turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SAVAŞ RÜZGÂRLARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 EKİM 2016

İçerde ve dışarda savaş rüzgârları estiriliyor. Hepimizin bildiği gibi MHP'nin ilmik ilmik dökülür hale gelmesinde de estirilen savaş rüzgârlarının payı büyük. 1 Haziran 2015 genel seçimlerini AKP'nin yitirmesi sonrasında düğmeye basan Recep Tayyip Erdoğan savaş ve şiddet politikası izleyerek 1 Kasım 2015 tarihinde yinelenen seçime kadar yürüttüğü politika ile AKP'nin yeniden %49'ları aşan bir oyla tek başına iktidar olmasını sağladı. O tarihten bugüne kadar da ne içerde ne de dışarda savaş ve şiddet yolunda tansiyon düşmedi.

Estergon Kalesi'nden öteye bir politikası olmayan MHP'nin savaş ve şiddet politikası damarlarına kadar işlediği için tıpkı bir zamanlar 12 Eylül 1980 faşist darbesi sonrası Türkeş'in içerdeyken söylediği "biz içerdeyiz ama bizim düşüncelerimiz iktidarda" tanımlamasının bir benzerini AKP ve saray iktidarı izlemeye başladı. Bir yandan PKK'ya karşı askeri hareket yapılıyor, Suriye'ye ne olduğu belirsiz katil sürüsü ÖSO ile girilmiş durumda, öte yandan da Irak'ta Başika'da konuşlanmış Türk askerleri ile Musul'un misakı milli sınırlarına katılması düşleri görülmeye başlanmış. Eh, MHP'nin politikalarıyla bu yapılanlar örtüştüğüne göre AKP ve sarayın yürüttüğü politika MHP için yeterdi de artardı bile.

Sonuç öyle oldu. MHP, artık AKP ve sarayın bir numaralı ortağı haline gelmiş çıkmıştı. Gerçi MHP bugüne kadar AKP ve sarayla ilgili ağır eleştiriler yapmıştı yapmasına ya ne gam bu sözler bir günde unutulur giderdi. Ülkenin gündemi yüklüymüş, Türkiye çok ağır koşullardan geçiyormuş MHP için ne önemi vardı ki zaten? Türkiye, etnik ve inanç bağlamında bazı sorunlar yaşamamış olsa Türkiye politikasında zaten MHP için bir alanın bulunması gerekli bile olmaz, dolayısı ile MHP diye de bir parti olmazdı. Eğer MHP gibi bir partinin zorlanarak da olsa ayakta tutulması için göbek çatlatanlar olursa da onların uğraşıları da MHP'yi marjinal bir grup olmaktan öteye götürmezdi. Zaten MHP'nin düşünce bağlamında yeri marjinalliği bile karşılayacak bir alan olmadığı için de esamisi okunmazdı.

İyi tamam da, AKP ve sarayın yürüttüğü politikaların gerçek yaşamda bir karşılığı var mıydı esas sorunun yanıtı da gerçekte buydu. Suriye'nin toprak bütünlüğünün bozulmasına ve Beşar Esad güçlerinin zora girmesine neden olan emperyalist dünya ile bire bir örtüşen bir politika izleyen AKP ve saray iktidarı olabilecekleri görecek bir öngörüden yoksun olduğu için PYD'nin Suriye'nin kuzeyini ele geçirmesine neden olduğu gibi Suriye'de gemi iyice azıya alan İslami terör örgütlerinin de Türkiye'nin en önemli sorunu haline gelmesine çanak tutmuştur. IŞİD kaynaklı onca yaşanılan terör eylemlerine bakıldığında ne demek istediğimiz açıkça anlaşılacaktır. Bugün IŞİD'a karşı PYD'nin Akdenize koridor açmasını engellemek için kısmi bir operasyon söz konusudur.

Bu operasyonu öyle önleyici falan olarak görmek abesle iştigaldir. Çünkü operasyonda ÖSO gibi katiller sürüsü, peşin peşin terörist bir güç sözüm ona Türkiye'nin desteğinde topraklar kurtarıp kurtarılan topraklara da ne olduğu belirsiz bayraklar dikmeye kalkışmaktadır. Bilinmelidir ki bu gidiş erinde gecinde fiyasko ile sonuçlanacaktır.

Irak'ta ise Musul operasyonu gündemdedir. Başika'da bulundurulan kuvvetle bu operasyonun yapılacağı öteden beri kamuoyuna fiş teklenip durulmaktadır. Oysa bölgenin aktörleri Türkiye'nin öyle bir operasyonun içinde olmasını istememekte, aksine Türkiye'nin böyle bir girişimi şiddetle eleştirilmektedir. Amerika kafasına koymuş Musul operasyonunu PKK ile birlikte yürütmek istiyor. Şii güçlerin Musul'a girmesini sözüm ona AKP ve saray iktidarı istemediği için Musul'a yapılacak operasyonda Irak devletinin belkemiğini oluşturan güçler de yer almayacaksa bu operasyonun bel kemiğinin kim ya da kimler olduğu azbuçuk anlaşılmıştır. Dolayısı ile burada da çok önemli gelişmeler olmazsa AKP ve sarayın politikaları çökmüştür. AKP ve saray da bunu bildiği için Musul'u bırakmış Telefar'dan söz etmeye başlamıştır.

Buraya kadar yazdığımızı bir sonuçla bağlamak istersek sonuç şudur: Savaş ve şiddet politikalarıyla milliyetçi çevrelerin sırtını sıvazlayan ve onların desteğini almayı başaran AKP ve sarayın politikaları nasıl işe yaramaz hale gelecek ve toplumda AKP ve saray aleyhine dönüşen bir durum yaratacaksa AKP ve sarayın politikalarına teşne MHP içinse kesinlikle bir yıkım olacaktır.

Şimdi gelelim soldan görünen ve aslına bakarsanız faşizan politikaların seline kendini kaptırmış olan Perinçek ve Perinçek'in partisi Vatan Partisi'nin durumuna:

17 Ekim 2016 tarihli Aydınlık Gazetesi'nin "ABD'den Erdoğan'a Yeni Operasyon" başlığının altında şöyle bir tanımlama var. "Türkiye'yi Avrasyacı cepheden ayırmak için ABD patentli yeni bir operasyon başlatıldı. Erdoğan, 'PERİNÇEK DARBE YAPACAK' yalanıyla Vatan Partisi siyasetlerinden uzaklaştırılacak."

Demek ki ne oluyormuş Erdoğan, Vatan Partisi'nin siyasetini izliyormuş ama bu siyasetten ABD bir operasyon yaparak Erdoğan'ı uzaklaştıracakmış. Hani derler ya minareyi çalan kılıfını uydurur diye, Perinçek ve Vatan Partisi'nin de durumu bu. Gerçekten Erdoğan'ın izlediği politika Vatan partisi'nin siyasetleriyse ki kendileri böyle diyor, işte o zaman Vatan Partisi'nin ipliğinin pazara çıkarılması da gerçekten bir görevdir.

Çünkü toplumun kimi ilerici, devrimci kesimleri, Vatan Partisi'ni sahte politikalarıyla kandırılmakta ve AKP ve saray iktidarının katarına yeni bir vagon olarak takılmak istenmektedir.

İşte bu yüzdendir ki, gerçek ilericiler, devrimciler ve Atatürkçüler bir an önce bu politikaları mahkum ederek içine düştükleri bataklıktan uzaklaşmalıdırlar…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA