turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MUHTAR TOPLANTILARINA DEVAM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 EYLÜL 2016

Hani bunlar gündemi belirliyorlar bizler de tartışıyoruz ya, aslına bakarsanız bu tür yaklaşım sanıldığı kadar basit değil. Basit değil, çünkü Recep Tayyip Erdoğan öyle laflar ediyor ki, ettiği laflar doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı ve yokluğunu ilgilendiriyor. Yine iktidarın atadığı kimseler sırtlarını dayadıkları AKP ve saraya dayanarak çizmeyi aşan yaptırımlarda bulunuyor. Örneğin insanların yaşamına müdahale anlamında Yozgat Valisi'nin attığı yeni adım da bunlardan biri.

Ne yapmış vali paşa?

Ne yapacak OHAL'e dayanarak içkili mekanların kapısına kilit vurmuş.

Yani sizin anlayacağınız sözü geçen iktidarın hiçbir zaman gerçek niyetini değiştirmediği anlamında bu yeni adım diyebiliriz ki bir örnektir. Daha bir sürü örnekler de söz konusudur, onları da sırası geldikçe ya yazdık ya da yazmaya devam edeceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti elbette 1920'lerin Türkiye Cumhuriyeti değildir. O dönemlere baktığımız zaman Osmanlı yönetiminin elinde ülke yok ve yoksulluğun içine yuvarlanmış, bütün varlığını yitirmekle karşı karşıyayken, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının başlattıkları mücadele ile emperyalist güçler yenilgiye uğratılmış ve misakı milli sınırları içinde yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Deyim yerindeyse elde kalan topraklar üzerinde Osmanlı'nın enkazını temizlemek sanıldığı kadar da kolay olmamıştır. Devamında ise onca olumsuzluklara karşın Türkiye Cumhuriyeti yine de önemli sayabileceğimiz aşamalar kaydetmiştir.

Ülke, sermaye gruplarının ve sermaye adına iktidar olan sağ iktidarların elinde öyle büyük zorluklar yaşamıştır ki, dünün şeriatçı ve saltanatçıları verilen ödünler yüzünden bugün karşı karşıya kaldığımız AKP ve saray iktidarı ile yönetilmek zorunda kalmıştır. Onca olanaklara karşın, ülkeyi her anlamda uçurumun kıyısına kadar getirmiş olan AKP ve saray, başka yapacak hiçbir şeyi olmadığı için Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularına ve cumhuriyetin kazanımlarına saldırmayı kendisi için en çıkar politik yol olarak görmüştür.

Dün, Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Muhtarlar Toplantısı'nda sarf ettiği sözler hiç kuşkunuz olmasın ki muhtarlara bir şeyler söylemek için söylenmiş sözler değildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını tescilleyen Lozan Antlaşması için bugün Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan muhterem; "Birileri bize Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştılar… Zafer mi bu? Onlar hakkını veremediği için şimdi biz sıkıntı yaşıyoruz…" diyorsa gerçekten de üzerinde durulması gerekiyor. Oysa aynı kişi birçok kez Lozan'ı öven konuşmalar yapmış ve bu konuda düşünceler belirtmiştir.

Demek şimdi bu sözleri söylüyorsa adı geçen kişi bir eşik daha atladığını düşündüğü içindir. Söyledik; AKP ve saray 14 yıl içinde Türkiye'yi yönetemez hale geldi. Ülkede çivisi çıkmayan hiçbir şey kalmadı. Demokratik hak ve özgürlükler askıda, yönetim aciziyeti olduğu için Fethullahçılar başarısız bir darbe kalkışmasında bulundular. Darbeyi bahane eden iktidar ise şimdi Türkiye'yi OHAL ile yönetiyor. Üç ay dolmak üzere,üç ay uzatılması için Milli Güvenlik Kurulu'nda hükümete öneride bulunuldu. Recep Tayyip Erdoğan'a kalırsa OHAL'in daha bir sene sürebileceğini söylüyor. Yani bunlar bugün olağan koşullarda Türkiye'yi yönetmekten aciz hale gelmişler. Hoş, bunların anlayışı ile ülke yönetmek zaten OHAL'siz sıkıyönetimsiz olası değildir ya neyse.

Recep Tayyip Erdoğan, Lozan Antlaşması ile birlikte istediğimiz genişlikte toprak elde edemediğimizi kast ederek Lozan'la ilgili eleştiri sınırlarını aşan sözler etse de, insan dönüp hiç kendisine bakmaz mı? 14 Yıllık dış politika hiçbir dönemde bu denli zaafa uğramamışken, Türkiye bunlarla birlikte yeniden büyük bir tehlikenin eşiğine gelmişken, Muğla ilimizin çevresindeki bizim olan adalara Yunan bayrağı dikilmişken bu sözleri söylemek için gerçekten de insanda biraz ayar olması gerekmez mi?

Demek ki, neymiş? AKP iktidarı Yenikapı ruhu safsatalarıyla ne kadar çok insan uyutursak kâr diye düşünüyormuş. Yoksa AKP ve sarayın gerçekte iç barışı sağlamak amacını güttüğünü kimse ileri süremez. Böyle bir yol izlemek AKP ve sarayın işine gelmez. Çünkü yaşanan çatışma ortamında AKP ve saray ne kadar yandaşı kemikleştirirsem kazanç diye düşünüyor. İşte bizler bu gerçekleri iyi bildiğimiz için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Yenikapı mitingine katılmaması gerektiğini söyledik. Gelinen nokta ne kadar haklı olduğumuzu göstermiş bulunuyor.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, ülkemiz insanları 14 yıllık AKP iktidarında ve 12 Eylül iktidarları ve sonrasında epey kara cahil hale getirilmiş. Yoksa mevkisi ne olursa olsun hiç kimse sarayda muhtarları toplayıp da Lozan Antlaşması ve Lozan Antlaşmasını yapan ülkemizin kurucuları için aklına geleni söylemeye cesaret edemezdi. Diyelim ki söyledi, kendisini dinleyip alkışlayan kimseleri kolay kolay bulamazdı.

Ne diyelim; sürüleştirme operasyonu muhtarlarla devam ettiriliyor demek ki…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA