turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TBMM AÇILDI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 EYLÜL 2016

Biliyorsunuz her fırsatta TBMM'yi devre dışı bırakmakta hem Recep Tayyip Erdoğan hem de AKP oldukça ustalaştı. Canı istedi, TBMM'yi buzdolabına soktu, canı istedi tatile göndererek yaşananlara müdahale edebileceği endişesinden kurtuldu. Sonra yaşadıklarımız arka arkaya geldi. Fethullahçı darbe girişimi de bahane edilerek artık TBMM olmasa da olur bir havaya girildi. OHAL ilan edilip kafalarına nasıl esiyorsa öyle Kanun Hükmünde Kararnameler çıkarıldı. Bu yöntemle Fethullahçı temizliyoruz ayaklarına AKP ve saray iktidarına yönelik muhalif kesimleri susturmak için binbir kurnazlık yöntemleri kullanılmaya başlandı. Bu konularda eleştiriler yoğunlaşınca da yanıtları hazırdı. Haklı, haksız ayıklanacak denilerek ipe un serilmeye devam edildi. Ortada doğru dürüst haklıyı ve haksızı ayıklayacak mekanizma da olmadığı için mağduriyetlerin üstüne mağduriyet binmekte. İç ve dış politikada çuvallamış bir iktidar ve saray var. Saray, hemen tüm yetkileri üstünde toplamış hükümet sadece ve sadece görüntüden ibaret. En önemli konularda bile meclis devreden çıkarılmış. Bu yüzden CHP Anayasa Mahkemesi'ne götürdü Kanun Hükmünde Kararnamelerin bir bölümünü.

Demokratik hak ve özgürlükler yok edilmiş. Basına yönelik sindirme ve tutuklama furyaları dizginsiz devam ediyor. Ne yapacağı nerede duracağı belirsiz bir iktidarın eline savaş teskeresi verilmiş sonucunu kestirmenin olanağı yok. Suriye'ye sokulan Türk askerlerinin yanında ne olduklarını çok iyi bildiğimiz ÖSO katilleri var. En önemlisi de Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini atan Mustafa Kemal ve arkadaşlarına ve Lozan Antlaşması'na yönelik Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerinin üstünden birkaç gün bile geçmiş değil.

Daha anlatılacak pek çok şeyi sıralamak olası, ancak gerek yok. Dün TBMM açıldı ve Recep Tayyip Erdoğan TBMM'de bir konuşma yaparak, daha çok Yenikapı ruhuna değinip herkese akıldan yoksun numarası çekti. Çekti diyorum, çünkü AKP ve saray için Yenikapı ruhu demek onların politikalarına dahil olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor.

Zaten MHP'yi AKP ve saray ruhunun dışında düşünmediğimiz için geriye CHP ve MHP kalıyor ki, bu iki partinin politikaları da kendinden menkul.

TBMM'nin açılışı ile ilgili tartışmalar bildiğiniz gibi günlerce önce başladı. İnsanların kafasında daha çok böylesine keyfi politikaların mimarı olan Recep Tayyip Erdoğan TBMM'ye geldiğinde CHP ve MHP ne yapacaklardı şeklindeydi. CHP adına bu konuda bir açıklama yapan Levent Gök, Recep Tayyip Erdoğan meclise geldiğinde kendisine saygıda kusur edilmeyeceğini anlatan bir açıklama yaparak halkın kafasında yapılması gereken davranışta ilk kırılmayı sağladı. Nitekim, CHP tam anlamıyla bir bütünlük sağlamasa da Levent Gök'ün söylediği yönde davrandı. HDP ise ayağa kalkmadı, tavırlı bir tutum aldı. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarının bir bölümü yakınma demesek de milletvekillerinin kendisini eleştirmeleri ile ilgiliydi. Diğer söylediklerininse diyebiliriz ki kamuoyu tarafından bilinmeyen hiçbir yanı yoktu.

Gelelim; AKP ve saray iktidarının istediği savaş tezkeresinin bir kez daha AKP, CHP ve MHP oylarıyla geçirilmiş olmasına. Burada HDP'nin savaş teskeresine hayır oyu kullanılması sadece kendi duyarlılık alanını kapsadığı için buradan çok da olumlu bir politika üretmenin olanağı yok. Savaş teskeresinin böylesine kabul edilip geçirilmesi ise ayrıca üzerinde durulması gereken bir konu. Buraya özellikle vurgu yapıyoruz, çünkü AKP ve saray politikasıyla Suriye'de barışı sağlayacak bir adım atılamayacağı bilemediğimiz bir şey değil. Bugüne kadar Suriye'nin bu noktaya getirilmesinde çok büyük suçların sahibi bir iktidarın esasen düzeltebileceği bir durum da değil, Suriye'de yaşananlar.

İktidar ve sarayın açıklamalarına ve davranışlarına bakarsak Suriye'nin toprak bütünlüğüne uygun ve merkezi hükümetle ortaklaşa dişe dokunur herhangi bir adım atılmadığı için AKP ve saray iktidarının Suriye politikasının ele alınacak tutar yanı yok. İşte bu yüzden iktidarın Suriye politikası Türkiye açısından çok büyük tehlikeleri içeriyor. Durum böyleyken CHP'nin hem meclisteki tavrı, hem de meclis dışında kamuoyuna vereceği mesajlar önem taşımaktaydı ki, bizler bu kısa süre içinde topluma CHP'nin vermesi gereken mesajları göremedik, duyamadık. İşte bu yüzden AKP ve sarayın alicengiz oyunlarıyla süslenmiş politikalarını engellemek salt CHP'yi meclise kilitlemekle olacak şey değil. CHP'nin meclisteki politikaları bile pek çok kez yetersiz kalıyorsa geriye bir tek şey kalıyor demektir, halk AKP ve sarayın politikalarının ceremesini çekmeye devam edecek.

Yine özenle belirtmek isteriz ki, CHP, Türkiye'nin demokratikleştirilmesinde kendisi dışında demokrasi güçleriyle ortaklaşmaya çok da istekli değil. Bu yüzden de CHP'nin politikaları güç dengesinin mecliste MHP'nin de AKP'nin koltuk değneği olduğunu düşünürsek tamamen etkisiz konumda. Meclis dışında da CHP'nin ürkekliği gözle görülür boyutlarda olduğu için CHP halkın umutlarını büyütmeyi başaramamaktadır. Bununla birlikte Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi olarak yetersizliklere özenle parmak basacak ve neler yapılması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizmeye devam edeceğiz. Edeceğiz; çünkü CHP dahil demokrasi güçlerinin üstesinden gelmesi gereken pek çok sorun bizleri bekliyor.

Demek ki neymiş?

Politikanın meclis ayağı yetmez, sokak ayağı da hızla yaşama geçirilmeliymiş ki AKP ve saray dayatmalarının üzerinde etkili olunabilsin.

Yoksa bunlar zaten hoca, bildiklerini de okumaya devam ediyorlar, edecekler…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA