turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TARİKAT / CEMAAT

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

09 EKİM 2016

Dinci ve gerici takımı hız kesmeksizin ataklarını sürdürüyorlar. AKP iktidarı ile birlikte iyice serpilip gelişen ve her tarafa kol atan tarikat ve cemaatler, yaşamın her alanında tehlike saçmaya devam ediyorlar. İnançları ve savundukları görüşler açısından konuyu ele aldığımızda bu kesimlerin sadece dini alanlarda kalmaları gerekirken hiç de öyle olmadı. Sağ ve gerici iktidarlar sayesinde devletin her kademesine yerleştiklerini görüyoruz. Öyle oldu ki, herhangi bir partinin iktidara gelip gelmemesini bile etkileyecek düzeye geldiler. Bu kesimler; liberal kimi kesimlerce de sivil toplum yerine konularak politik alana taşındılar. Yıllarca açık/gizli çalışma yürüten Fethullahçılar bu şekilde güç kazanıp AKP iktidarı ile birlikte iktidarın bir parçası haline geldiler.

Daha açıkçasını söylemek gerekirse AKP'nin üst kademelerinde politika yapmak için diyebiliriz ki Fethullahçıların referansı gerekti. Süreç içinde de Fethullahçılar devletin en stratejik kurumları başta olmak üzere bütün kurumlarını kontrol eder hale geldiler. Bu durum ne zaman Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidarını tehdit eder hale geldi, işte o zaman Fethullahçılar düşman sayılarak tasfiyeye yönelindi. Hatta diyebiliriz ki, bozulan aranın düzeltilmesi için Pensilvanya'ya AKP'li heyetler bile gönderildiği gibi Fethullah Gülen'e açıktan çağrı yapılarak kendisine "Ne istediniz de vermedik" denilerek bizzat Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından arayı yumuşatma çabalarına girişildi. Bu girişimlerin de sonuç vermemesinden sonra kılıçlar çekildi ve geldik bugüne.

Dün, tarikat ve cemaatleri sivil toplum örgütleri olarak niteleyen ve her fırsatta bu görüşleri kapılandıkları gazete ve televizyonlarda yineleyen soldan dönme liberal takımının şimdilerde sesi kesildi. Çünkü artık AKP ve saray iktidarının bu kesimlere bir gereksinimi kalmadı. Artık ele geçirilmiş ya da boyun eğdirilmiş gazete ve televizyonlarda sözünü ettiğimiz liboş takımının yerini AKP ve sarayın gangsterleri aldılar. Şimdi bol bol onların gazellerini okuyor ya da dinliyoruz.

Tabi konuşmalar biraz şekil değiştirdi. Bu kimseler yaşama zararlı olan düşüncelerini artık şöyle ifade ediyorlar. "Diğer tarikat ve cemaatler Fethullah Gülen cemaati gibi değildir." Sonra da koro halinde Fethullah cemaatinin ne hainliğini bırakıyorlar ne de CIA tarafından yönetilmişliğini. Bu kadar laf cambazlığından sonra ise kapı AKP ve saray yanlısı tarikat ve cemaatlere sonuna kadar açılıyor. Bu konuda kısa sürede hayretler içinde kalınacak denli yol alındığını da açıkça söylemek isteriz. Menzilcisi bilmem hangi kurum ve bakanlıkları, İsmailağa Cemaati ve Ensarcılar eğitim ve bilmem ne bakanlığı ve kurumlarını hedef seçip bir bir yerleştiler. Yine diğer cemaat ve tarikatlar de aynı şekilde iktidarın zırhı olarak her tarafı pıtrak gibi doldurdular.

Eee konu çok tartışılır olunca da bu çevrelere de AKP ve saray iktidarı tarafından yasal bir statü kazandırmak farz oldu. Bugün işitiyoruz ki tarikat ve cemaatler de tıpkı kurulmuş dernekler ve vakıflar gibi yasal bir statü kazanacaklar ve toplum yaşamında yerlerini alacaklardır. Doğal olarak bu yapılara yasal statü kazandırıldığı andan itibaren devletin yapısı da dini devlet yapısı olarak alenileştirilecektir.

Toplum içinde sendikalaşmayı, dernekleşmeyi ve de siyasi parti olarak örgütlenmeyi anlarız, ancak bu tarikat ve cemaatler neyi savunmak ve hangi hakların kendilerine verilmesini gerçekleştirmek amacıyla yasal planda yerlerini alacaklardır? Tarikat ve cemaatlere üye olanlar herhangi bir üretim, ya da hizmet alanında görev yapmadıklarına göre böyle bir örgütlenmenin görevi ne olacaktır dersiniz?

Konuyu uzatmadan söyleyelim; bu yapıların işlevi sağ, dinci ve faşist iktidarların işini kolaylaştırmak ve devletin yapısını dini kurallara göre işler hale getirmek için görülmemiş yıkıcılıkta rol üstleneceklerdir ki işte bu girişime ne pahasına olursa olsun geçit verilmemelidir. Ortada birilerinin yavrak sesiyle ifade edilmeye çalışılan bir masumiyet falan yoktur. Durum bu olunca da hiç kimse karşımıza çıkıp tarikat ve cemaatleri demokratik bir kuruluş olarak değerlendiremez. Hele bu iş ülkenin başına gerici bir çorap örmekle yükümlü hale gelmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile örülmek isteniyorsa ki girişimler bu yöndedir tehlike çok daha büyük demektir.

Çünkü Diyanet'in bilmem kaç icracı bakanlıktan daha fazla olan devasa bir bütçesi vardır ve de dinci gericiliği örgütlemek açısından elinde çok daha fazla olanak bulunmaktadır.

Uzatmadan söylersek; tarikat ve cemaatler asla demokratik bir örgüt işlevi göremezler. Bu bağlamda da iktidarların desteği ile devletin her kademesinde yuvalanmaları çok büyük tehlikedir. Karşımızda Musul, Suriye ve de iç politikalarıyla büyük bir tehlike haline gelmiş olan AKP ve saray iktidarı her geçen gün tehlikeyi daha da büyütmektedir. Bu yüzden de bütün demokrasi güçlerinin en az Fethullahçılar kadar zararlı olan ve de olacak olan tarikat ve cemaatlere geçit vermemek yaşamsal görevleridir. Ülkemiz; birinin indiği, diğerinin bindiği tarikatlar ve cemaatler ülkesi olamaz.

Artık yeter!

Şeyhlere, şıhlara ve meczuplara katlanılıp her dert sineye çekilemez…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA