleri için yol gösterici olurlardı. Şimdi bu ilgi, bu yakınlık ortadan kalktı. Köy çocukları diyebilirim ki daha bir mahrum kaldılar.

Bu mahrumiyet içinde çırpınan köy çocuklarını gördükçe bayram hediyeleri ellerinden alınmış çocuk fotoğraflarında onların gözlerindeki yaşam sevincinin azaldığını görüyorum hep. Ne acayip değil mi? Çocuklar tıpkı bizim çocukluğumuzdaki gibi bir sevinçsizliğin içine düşürülmüşler. Bugün binlerce köyün hiçbirinde öğretmen yok ama her köyde camilerin imamları var. Bu imamlar ki bugüne kadar dinci partilerin uçbeyleri gibi çalıştılar. Sade inançlı köylüleri birer birer zehirleyip her birini bir tarikatın peşine taktılar. Tabi ki bu hocaların çoğu İmam Hatip çıkışlıydı ve yıllarca politikacıların "aydın hoca yetiştireceğiz" tatavasının tersine dince dinci ve gerici partilerin militanlığını yaptılar. AKP dönemindeyse imamların ya tamamı Fethullahçıydı ya da AKP iktidarının gözü dönmüş birer militanı.

Şimdilerde de İmam Hatip Okullarının sayılar kat kat arttırıldı. Normal okulların bile tabelaları sökülerek birer İmam Hatip okuluna döndürüldü. Sizin anlayacağınız bilimsel eğitimin yerini dini eğitim ve hürafeler aldı. Okullar iktidarın dinci öğretmenlerinin ve tarikat ve cemaatlerin tasallutuna uğradı. Okullar, yurtlar, eğitim müfredatı derken Türkiye'de eğitim tam anlamıyla çamura saplanmış oldu. İşte bu işe yaramaz dinci imancı iktidarlar yüzünden Türkiye'nin aydınlık yüzü iyice karardı. Bugün geceli gündüzlü bir sürü liboş takımı magazinleştirilmiş Fetö konuşması yapıyorsa hepsi dinci, imancı iktidarların işi. Hele de bu konuda AKP'nin 14 yıllık iktidarı döneminde yaptıklarının bugüne kadar hiçbir iktidar eteklerine bile ulaşamaz.

Partiler birbirleriyle bayramlaşıyorlar. İyi niyet sözleri gırıla gidiyor. Ülkemizde barışın, demokrasinin, mutlu bir yaşamın savunucuları kesilmiş birileri bayramı da kendilerine bir araç haline getirerek halka yalanın kuyruklusunu söylüyorlar. Ülke yoksulluktan, gelecek korkusundan tam anlamıyla bir ufuksuzluğa gömülmüş. Öğretmenler atanamıyor, doktorlar, mühendisler, iktisatçılar, kısaca her meslekten binlerce, on binlerce gencimiz bir bekleyiş içinde. Politikacılardan işitilen şeyse yalancıktan birlik, beraberlik mesajları. Sömürü dizboyu, baskı, zulüm tavan yapmış, kimsenin can güvenliği yok, siyasiler yığınların ayranını kabartmak için durmadan şiirler patlatıyor:

Bayrağı bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır

İşte böyle ülkemizin bayramı bayram gibi kutlamaktan uzak yurttaşları; sizler sürekli kandırılıyorsunuz. Sürekli olarak birileri her şeyin sahibi olarak ülkenin varını yoğunu hortumluyor, size de insan gibi yaşayacak payı bile çok görüyorlar. Bu kadar adaletsizliğin yaşandığı bir ülkede yalancının şahı olanlar gerçeklerin üzerini örmek için neler yapıyorlar neler. Kimi insanlar bu vatan için canlarını veriyor, kimileri nutuk çekiyor, kimileri de Karun kadar zenginleşip zalimleşiyorlar.

İşte bunlar her bayram parti olarak birbirlerini ziyaret edip sizlere siyasi olarak birbirimize karşı olsak da bakın bizler etle tırnak gibiyiz gösterisiyle sizleri yalanın kuyruklusuyla uyutmaya çalışıyorlar.

Bakın; AKP'nin bir bayram ziyaretçisi ne demiş; AKP hükümeti olarak PKK'dan, Fethullahçılardan, IŞİD'dan 14 yıldır biz sorumluyuz…"

Eee; hani milat 17-25 Aralıktı. Yoksa tedbirsiz mi konuştunuz? Kazanız mübarek olsun şimdiden…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA