turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İNSANLAR UYUMAZ KEDİLER VE AYILAR UYUR…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 EKİM 2016

Türkiye insanı AKP iktidarına tamı tamına 14 yıldır katlanıyorsa ki katlanıyor, sizce bu neyin nesidir dersiniz? Ülkede yaşam düzeyi düşmüş, sosyal yaşam ölü hale getirilmiş, herkes herkese diş biler olmuş, dinciler iyice gemi azıya almışlar camilerinden çıkıp sosyal yaşamı düzenlemeye kalkışıyorlar. En düzeysiz ve sapık insanlar din, iman tüccarlarının arasından çıkıyor, Türkiye dış güçlerin dümen suyunda dış politika yürüttüğü için dış politikada gelip kayalara toslamış. Sürekli savaş halini yaşamanın da ötesinde tehlikeli bir noktaya gelip dayanmışız. AKP ve sarayın dediği olsun ve sürgit iktidarda kalsın diye ülkede demokrasinin kırıntısı bile kalmamış, TBMM devre dışı bırakılıp ülke Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetilmeye başlanmış ve bildiğini okuyan bir iktidarla karşı karşıyayız.

Eleştirilerin faydası yok, yol göstermeye kalkışanların adam yerine konmadığını görmekteyiz. Kısaca öyle bir yönetim anlayışı var ki, televizyonlara, radyolara ve gazetelere tahammül bile edemiyor. Kimi radyoların kapısı koçbaşı ile kırılarak içeri girilip gözaltılar yapılıp radyo kapatılıyor. Hak yok, hukuk yok, insanların dertlerini anlatacakları bir merci kalmamış. Kısaca ülkenin yurttaşları görülmemiş bir baskı altında tutularak AKP ve saray istediği gibi işlerini yürütmek istiyor.

Meclisteki partilerse, olup bitenler olağanmış gibi konuşmayı sürdürüyorlar. Oysa yukarda da belirttiğimiz gibi çoktan TBMM'nin devre dışı bırakılmaları ile birlikte kendileri de devre dışı kalmışlar. MHP'yi bu saatten sonra AKP ve saray iradesinden ayrı bile düşünmek abesle iştigal olur. Dün konuşan Bahçeli'nin sanki bir laf etmiş gibi, ellerin uzaya gittiğini bizlerinse Lozan'la uğraştığını söylemesi ise o bildiğimiz klasik hacıağa numarasından öte gitmiyor. MHP'yi her dönem izlediği politika ile AKP'nin stepnesi haline getiren Bahçeli, salt koltuk uğruna MHP'yi iyice AKP ve saray iradesine teslim etmiş, yandaşlarına ise numara çekmeyi ise onların gözlerine kül üfürerek devam ettiriyor. Eğer şu an AKP yeniden %49'la iktidarsa ve de saray iradesi padişahlık iradesine dönüşmüşse Bahçeli'nin MHP'sinin payının büyük olduğunu açıkça dile getirmek gerek.

CHP, olup bitenlerin farkında ancak; meclise kilitlenmiş bir muhalefet görüntüsünün dışına çıkamıyor. Görüntüye bakılırsa kendi dışındaki sol ve sosyalist solun ne varlığını ne de söylediklerini çok da dikkate alır bir politika izlemiyor. Ülke yurttaşları büyük bir umutsuzluk içinde çırpınırken onlara umut olacak politikalar büyük ölçüde CHP'ye düşmesine karşın bu konuda dişe dokunur politikalar ürettiğini göremiyoruz. İktidarın Türkiye'yi getirdiği nokta öyle bir tehlikeli nokta ki, CHP bu tehlikeyi salt mecliste dostlar alışverişte görsün hesabından bazı girişimlerle değiştirebileceğini umuyor. Yok mini Anayasa paketi ile yok darbenin araştırılması ile ilgili konularda oyalanan bir politika sürdürüyor ki, bu da ister istemez yurttaşların önemli bir kesiminin CHP'yi umut olarak görmelerini giderek zayıflatıyor. Demokrasiyi ortadan kaldıran, hukuku hiçe sayan bir yol izleyerek istediği gibi at oynatmaya kalkan AKP ve saray iradesine karşı hiçbir şey yapılamıyor özetle.

HDP bilindiği gibi kim ne söylerse söylesin, ona dün biçildiği gibi Türkiye partisi olma yolunda önemli adımlar attığı savını ileri sürsün, kısır döngü içinde bocalayıp durduğu için Kürt partisi olmanın ötesine gidecek bir konumu kalmamış. Arada sırada yöneticilerinin ağzından tehditkar laflar etmesinin de bir işe yaramadığını görmüyor olması ayrıca bu partinin ne denli büyük bir arıza içinde olduğunu hepimize gösteriyor.

Hani onca şeyler yaşıyoruz, bir sürü şeyi konuşup tartışıyoruz, ancak ülkenin büyük bir bölüğünün hiç mi hiç tınmadığını görüyoruz. Sanki dev gibi bir ilizyonist çıkmış, koskoca ülkeyi uyutma seansları ile düş görür hale getirmiş.

İnsanlar uyumaktan öyle memnunlar ki ayılar bilirsiniz kış uykusuna yatıp kış boyu uyurlar. Kediler hiçbir fırsatı kaçırmaz, her fırsatta mırıl mırıl uyumanın bir yolunu bulurlar ya, insanlar uyku konusunda ayıları sollamışlar, kedileri ise çoktan geçmişler de bizler farkında bile değiliz. Oysa bizler sanıyorduk ki. İnsanlar uyumaz, kediler ve ayılar uyur… Yanılmışız. Ülkenin başında öyle bir dert var ki, uyuyanların sayısı her geçen an daha da artıyor. Uyumayanlara ise yaramaz çocuk muamelesi yapmanın koşulları çoktan aşılmış. İktidar ve saray uyumayanları ise koydumu oturtuyor yerine. Öyle olmasa polis Özgür Radyo'yu basar, koçbaşıyla kapısını kırıp içeri girdikten sonra bir polis şefi; "alın bunları, gözaltı yapın" der miydi? Özetle ülkemizde çoktandır olağan olmayan şeylerin yaşandığını görüyoruz. Üç ay OHAL'i sineye çektik, arkasından bir üç ay daha çekeceğiz. Sonra? Sonrası değişen bir şey olmayacak. AKP ve saray yönetemez duruma düştüğü ve sürgit iktidarda kalmak istediği için OHAL'i artık bir yıl daha mı uzatır, yoksa ben bu işi sevdim diyerek iktidarda kaldığı sürece uygulamaya devam mı eder bilemiyoruz.

İnsanların birbirleriyle didişirkenki halleri geliyor da gözümün önüne acı acı gülümsemekten kendimi alamıyorum.

Uyutulacak göz var mı bende diyenlerin cinliği biraz içimize su serpse de hiç de öyle olmadığını görüyor ve çok üzülüyoruz çok. 14 yıldır AKP ve saray ilizyonisti koskoca ülkeyi uykuya yatırdı. Söylediği her yalana kanılıyor. Demokrasi diyor, insanlar hep bir ağızdan demokrasi diye bağırıyorlar. Darbe karşıtlığı ve milli irade mi dendi, kitlelerden uyku horultuları duyuluyor. Yenikapı ruhu ise ruh çağırma seanslarına dönüşmüş, herkes numaradan birbirlerini sevdikleri yalanını yayıyor. Ne tarafımıza baksak gazi ve şehit görmeye başladık. En önemli saydığımız değerler bile bizim için ninni yerine geçiyor. Vallahi de billahi de bizi ya uyku sineği dişledi ya da ne bileyim bir küp uyku ilacı içirdiler bize ki göz kapaklarımızı kaldıramıyoruz.

İnsanlar uyumaz, kediler ve ayılar uyur… bilirdik amma velakin kazın ayağı öyle değilmiş.

İnsanlar çok uykucularmış çok.

Yoksa koçbaşı ile kırılıp radyo kapatıldığını da duymadığımıza ve de tepkisiz kaldığımıza göre vay ki halimize ne vay!


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA