turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NASIL BİR ÜLKE OLDUK?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

04 EKİM 2016

Nasıl bir ülke olduk?

Ülkemizde artık din belirleyici hale geldi. İşe mi gireceksin, devlet kademelerinde yükselecek misin baz olarak sadece ve sadece din alınıyor. Bildiğiniz gibi KPSS sınavlarında sorular yetmiyor bir de üstüne üstlük sözlü sınav yapılarak iktidarın kendinden olmadığını düşündüğü adaylara neredeyse sıfır puan verilerek hayalleri söndürülüyor. Sorular içinde öyle sorular var ki, bu sorular kim ve kimler tarafından nasıl belirlenir, niye böyle abuk subuk sorular sorulur konu ile ilgili yetkililerden bir açıklama bile gelmiyor.

Türkiye'de iktidar bütün kurumları zıvanadan çıkardı. Zıvanadan çıkan kurumların başında da Diyanet İşleri Başkanlığı geliyor. Araştırılsa Diyanet'in Fethullahçıların örgütlenmesi ve etkili hale gelmesi için rolünün ne kadar büyük olduğu açıkça görülecektir. Pek çok kurumda olduğu gibi Diyanet'te de ne olmuş, ne bitmiş üstü örtülüp kapatılıyor. Çünkü Diyanet bugün AKP ve saray iktidarının en güvenilir güç odaklarından biri haline gelmiş görünüyor. Türkiye'de sosyal yaşamın yeniden şekillendirilmesinde Diyanet'e yüklenen görevin de cümle alem farkında.

İşte bu Diyanet; huylunun huyundan vazgeçmediği gibi huyundan hiç ama hiç vaz geçmiyor niyeyse. Dün Fethullahçıların besi yeri haline getirilmiş olan Diyanet bugün de diğer tarikat ve cemaatlerin besi yeri haline getirilmeye çalışılıyor. Diyanet'in üstüne vazifeymiş gibi tarikat ve cemaatleri bir araya getirmek bir başka deyişle iktidarın yanında saf tutmalarını sağlamak için konferans düzenliyor. Yani? Yanisi şu; tarikat ve cemaatler koalisyonunu AKP ve saray iktidarının arkasına monte ederek toplumun daha da kıskaca alınmasını sağlamak amacı güdülüyor.

Gerçi bu sorumuzun önemi yok ya, yine de soralım; Diyanet kurulurken bu ülkenin tarikatlar, cemaatler ve meczuplar ülkesi olmaması amaçlanmıyor muydu? Elbette amaçlanıyordu, ancak geçen süre içinde gerici bir kurum olan Diyanet aslına dönüştü ve ülkenin şeyhler, şıhlar ve meczuplar ülkesi olması için en büyük besi yeri haline geldi. Sayısız kez dile getirildiği gibi Diyanet'in bütçesi bilmem kaç bakanlığın bütçesinden daha fazla olursa ki öyle, bu kuruma ağzından salyalar akarak yaklaşacak olan tarikat ve cemaatler de bir o kadar artacaktır. Yani ortada yağma Hasanın böreği vardır bu cemaat ve tarikatlarda öyle bedavacıdır ki bayılırlar haybeciliğe.

Tartışıyoruz ya, ülke yönetimine tarikatlar ve cemaatler yerleştirilirse onların da Fethullahçılar ne yapmışlarsa onu yapacakları yönünde. İşte bugün AKP ve saray iktidarının da yaptığı şey aynı kapıya çıkıyor. Fethullahçı cemaatin hizmette kusur etmediği kişi Fethullah Gülen'di yeni durumda da hizmette kusur etmeyecekleri kişi Recep Tayyip Erdoğan olsun isteniyor. Daha açıkça söylemek gerekirse 15 Temmuz darbe kalkışmasında TSK içinde bir kısım güçleri kullanarak nasıl Fethullahçılar devleti ele geçirmek istemişlerse bugün de aynısını AKP ve saray iktidarı yapıyor. Bugün polis için devletin polisi diyemiyorsak, ordu aynı hale getirilmek için bir sürü uygulamadan geçiriliyorsa gerçekler bal gibi ortada demektir. Bu yüzden de Türkiye, AKP ve saray iktidarının elinde uçurumun eşiğindedir. Mevcut iktidarın her yola başvurarak iktidarını korumak için diyebiliriz ki yapmayacağı şey yoktur.

Bugün OHAL vardır. Zaten kısıtlı olan meclis denetimi de iyice iyice ortadan kaldırılmış bulunmaktadır. Bu durumda da AKP ve saray alttan alta istediği gibi örgütlenerek kendi taraftarlarını başkalarına zor kullanmak için organize uğraşısında büyük bir çaba içindedir. Korkarız bir adım sonra iktidar, toplumun bir kesimine bazı şeyleri bahane ederek açıktan açığa silah dağıtır hale gelmez. Zaten bu konularda fısıltı gazeteleri yaygın bir şekilde bu yönde adımlar atıldığını kulaklara fısıldamakta ve toplumda bir tedirginlik yaratılmaktadır.

15 Temmuz günü darbeye karşı sokağa çıkanlara silah dağıtıldığı yolda, izde, otobüste her yerde konuşulmaktadır. Bütün bu fısıltılar gerçek olmayabilir, ne ki oldukça tedirgin edicidir. Bu yüzden de diyoruz ki; eğer böyle bir şey yapılmışsa CHP öne çıkmalı ve hiç zaman yitirmeksizin silah dağıtılıp dağıtılmadığı da dahil o gün yaşanan ne kadar hukuksuzluk varsa araştırılmalı ve tek tek ortaya konulmalıdır. Yoksa ne zaman sona ereceği belirsiz olan OHAL'i de kullanarak AKP ve saray iktidarı ülkenin başına hiç düşünemeyeceğimiz kadar büyük dertler açabilir.

Soruyoruz; nasıl bir ülke olduk? AKP ve saray 14 yılda çok şeyler yaptı, bütün dengeleri altüst etti.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA