turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HER DURUMDA ZEYTİNYAĞI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 EKİM 2016

AKP'lilerin kıvraklığına kimse yetişemez. Hani Adalet Bakanı koltuğunda oturan bir kişi var a, işte o kişinin Fethullahçılarla ilgili olarak konuşmalarını dinlediğiniz zaman gerçeği bütün çıplaklığı ile görüyorsunuz ancak bunlarda yüz yok ki, an söylediklerini an sonra kolaylıkla inkar edebiliyorlar. Bu yüzden de AKP ve saray iktidarının artık Fehullahçılar üzerinden toplumu uyutmalarına asla izin verilmemelidir.

Bir düşünün; ülkede işlenmiş ağır suçlar var, işleyenlerin bir yarısı tonganın altındalar diğer yarısı ise zemzem suyu ile yıkanmışçasına yalanla dolanla kendisini aklamayı sürdürüyor. Onca insan Fethullahçılıktan tutuklandı. Oysa tutuklananları "Hoca Efendici" olmakta fersah fersah geride bırakmış şu an iktidarda bulunan AKP hükümetinde bakan, kimileri bu partinin milletvekili, kimileri önemli kademelerinde yer almışlar. Saray çevresinin de farklı olduğu söylenemez. Yani iktidar ortaklığı yapmış olan ve yağmurda birlikte ıslanan, yollarda birlikte yürüyenlerin durumu gerçekten de trajikomik. Fethullahçılar kodeste, sözüm ona "Hoca Efendi"ye karşı dikilenler iktidardalar. Üstelik paçalarını da çok kolay kurtarmış bulunuyorlar. Bugüne kadar birlikte ne yapılmış, edilmişse bir "kandırıldık" sözü ile kandırılanlar açısından suç olayı silinip gitmiş sanki. Gerçi bu tür yaklaşımın hukukta bir karşılığı yok yok olmasına da kim takar ki hukuku?

Hani AKP ve saray iktidarda olmanın gücüyle istediği gibi davranıyor tamam da bu insanların üstelik ne haritası var ne de pusulası. Devirdikleri çam bir değil, beş değil, bin değil. Adamların yeni bir çam devirmekten de niyeyse ürktüğü yok. Demek ki nedir, bunların güvendiği dağlar vardır. O dağlara kar yağmadığı sürece de bu tür pespayelikle karşılaşmaya devam edeceğiz.

Bugüne kadar "kandırıldık" üzerinden giden sözümona Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu kez daha ilginç bir yaklaşım sergiledi. Neymiş efendim; Fethullahçıların ilk kez farkına kendileri varmışlar. Sinirlenmeyelim değil mi? Derin bir nefes alalım olmazsa bir Allah, Allah çekip yazımıza devam edelim.

Bugüne kadar "Hoca Efendi" hakkında yazılmış onlarca kitap var. Haydi bu kitapları yazanlar sizin gibi düşünen kimseler değil itibar etmiyorsunuz, bu ülkenin yargısı önünde Fethullah Gülen'le ilgili açılmış onca dava ve bu davalarla ilgili evraklar adliyelerin tozlu dosyalarında duruyor. Üstelik kitap yazanların ve Fethullahçı çeteleri eleştirenlerin başına gelenler diyebiliriz ki pişmiş tavuğun başına gelmezken, sizler de bu ülkede yaşarken nasıl olmaktadır da hem kandırıldınız, hem de ilk Fethullahçıların farkına siz varmış oldunuz, bu sözünüzü angut kafalılara değil, bu konuyu enine boyuna bilenlere açıklama gücünüz var mı acaba Sayın adaletsiz ülkenin Adalet Bakanı?

Yavuz hırsız ev sahibini bastırır konumundasınız. Hızınızı alamamış ve demişsiniz ki başka partilerde bizden daha çok Fethullahçı var. Bu yargıya nereden vardınız acaba diye sormayı gereksiz görüyorum. Gereksiz görüyorum çünkü bu sözlerinizin içinde doğru bir tek sözcük bile bulmak olanaksız. Daha doğrusu bu konuyu uzun uzadıya tartışmakta da bir anlam yok. Yok, çünkü sizin partinizde Fethullahçılığa bulaşmamış ne bir bakan, ne bir milletvekili, ne bir belediye başkanı ya da taraftarınızı bulmak imkansızdan da imkansızken kalkmış laf ola beri gele şeyler söylüyorsunuz. Size bakınca ülkede niye Adaletin tatile çıktığını anlamak gerçekten de zor olmuyor hani…

Ha birde "Reis" meis meselesi var. İşe alınacaklara "Reis size neyi anımsatıyor" gibisinden mülakat soruları soruluyor ya AKP'liler bu konuda da bir başka alemler. Diyorlar ki, "Reis" deyince o var, bu var niye akla Recep Tayyip Erdoğan geliyor ki yönünde sözüm ona yanıtlar işitiyoruz. Bu kadar sığlığa da pes vallaha ki ne pes.

Yazımızı bir değinme ve bir türkü ile bitirelim.

Biliyorsunuz son günlerde bir Başika ve Musul tartışması almış başını gidiyor. İktidar halkın gözüne kül üfürmeye kalkışırken, bir yandan da sözü edilen yerlerin yaratacağı tehlikenin çanlarını daha etkili bir şekilde duyar olduk. AKP iktidarı 2 saat içinde Şam'da Cuma namazı kılmaya niyetlenmişken, Suriye'nin içişlerine karışması ülkemizin başına öyle bir bela açtı ki, şu an bu beladan bir türlü kurtulamıyoruz. AKP iktidarı ve saray şimdi de kafasına Musul'u takmış görünüyor. Anımsarsanız önce Recep Tayyip Erdoğan Lozan'a ve Lozan antlaşmasını yapanlara verdi veriştirdi arkasından da Musul'u konuşur olduk. Öyle sanıyoruz ki AKP ve saray iktidarı savaşı oyun sanıyor. Bu yüzden de ülkenin başına türlü belalar açacak girişimlerin birisi bitmeden bir diğerini başlatmaktan çekinmiyor.

Musul'du, Başika'ydı derken yarın neler olacağını kestirmek zor. Bu iş oyun değildir.

Alın size Drama Köprüsü Türküsü

Mezar taşlarını bre Hasan koyunmu sandın

Adam öldürmeyi bre Hasan oyunmu sandın

Drama mahpusunu bre Hasan evinmi sandın

At martini de bre Hasan dağlar inlesin

Drama mahpusunda bre Hasan dostlar dinlesin

İşte böyle Türkiye'nin yüz yüze kaldığı sorun oyun moyun değildir.

AKP ve saray iktidarının palavralarıyla ülkenin başına saracağı yeni tehlikelerdir o kadar.

Artık bu konuda da bunları kimler aldatıyorsa bilemiyoruz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA