turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TARIK AKAN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 EYLÜL 2016

Dün gece yarısından sonra Tarık Akan'ın yaşamını yitirmesi haberiyle sarsıldık. Gözümüzün önünden 12 Eylül 1980 faşist darbesi bir film şeridi gibi geçti. Bütün ilericiler, devrimciler ve sosyalistler gibi 12 Eylül darbesi sonucu Tarık Akan da gözaltına alınıp içeri atıldı. İki aydan fazla hücrede kaldı. Sonra serbest bırakıldı. 12 yılla yargılanan Tarık Akan'ın nelerle karşılaştığını o günlerde tutuklanıp içeri atılan herkes bilir.

Doğal olarak 12 Eylül faşizminin Tarık Akan'ı tutuklayıp hücreye tıkması bir rastlantı sayılamazdı. Çünkü bütün faşist rejimler karanlık ve halk düşmanı oldukları için hiçbir aydınlık yüze katlanması olası değildi. Tarık Akan gibi değerli bir sinema oyuncusu da Türkiye'nin aydınlık yüzüydü, emekten ve özgürlüklerden yanaydı. 12 Eylül faşizmine hedef olmasının nedeni de doğal olarak buydu.

Tarık Akan'ın hedef seçilmesinin nedeni oynadığı filmlerde ortaya koyduğu karakterlerdi elbette. Tarık akan filmlerinde ülkenin yoksul halkının çektiklerini dile getirmiş, filmlerinde işçinin emekçinin haklarını savunarak bir sinema sanatçısı olarak onların yanında yer almıştı. Bu yüzden de kan emici egemen güçler tarafından düşman olarak görülmüş, susturulması gereken bir aydın olarak üstüne gidilmişti.

Tarık Akan bizdendi, hepimizindi. O, kısa süre içinde Türkiye insanının gönlünde taht kurmuş yediden yetmişe herkesin en yakını olmuştu. Böyle birinin egemenler tarafından düşman bellenmesinden daha doğal ne olabilirdi ki? O da 12 Eylül faşistlerince düşman bellendi.

12 Eylül faşizmi her türlü aydınlıktan ve aydınlık yüzlü insanlardan korktuğu için ülke çapında geniş tutuklamalara girişti. Bütün faşist yönetimlerde olduğu gibi bizim ülkemizde de başlatılan cadı avı hemen herkesin kapısını çaldı. O dönem bir buçuk milyona yakın kişi gözaltına alındı, tutuklandı, içeri yollandı. Tarık Akan'da bu bir buçuk milyonun içinde yer aldı. Hemen herkes gibi Tarık Akan'da ne yaptığını ve nerede durduğunu iyi biliyordu. Dolayısı ile 12 Eylül faşizmine kararlıca ve onurluca direndi.

Salıverildikten sonra da yolundan dönmedi. Ülkenin bütün namuslu aydınları gibi Kenan Evren ve yanındaki diğer dört generale yani beşibir yerdelere karşı olmayı sürdürdü. O bir mücadele insanıydı bu yüzden de düşüncelerinden ödün vermedi. Yılmaz Güney'in Adana'daki anmasına rahatsız olduğu için katılamadı. Uzaktan telefonla katılarak Yılmaz Güney'in sinemadaki yerine ve devrimci kişiliğine dair belleğimize kazınan sözler söyledi. Yılmaz Güney'in eşi Fatoş Hanım'la konuşmasını bağladı.

İnsan bir mesleği yerine getirirken kişiliğini oluşturan salt o meslek değildir. Tarık Akan'ı bilenler için cankurtaranlık yaptığı dönemlerde onun kişiliğinin bir parçasıdır, Maden filmini oynarken de ortaya koyduğu karakter onun bir kişiliğidir. Onun sıradan filmlerinde bile öne çıkan bir görüntüsünden ve güneş yüzlü gülüşünden söz etmeden geçemeyiz. Hakkında yığınla söylenecek sözler bulmak olasıdır. Ancak son günlerde onun yoğunlaştığı mücadelenin de ne kadar haklı bir mücadele olduğunu bir kez daha anlamış olduk.

Bu ülkenin kimi aydın geçinen kişileri liberalleşip dini gericilikle uzlaşma yolları ararken ve laikliğin hepten çöpe atılması gerektiğini savunurken; Tarık Akan, o güneş aydınlığı yüzüyle bir kez daha öne çıkmış ve gericiliğe ve dinci faşizme karşı çıkarak laikliği sonuna kadar savunanların en önünde yer almıştır. Bağımsızlık, demokrasi, hak ve özgürlükler konusunda da ödünsüz bir sanatçımızdı. Bu yüzden de AKP'nin aktrollerinin her türlü saldırı ve hakaretleriyle karşılaştı. Etnikçi ve dini inançları öne çıkararak politika yapanların da Tarık Akan'a burun kıvırmaları da unutmayalım ki bir rastlantı olarak görülmemelidir. Çünkü o durduğu yer itibariyle birilerinin doğru olmayan politikalarının tekerine çomak sokmaktaydı.

Bazıları onu Kemalist sayarak başka bir yere koymaya çalışsalar da onun karşısında ancak ve ancak cılızlaşabilirlerdi. O yine mavi gözleriyle dev bir adam olarak hepimizin belleğine Tarık Akan olarak kazındı. Demek ki neymiş? Ülkesini seven, işini en iyi şekilde yapan, devrimci bir kişi önüne ne kadar set çekilirse çekilsin o setleri yıkar halkın gönlünde taht kurabilirmiş. Tarık Akan'ın tahtı gönüllerde hiç sarsılmadan kalacak ve onun yiğit, kararlı ve ödünsüz duruşu pek çok sanatçıya örnek olacaktır.

Son sözümüz şudur; Tarık Akan gibilerin önünde onun düşüncelerine düşman olanlar bile eğilmek zorunda kalırlar. Nasıl, Nazım Hikmet'in düşüncelerine düşman olanlar bugün onun şiirlerini meydanlarda okuyorlarsa; Tarık Akan'ın sinema sanatı ve kişiliği karşısında da söyleyecek söz bulamazlar. Bu yüzden buradan bir kez daha söylemek isteriz ki devrimciler farklıdır, sosyalistler farklıdır. Çünkü onların yüreği bütün dünyayı kucaklayacak kadar büyüktür. Çünkü onlar için yol gösterici olan sadece ve sadece bilimdir, insanlıktır. Bugüne kadar bilimin yanıldığı da insanlık tarihi boyunca hiç görülmemiştir.

Tarık Akan'ı uğurluyoruz. Ve diyoruz ki mücadele asla bitmez! Aydınlıktan ve sosyalizmden yana olanların bileği asla bükülmez.

Güle güle Tarık Akan!

SEN BİZİMSİN; HEPİMİZİNSİN!


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA