turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


FETÖ METÖ DERKEN

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 EKİM 2016

Gerçek o ki ülkemizde çok önemli olaylar yaşanıyor. Toplumun sanki siniri alınmış gibi "dur bakalım ne olacak" diye beklemesi ise iktidarı daha da bir vurdumduymaz daha da bir gerçekleri tersyüz eden konuma getiriyor. Televizyonlar, gazeteler Fethullahla yatıyor, Fethullahla kalkıyor. Bir sürü işe yaramaz kimse birer Fetö uzmanı kesilmiş, durmadan toplumun gözüne kül üfürüp duruyor. Oysa ülkemizde Fethullahçıların dışında öyle can alıcı olaylar yaşanıyor ki, kimsenin bu konuları ele alıp üstüne gidecek hali yok.

İstanbul'da motosiklet patlatıldı. Orada bulunan araçlar, binalar büyük hasar gördü, insanlarımız yaralandılar. Ankara'da canlı bomba dur ihtarına karşılık vermedi, kendileri ile birlikte aracı patlatıp yok olup gittiler. Şemdinli'de önce askerlerimize ateş açıldı, arkasından 8 ton patlayıcı ile kamyon patlatılarak 10 asker, 8 sivil yaşamını yitirdi, pek çok yaralananlar oldu. Başika'da IŞİD top ateşiyle askerlerimize saldırdı. Özetle söylemek gerekirse her an neyle karşılaşacağımız belirsiz.

AKP ve saray iktidarı ise bütün bunlar olağanmış gibi her fırsatta; "hesabı sorulacak" açıklaması yaparak toplumda biriken gazı almaya çalışıyor. Bir yandan da Recep Tayyip Erdoğan takmış kafasına 15 Temmuz gecesi Fethullahçıların darbe girişimi sonrası yaşamlarını yitiren kimselerin evlerini ziyaret edip duruyor. Onlar için bir şehitliktir lafı ha babam söylenip duruyor. Şunu anlıyoruz bu yurttaşlarımız darbeye kalkışan Fethullahçı hainler tarafından katledildiler tamam da, kim ya da kimlerin şehitlik ölçüsü elinde ki durmadan birilerine şehitlik mertebesi dağıtılıp duruyor? 7 Haziran 2015 tarihinden bu yana kaç güvenlik görevlisi ve askerimiz yaşamını yitirdi gerçekten rakam olarak bile unuttuk. Bini çoktan geçtiğini biliyoruz. Hemen her gün bu sayıya yenileri bir şekilde eklenip dururken niye Recep Tayyip Erdoğan'ın şehitlikle ilgili ilgi alanı onları kapsamıyor da durmadan 15 Temmuz'da yaşamını yitirenlerin evleri ziyaret edilip duruyor?

Bir iktidar düşünün ki üzerine düşen görevleri yerine getirmekte aciz konuma düşmüş, ne terör örgütlerinin yurttaşlarımızı katletmesini önleyebiliyor ne de önleyecek bir iradesi var. OHAL ilan edilmiş, OHAL bahanesi ile yurtta hak ve özgürlükler tümden ortadan kaldırılmış. Bildiğiniz gibi bugün bir yıl önce 10 Ekim'de mitinge canlı bomba ile saldıran IŞİD, 100'ün üstünde yurttaşımızın yaşamını yitirmesine yüzlercesinin yaralanmasına yol açan saldırıda bulunmuş ancak bu saldırıda yaşamını yitirenlerin anılması Ankara Valiliği tarafından yasaklanmış. Her yerde tedbirler alınmış, havada polis helikopterleri uçup duruyor. Dün Bursa'da aynı nedenle bir araya gelen yurttaşlarımıza ise polis soluk bile aldırmayıp, anmayı yapanları yaka paça gözaltına alıp götürürken terör eylemleri bir türlü engellenemiyor. Yani sizin anlayacağınız güvenlik güçleri sadece ve sadece hak ve özgürlükleri savunan, haksızlıkları dile getiren yurttaşlara karşı aslan kesilirken olayların önlenmesinde bir türlü başarılı olunamıyor niyeyse.

Bugün kim çıkabilir de AKP ve saray iktidarının görevini layıkı ile yaptığını söyleyebilir. Olaylar karşısında aciz kalan, işi sadece ve sadece demokratik hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaktan ibaret olan bir iktidar nasıl olur da hiçbir şey yokmuş gibi iktidarını devam ettirebilir? AKP ve saray iktidarı hiçbir konuda başarılı değilken; neye dayanmaktadır da hiçbir şey yokmuş gibi iktidarını devam ettirebilir? Hani çok severiz ya Batı'dan örnek vermeyi, niye bizler her fırsatta böylesine işbilmezliğin ve başarısızlığın abidesi olmuş bir iktidar Batı'da olsa çoktan istifa ederdi diyerek eleştirinin okkalısını yapıyormuş gibi görünmeyi çok severiz?

Her şeyden önce karşımızda en çok oy aldığını ifade ederek kendisini milli irade yerine koyan gerici ve faşist bir iktidar söz konusudur. Bu iktidar ki, Fethullahçı kalkışmayı kendisi için Allah'ın lütfü sayıp fırsat bir fırsat kendi diktatörlüğünü dört başı mamur kurmak istemektedir. Bu tıynette bir iktidardan Batı'daki anlayışa uyması ne beklenir ki? Madem durum bu merkezdedir, o zaman da bu iktidara karşı zengin mücadele yolları geliştirmek gerekmez mi? TBMM devre dışıysa, üstelik TBMM'deki güç dengesi göz önünde bulundurulduğunda tam bir çıkmaz içine düşülüyorsa geniş halk yığınlarının gücüne dayanarak demokratik baskıya başvurularak sözü geçen iktidara geri adım attırmak anamızın ak sütü gibi bize helal değil mi? Yurttaş olarak bize yükümlülüklerimiz her fırsatta anımsatılıyor ve de vergiydi, algıydı pek çok yöntemle kanımız emiliyorsa iktidarların da bize karşı yerine getirmesi gereken görevleri yok mu? İktidar demek sadece tepemizde demoklesin kılıcı gibi sallanan bir zorbalıktan mı ibaret?

Unutmayalım AKP ve saray iktidarının çivisi çıkmıştır. Geniş halk yığınları açısından bir zulüm makinesine dönüşmüş olan bu iktidar bizlerin yaşam güvencesini bile sağlamaktan uzakken niye bu kadar iktidara yakın olsun ve hep onlar kazansınlar ki?

Yeter demek ve AKP ve saray iktidarının zorbalığını durdurmak için uyutulduğumuz uzun uykudan hiç mi uyanmayıp gerekli hesabı sormayacağız.

Bu devran böyle gelmiş böyle mi gider?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA