turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ABDÜLHAMİT HEVESİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 EYLÜL 2016

Askeri hasteneleri Sağlık Bakanlığı'na devret. Bazılarının ismini Abdülhamit koy, sonra da çık Milli İrade'den ve demokrasiden dem vur. O, Abdülhamit ki 33 yıllık baskı, zulüm ve jurnallerle geçen bir yönetim dönemi olan padişahtı. O, Abdülhamit ki 1876 yılında meşrutiyetin ilanı ile birlikte açılan parlamentonun ve meşutiyetin yaşamasına bir yıl bile izin vermemiştir. Tamı tamına 33 yıllık istibdat döneminde ise kimler sürülmemiş, kimler zindanlara atılmamış, kimler yaşamlarından olmamış. İstibdat döneminde jurnaller öylesine büyük boyutlara ulaşmıştır ki, Abdülhamit'in her yerde gözü kulağı olduğu söylenir.

Türkiye, padişahlıkla yönetilmiyor artık. Osmanlı niheyet Osmanlının sonunu getirmiş, ülke toprakları emperyalistlerce işgal edilerek tam anlamıyla ortadan kaldırılmak istermiştir. Eğer padişahlığı ortadan kaldırıp cumhuriyeti ilan eden başta Mustafa Kemal olmak üzere bir avuç yurtsever olmasaydı bugün cumhuriyetin nimetlerinden yararlanıp padişah rüyası görenler kesinlikle olmayacaklardı. AKP'nin kurduğu hükümet sözümona cumhuriyet hükümeti olarak şu an işbaşındadır ama padişah ve de özellikle istibdadın bir numaralı hayranıdır. Bu yüzden her fırsatta Abdülhamit'i anıp bizlerin iki de bir önüne çıkarmaktadırlar. Bu yüzden İstanbul'da askeri hastanenin adı Abdülhamit Hastanesi olarak değiştirilmiştir.

Bir zamanların MTTB Başkanı olan gerici ve dinci İsmail Kahraman gibiler Komünizmle Mücadele Dernekleri ile birlikte Amerikan 6. Filosu'nun İstanbul'a gelişini protesto eden gençlere sopa ve bıçaklarla saldırmışlar iki gencimizi katlettikten sonra 6.Filoyu kıble yapıp namaz kılmışlardır. İşte o Kahraman şimdi Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen Abdülhamit Sempozyumunda konuşarak Abdülhamit'e vefa borçlarının olduğunu söylüyor. Üstelik bu salonda bulunan Mustafa Kemal Atatürk'ün portresi indirilmiş, yerine de Abdülhamit'in portresi asılmış.

Bu konu öyle tarihsel bir kişiliğin anılması falan değildir. Zaten Abdülhamit de sadece 33 yıllık istibdat döneminin padişahı olarak tarihte kendisinden söz ettiren birisidir. Daha açık söylemek gerekirse AKP ve AKP'yi savunanlar devrimcilerin karşısına Abdülhakit'in şahsında padişahlığı savunarak çıkmaktadırlar. Bu yüzden de AKP'nin şöyle miydi, böyle miydi gibisinden tartışılmasına gerek yoktur. AKP doğrudan cumhuriyet ve halk düşmanıdır. Zaman zaman dile getirdiği demokrasi ise amaçlarına ulaşmak için bindikleri, amaçlarına ulaştıktan sonra indikleri tramvaydır ki artık bu ülkenin ilericileri, devrimcileri ve sosyalistleri bu gerçeği görmeliler ve ona göre bir tutum almalıdırlar. Dur bakalım ne olacak diyerek çekildiğimiz mevzi asla terkedemeyeceğimiz mevzidir. Eğer bizler; dinci gericiliğe ve faşizme karşı öne atılmaz ve kararlı bir mücadele örgütlemezsek bilmeliyiz ki bu gidişin sonu iyi değildir.

İsmail Kahraman'ın konuşulmasına gerek yoktur. Onunla birlikte davranan kadrolar bugün iktidardadırlar. Onlar ki, geçmişte sosyalizme karşı ABD emperyalizminin devşirip alana sürdüğü eli kanlı güruhlardır. Onlar ki ABD'nin komünizme karşı oluşturduğu 'Yeşil Kuşak' projesinin bir parçası ve ABD ve NATO'nun Gladyolarıdır. Gerçekler bu kadar çıplak ve bu kadar gözümüzün önündeyken AKP ve saray politikalarına prim vermek ve bu politikalara karşı hayırhak davranmak aklın ve bilimin kaldıracağı şeyler değildir. İşte bu yüzden AKP ve saray kadrolarının karşısına hem ideolojik hem de eylemli olarak çıkmak ve mücadele etmek zorundayız.

19 Eylül Pazartesi günü okullar açıldı. Okulların açılmış olması bir yana eğitim için neredeyse yarı yarıya bir eksiklikle eğitime başlanmış olmasına karşın, "15 Temmuz Milli İrade ve Demokrasi" ilk ders olarak öğrencilere hap yapılıp yutturulmaya çalışıldı. Gerçi bizler AKP ve sarayın milli irade ve demokrasiden ne anladığını daha önce yazdık yazmasına da bir kez daha yineleyelim; bizim öğrencilerimizin ilkokuldan liseye ve üniversiteye kadar aklı Alicengiz oyununu sahnaye koymaya kalkanlardan çok daha işlektir.

Bizler inanıyoruz ki çocuklarımız bu haplarla uyutulup Abdülhamit ninnisi ile ülkesini satmayacak kadar akıllıdırlar.

İktidarın kurduğu her kumpas ve Abdülhamit hevesi bu bağlamda iktidarı sona bir adım daha yaklaştırmaktadır, o kadar…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA