turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİLMEM ANLAYABİLDİK Mİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 EKİM 2016

Anayasa Mahkemesi tarafından CHP'nin KHK ile ilgili başvurusu reddedildi. Şimdilerde demokrasi ve halk düşmanı medya kuruluşları ve AKP ve saray yandaşları bu reddedilme olayına "CHP'nin cehaleti" diyerek zil takıp oynuyorlar neredeyse.

Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Yok, çünkü AKP, saray ve bütün yandaşları hiçbir şekilde hukukun üstünlüğüne inanmıyorlar. İnanmadıkları için de halkın karşısına çıkıp cehalet falan tespiti yapıp konuşacak kadar da utanıp arlanmazlar.

Hoş, Türkiye bir hukuk devleti olmuş olsaydı zaten OHAL'e de OHAL'in ürünü olan KHK'lara da niye gereksinim duyulacaktı değil mi?

Türkiye üzerinde yapılan operasyonlar elbette AKP iktidarı ile başlamış değil. Öncesi de var da, asıl köklü operasyonlar 12 Eylül 1980 faşizmi sonrası başladı. Bir yandan dinci, gerici ve şeriatçı çevrelerin diğer yandan da en az onlar kadar tehlikeli ve ikiyüzlü Türk/İslam sentezcisi faşistlerin çabalarıyla gelip bugünlere dayandık. 14 yıllık AKP iktidarı ne zaman tökezlese ve zora düşse yanı başında koltuk değneği olarak Devlet Bahçeli'nin MHP'sini buldu. Türkiye'nin geldiği son tehlikeli eşikte de AKP ve sarayın çıkmazlarını çıkar hale getirmek için Bahçeli'nin MHP'si her atılan adıma nane oldu. Diyebiliriz ki 7 Haziran tarihinde iktidarı yitiren AKP ve sarayın yüzüne yediği tokadın da geriye çevrilmesini ve 1 Kasım tarihinde yinelenen seçimi AKP ve sarayın kazanmasını da Bahçeli sağladı. Üstelik Bahçeli'nin partisi içinde baş gösteren muhalefet hareketini bastırmak için de Bahçeli Recep Tayyip Erdoğan'ın himmetine sığındı ve partiyi kaptırmaktan bu himmet sayesinde son anda kurtardı. Evet, Türkiye'de hukuk diye bir şey kalmadığı için MHP kongresini önleme görevi Tosya ve Gemerek mahkemelerine düştü. Sonuç olarak da MHP'nin olağanüstü kongresi hem yargı harekete geçirilerek önlendi hem de parti içi demokrasi ayaklar altındaydı zaten iyice yok sayılarak önlendi. Şimdi de Bahçeli parti içinde kendisine rakip olanları bir bir partiden attı ve atmakla meşgul.

Hiç kuşkusuz her ödüne karşılık daha büyük bir ödün verilmeden AKP ve saray iktidarının böyle bir gücü kullanması beklenemezdi. Bahçeli ve partisi MHP'nin verdiği ödün de böylece su yüzüne çıkmış oldu. Bütün Türkiye'nin gördüğü gibi Bahçeli artık o ağdalı ve sert üslubuyla AKP'yi eleştirmemekte, 17-25 Aralık operasyonu ile ipliği pazara çıkmış olan AKP ve sarayın yolsuzlukları ile ilgili tek sözcük bile etmemektedir. Dahası MHP mecliste AKP'yi her aşamada destekleyerek iyi bir koltuk değnekliği görevi yapmaktadır. AKP ve sarayın savaş ve çatışma politikaları sonuna kadar MHP'nin eleştirisiz desteğini görmekte olup bu konuda MHP'nin AKP'nin arkasına yığdığı yığınak giderek daha da güçlenmektedir.

Bilindiği gibi Türkiye çok ağır sorunlarla boğuşurken AKP ve saray kendi istediği dinci ve faşist diktatörlüğü sağlamlaştırmak için tam da OHAL dönemini seçmiştir. Milyonlar böyle bir dönemde baskı altına alınacak, muhalefet edenlerin sesinin çıkması önlenecek başkanlık sistemi de içinde neyi istiyorlarsa bu dinci, şeriatçı ve faşist güçler iktidara tam anlamıyla çöreklenip milyonların soluğunu keseceklerdir. Bunların bu yönde adım atmalarını hiç kuşku yok ki, Fethullahçı darbe girişimi daha da güçlendirmiştir. Bu fırsatı AKP ve saray kaçırmak istemediği için stepnesi konumundaki MHP'yi harekete geçirmiş ve Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemini bir kez daha onca sorun yaşadığımız dönemin ilk sırasına yerleştirilmiştir. Bu konuda Devlet Bahçeli AKP ve saraya yeşil ışık yaktığı için Binali Yıldırım da fırsat bir fırsat deyip en kısa zamanda başkanlık sistemini ve anayasa değişikliğini meclise getireceklerini söylemiştir.

Sözün kısası; bu andan itibaren Türkiye yeni bir çalkantılı döneme girecek ve anayasa değişikliği ve başkanlık sistemini tartışmaya başlayacaktır.

Bilindiği gibi AKP ve MHP'nin oyları 367'yi bulmadığı için 330 oyla değişiklik meclisten geçirilecek ve değişiklik halkoylamasına götürülecektir. AKP ve saray MHP'yi de arkasına aldığını düşündüğü için halkoylamasında ezici bir çoğunluk sağlayacağını düşündüğü için Binali Yıldırım 367'yi bulsak bile yine de değişiklik için halkoylamasına başvuracağız demektedir. Yani; dinci, gerici, şeriatçı ve faşist çevreler kendilerini önlenemez yükselişlerinin doruğunda gördükleri için meydan okur bir hale gelmişlerdir.

İşin bir başka yönü daha vardır. Daha kısa bir süre önce mecliste bir mini anayasa paketinden söz edilmekteydi. CHP ve öteki partiler de bu mini paket konusunda çok isteklilerdi. İşte tam da burada bir şey söylemek farz oldu. Pek çok konuda olduğu gibi CHP sık sık bu hukuk tanımaz gerici ve faşist çevrelerin oyununa gelerek kendi yandaşları ve geniş çevreler içinde düş kırıklığı yaratmaktadır. Yenikapı mitinginde ve mini anayasa paketinde olduğu gibi. İşte bu yüzden CHP eğer gerici, dinci, şeriatçı ve faşist kalkışmanın önünü yürekten kesmek istiyorsa yüzünü kendi soluna dönmeli ve mücadele biçimlerini parlamentonun içine kilitlemekten vazgeçmelidir.

Çünkü böyle giderse ortada iradesi elinden alınmış içi boşaltılmış görüntüden ibaret bir parlamentodan öteye bir şey kalmayacaktır.

Bilmem anlatabildik mi?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA