turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÇİVİSİNİ ÇIKARMAK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 EKİM 2016

AKP işbaşına geldikten sonra olağan diye niteleyebileceğimiz hiçbir şey kalmadı. Hukuka takla attırıldı. Birileri köşe dönüp Karunlaştılar. Arsızlık, hırsızlık, soygun, talan, rüşvet, adam kayırma, hazine arazilerinin birilerine peşkeş çekilmesi, cemaat ve tarikatlara sunulan görülmemiş olanaklar, rant vurgunları ve iktidarda bulunanların yakınlarının kayrılması, özetle yaşamın her alanında hile hurda ayyuka çıktı. Bugün şikayetlenilen Fethullahçı kadroların polise, askere, eğitime, yargıya, sağlık alanına, dışişlerine uzatmayalım tüm kurumlara sızdırılması ve ele geçirmeleri AKP'nin "Hoca Efendi" diye çevrelerinde fırıldak oldukları Fethullahçılara ne istedilerse verilmesiyle boyut kazandı.

Hiç kuşku yok ki, başlangıçta alan memnundu veren de bir o kadar memnundu. Çünkü her iki tarafta tartışmasız Amerikancıydı ve aynı patrona çalışıyorlardı. Üstelik az buçuk yetişmiş kadrolar Fethullahçılardan oluştuğu için camiden, siyasete kadar her yeri doldurdular. Valiler, kaymakamlar, polis şefleri, istihbaratçılar devlet katında ne varsa say sayabildiğin kadar Fethullahçılara altın bir tepside sunuldu. Allah için söylemek gerekirse Fethullahçılar da AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'ın yıldızının parlaması için az şey yapmadılar. Her şeyi bir yana bıraksak bile Fethullahçılar seçim sonuçlarını AKP'nin kazandığını hem de yüzdesiyle birlikte daha sandıklar açılıp sayıma bile geçilmedin kamuoyuna açıklayarak büyük kuşkular yaratsalar da bu konuda hizmetleri gani oldu.

Yine devletin tam anlamıyla ele geçirilmesi için Fethullahçı çetenin yürüttüğü çalışmalar sonuç verdi, devletin önemli kademelerinde AKP'nin yanlış politika ve uygulamalarına karşı çıkacak kim ya da kimler varsa tereyağından kıl çeker gibi temizlendi. Üniversiteler, yargı, bakanlıklar, ordu iktidarın gücünden yararlanılarak hem felç edildi hem de ele geçirildi.

Yani sizin anlayacağınız ülkemizde işlenmiş ne kadar suç varsa AKP, saray ve Fethullahçılar birlikte işlediler amma velakin AKP ve saray "kandırıldık" ayaklarına yatarak yakayı kurtarır hem de kendi darbelerini gerçekleştirirlerken Fethullahçılar tonga altına gidip cezaevlerini boylayıverdiler. Sizin anlayacağınız suçluların bir kısmı yargılayan ve hesap soran hale gelirken ötekileri Fetöcü çete diye anılarak cartayı çekmeleri sağlandı, sağlanmaya çalışılıyor. AKP ve saray yandaşları bir sürü paçavra haline getirilmiş televizyonlarda düşüncelerini savunacak konumda olmadıkları için son kerte akan suları durduracak bir kurnazlığa sarılarak diyorlar ki; Fetöcü darbeciler var ya Fetöcü darbeciler eğer başarılı olsalardı bugün hepimiz burada olmayacaktık. Hepimiz ya kelleyi vermiştik ya da içerdeydik.

Eh bu haklı söze ne denir ki, içerde olmaktan ve kelleyi vermektense hiç değil AKP ve sarayın diktatörlüğüne şükür çekip oturalım öyleyse. Hazır OHAL'de varken AKP ve saray siyaseten neyi amaçlamışsa ve de ne istiyorsa tek tek gerçekleştirsin o zaman. Bizler de kelleyi kurtardık, şükürler olsun bugünde kapımıza polis dayanmadı diye şanslılığımızı bilelim değil mi?

Dün, bir şey olmuş. AYM'ye seçilen Recai Akyel ve Yusuf Şevki Hakyemez'in ant töreninde AYM Başkanı Zühtü Arslan konuşmuş ve yeni bir Anayasa hazırlanması gerektiğini söylemiş, darbelerin önünü de yeni bir anayasanın keseceğini belirtmiş. Aynı gün söylendiğine göre bir şey daha olmuş. Siyasi parti liderleri sırasıyla Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında boncuk gibi sıralanarak yeni bir Yenikapı ruhu havası estirmişler. Vallahi de, billahi de bu yalaka basın bir çeşit olmuş. Ülkenin anası ağlıyor, hukuksuzluk arşı âlâya çıkmış, bunlar da bir Yenikapı ruhudur tutturmuşlar gidiyorlar. Oysa cümle alem biliyor ki bu Yenikapı ruhu denilen şey; ülke yurttaşlarının analarından emdiklerini fitil fitil burunlarından getirmekten başka bir şey değildir. Yenikapı ruhu safsatasıyla AKP kendi darbesini gerçekleştiriyor aslında ama isteniyor ki bu harala gürele içinde AKP ve sarayın istedikleri tereyağından kıl çeker gibi gerçekleştirilip yaşama geçirilsin.

Daha başka; son zamanlarda bir Musul'dur tutturulmuş gidiyor. Başika, Musul, Kerkük, Fırat'ın doğusu-batısı derken bir kıyamet gününün öngünündeymişiz gibi bir hava içindeyiz. Bazı akılsız şovenistlere gün doğmuş gibi görünüyor. Bilemem, belki de ele geçirilmiş bir Musul ve Kerkük düşü görüyor bu yüzden de etekleri zil çalıyordur amma bu düşün nelere mal olacağını da kimseler doğru dürüst konuşmuyor. Bir başka şey daha var. Prestiji iyice düşmüş olan Recep Tayyip Erdoğan'ın, varlığı ile yokluğu tartışılır konumda olan AKP'nin sarılacağı bir başarıya öyle gereksinimi var ki sözle anlatılamaz. Bu yüzden de güm diye Musul konusu gündeme gelmiş değil. Yoksa AKP ve saray iktidarını OHAL'le sürdürse bile nereye kadar sürdürebilir ki?

Çivisi çıkarılmış bir Türkiye, Çivisi çıkmış bir AKP, Çivisi çıkmış bir saraya OHAL bir uymuş, bir uymuş ki demeyin gitsin, Yazıyı Kul Hüseyin'in deyişiyle bitirelim.

Hey erenler akıl fikir eyleyin

Dağlara da duman ne güzel uymuş

Yaradan Allah'a şükür eyleyin

Mümine de iman ne güzel uymuş

Daim geceleri dağlar başında

Hiç bir hile yoktur onun işinde

Alıp gezdirirdi çölün başında

Ali'ye de Selman ne güzel uymuş

Kul Hüsey'n'im yeşil giyer eynine

Hiç bir hile getirmedi göynüne

Kurdu kuşu lütfeylemiş kendine

Tabiata insan ne güzel uymuş

Not: Bu deyiş pek de AKP ve saraya uygun değil ama varsın olsun uymuşluk uymuşluktur.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA