turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SEVİYE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 EKİM 2016

Politikada seviye tartışmasına ve kimin seviyeli, kimin seviyesiz olduğunun aleni ilanına Recep Tayyip Erdoğan'ın çıkışlarıyla tanık olduk. İçerde yürüttüğü politikalarda kendisinin seviyesinin Everest Tepesi'nin üstünde olduğunu, diğer muhalefet partilerinin liderlerinin de seviyelerinin yerlerde süründüğünü ilk o dillendirmeye başladı. Kafası atmadığı zaman olmadığı için kendisine biçtiği seviye ile birlikte başkalarının seviyesini ölçüp ölçüp bağırdı, çağırdı. Hiç kuşkusuz bu tür değerlendirmeler ülkemizde öyle bir ortamın yaratılmasına neden oldu ki, Recep Tayyip Erdoğan'ın sayesinde hemen hemen herkes herkese düşman haline geldi.

Oldum olası ben şura sözcüğünden hoşlanmam. Hele hele İslam Şurası adıyla toplanan toplantılardan hiç mi hiç hazetmem. İşte; muhterem İstanbul'da toplanan İslam Şurası'nda konuşmuş ve yine esmiş yağmış. Bu kez gündeminde hem Başika-Musul, hem de Suriye olduğu için üst perdeden konuşup muhataplarına gözdağı vermeyi gerekli görmüş.

Sağcı ve milliyetçi siyasetçiler hep şoven duygulardan beslendikleri için son zamanlarda Başika konusu gündeme geldiğinde sınırı aşan sözler kullandılar kullanmaya devam ediyorlar. Neymiş efendim? Amerika ve koalisyon ortakları Irak'ı işgal ederlerken Irak yöneticileri neredelermiş? İşin içine Türkiye girince mi akıllarına topraklarını savunmak düşüncesi geliyormuş. Hem biliyor musunuz bu sözleri söyleyen başka bir iktidar değil, saray ve AKP iktidarı. AKP iktidarı sanki Irak işgal edilirken karşı çıkmış gibi palavralar sıkıp duruyor. Herkes biliyor ki, Irak'ın işgali için meclisten savaş tezkeresi geçmemiş bile olsa AKP iktidarı Irak'ın işgali sırasında işgalcilere aklınıza ne gelirse her türlü konuda bir dediklerini iki etmedi. Dolayısı ile Irakın işgali, kentlerinin harebeye çevrilmesi, ta Turgut Özal'dan bu yana Irak'ın kaybettiği insan sayısının gelip 5 milyona dayanması, yüz binlerce Iraklının işkenceden geçirilip hapishanelerde çürütülmesi, kadınlara tecavüz edilmesi ve çocukların katledilişi konularında AKP iktidarı öyle dolaylı falan değil, doğrudan insanlık suçu işleyen ABD ve koalisyon ortaklarıyla suç ortağı konumunda.

Irak'taki merkezi yapı ortadan kaldırıldığı için İslami görünüşlü başta IŞİD olmak üzere bu ülkede terör örgütleri cirit atıp can almaya devam ediyor. Türkiye'de bu politik boşluktan ve izlediği politikaların Türkiye'ye pahalıya mal olmasından kaynaklı şimdi Başika'da asker bulunduruyor. Dolayısı ile IŞİD'ın Musul'dan temizlenmesi için de sık sık Musul'a operasyon yapılacağı dile getiriliyor. Bu yüzden de Irak yöneticileri Türkiye'nin bu tutumunun hükümranlıklarına karşı bir hareket olduğunu değerlendiriyorlar ve AKP ve saray iktidarının da bu yüzden tepesi atıyor, Irak yöneticilerine herkes ülkenizi işgal ederken sesinizi çıkarmıyorsunuz da bize gelince mi sesiniz çıkıyor diyerek karşı eleştirilerde bulunuyorlar. İşte bu eleştirilerden birisi ve en önemlisi de İstanbul'da toplanan İslam Şurası toplantısında Recep Tayyip Erdoğan tarafından dile getirildi.

Irak Başbakanı İbadi'yi kastederek bakın ne diyor Recep Tayyip Erdoğan:

"…Kim bu? Irak'ın Başbakanı Irak'tan bağırman, çağırman bizim için hiç de önemli değil. Biz bildiğimizi okuyacağız. Şahsıma hakaretler ediyor. Sen benim muhatabım değilsin, seviyemde, kıratımda, kalitemde değilsin. Haddini bil."

Öyle ya senin muhatabın nasıl olur da Iraklı yöneticiler olur? Sizin muhatabınız olsa olsa işgalci Amerika'nın çavuşu mu desem, yoksa bir generali mi onlar olur zahir. Bu yüzden de kıratınızda, kalitenizde sizinle muhatap olacak kimseleri arıyorsunuz. Eh tabi ki bu konuda haklısınız. Hiç Irak Başbakanı sizin seviyenizde, kıratınızda ve kalitenizde olabilir mi? Demek ki Başbakan İbadi haddini bilememiş. Bilememiş başka, seviyenizin Everest Tepesi'nin doruklarında olduğunu da bilmiyor cahil. Bu yüzden de haddini bildirmişsiniz ki İbadi'nin, ağzınıza sağlık.

Ama neyse artık haritayı pusulayı iyice kaçırmamış olsanız bütün bunlar yaşanır mıydı acaba? Kendinize biçtiğiniz seviye normlarını geçtiğiniz hangi yollarda kazandınız ki, iki de bir seviyeden, kırattan, kaliteden söz edip duruyorsunuz?

Şu 14 yıllık iktidarınıza dönüp bir bakın isterseniz, size hangisi seviye, kalite ve kırat kazandırmış olmalı ki bu denli kontrolsüz konuşmayı kendinizde hak görüyorsunuz? Bizlerin bu tür konuşmaları işittikçe gerçekten de yüzümüz kızarıyor. Bir zamanlar anımsıyoruz da Rusya ve Putin için neler dememiştiniz neler? Hem Rus uçağını düşürmeniz de sizlerin iradesi olmadığı halde. Hani gün yüzüne çıkmadı çıkmamasına ya Rus uçağının düşürülmesinde Amerikan parmağının olduğu tartışılamaz bile. Peki, ne oldu? Ne olduğunu geldiğimiz noktada doğrudan muhatabı siz olduğunuz için kesinlikle bizlerden daha iyi bilirsiniz. Peki, burada yok muydu da seviye, kalite ve kırat onca söylediklerinizi bir çırpıda unutuverdiniz?

Niye konu Irak yöneticileri olunca bu kadar rahatsınız? Hani Esad'ı da Esed yapmıştınız ya nasıl oluyor da bu denli geleceği olmayan bir konuşmayla Türkiye'nin ağrımaz başına çaput dolamayı seçiyorsunuz? Evet, gerçekten de seviye önemli, kalite de, kırat da.

Ancak bunları ölçen bir alet var mıdır acaba? Varsa bu aleti külliyenizde mi saklıyorsunuz?

Bilelim de hani, gün gelir bize de seviye, kalite ve kırat ölçmek gerekebilir ne bileyim…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA