turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU NASIL MEMLEKET?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 EKİM 2016

Bu ülke nelere alıştırılmadı ki? Ülke gözümüzün içine baka baka soyuldu. "Bal tutan parmağını yalar, çalıyor ama iş de yapıyor"denildi. Koskoca ülkenin böylesine ahlak dışı davranışlar olmazsa olmazı haline geldi. Çıkar çevrelerinin içerde ve dışarda ülkeyi uluslararası sermaye gruplarına ve işbirlikçilerine peşkeş çekmeleri bile yurttaşlara ülke severlik olarak yutturuldu. Yediden yetmişe ahmak yerine konup dincilerin, gericilerin, şeriatçı faşistlerin arkasından yürütüldük. NATO ve ABD müttefikliği olmazsa olmazımız haline geldi. Tarikatlar, cemaatler ülkeyi pıtrak gibi sarıp günde beş vakit cumhuriyete ve cumhuriyetin kurucularına küfür ettiler, hep birlikte amin çekip yobaz sürülerinin sırtını sıvazladık. Gün geldi öyle meczuplar çıktı ki, bu meczuplar televizyon ekranlarından ülkenin Yunanlılar tarafından işgalini savunup Kurtuluş Savaşı'nı yerin dibine batırdılar, bu gibi meczuplar Recep Tayyip Erdoğan tarafından sarayda ağırlandılar. Bu ülkenin tarihinde insanın aklının alamayacağı kadar çok daha neler yaşandı neler…

Ülkemizde sağcı, dinci, gerici ve faşist iktidarlar bu ülkenin insanına burjuva demokrasisini bile çok görüp kazanılan ne kadar hak ve özgürlükler varsa birer birer ortadan kaldırıp ortada kırıntısını bile bırakmadılar, gelişmeler yığınlara ülkenin hayrına diye anlatıldı. 12 Eylül faşistlerinin yaptıkları anayasaya yüzde yüzlere varan bir oranla kabul oyu verilerek faşist darbe yapanlar onurlandırıldı.

İşçilerin, emekçilerin sendikal ve siyasal örgütlenmelerinin önünün kesilmesi için yasal düzenlemeler yetmedi baskı ve yıldırma metotlarının daniskası uygulandı. Olmadı, iktidarlar kendi doğrultularında sendikalar kurup, örgütlenmelerini de kolaylaştırarak geniş emekçi yığınlarını satılık yöneticiler aracılığı ile kendisine bağlamakla kalmadı, bu yapılar aracılığı ile dinci ve şeriatçı devlet isteği dillendirildi olup bitenleri yine de yeterince kavrayamadık. Ülke; sonucu önceden belli göstermelik seçimlerle kış uykusuna yatırılıp basireti bağlandı bizler sonucu yine de demokrasinin cilvesi diyerek sinemize çekip oturduk. Baskı, zulüm, açlık, sefalet, eğitimsizlik yaşamın olağan bir parçası haline getirildi yine de bir umut içine düşülen kuyudan çıkılacağı umuduyla yaşadık ve ayakta kaldık. Sermayenin değişik kanatlarının politikalarını savunan partilerin ülkemizde yarattıkları albenilerin cazibesine kapılıp peşlerinden gidildiyse de değişen bir şey olmadı, tersine atılan her adım bir avuç haramzadenin çıkarına işledi.

AKP iktidarı gelmiş geçmiş iktidarların en belirgin görünümüydü ancak bu parti öyle bir hap yapılıp yığınlara yutturuldu ki, şimdilerde yaşadığımız acının tartışılmaz nedeni olarak tepemizde Demoklesin kılıcı gibi sallanmaktadır. Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP'ye methiyeler düzen soldan çark eden, liboş ve yalaka takımının gayretleriyle demokrasi bulacağını sananlar tersine dinci, gerici, şeriatçı ve faşist bir iktidarla yüzsüze kaldılar. Bugün yaşadığımız arızalara baktığımız zaman ülkenin nasıl uyutulduğunu anlamak zor değil, değil olmasına ya yine de çoklarının üstünde ölü toprağı serpili.

Dün söyledik, yine söylüyoruz. Eğer ülkemiz açıklığın ve demokrasinin yaşandığı bir ülke olmuş olsaydı değil Fethullahçılar gibi geçmişte ve bugün Gladyonun uşağı olanlar, hiç kimse ama hiç kimse darbeye kalkışamazdı. 15 Temmuz darbe girişimi de AKP ve saray için Allah'ın lütfu olarak görülüp OHAL ilan edilerek KHK'larla ülke yönetilmeye kalkışılmazdı. Hele Yenikapı Mitinginde boy gösterip salt yığınlar daha çok uyusunlar diye Milli Mutabakat sözleriyle milyonlar afyonlanmaya kalkışılamazdı. Ya da ne bileyim, Suriye'nin içişlerine karışılıp bu ülkede emperyalist güçlerin aleti konumuna düşülmez ve Suriye'de yaşananlar bizim de başımızın belası haline gelmezdi. Dünyanın bütün ülkeleriyle özellikle de komşularımızla dostluk politikası izler gücümüzü, kuvvetimizi iktidarın savaş tamtamlarında harcamazdık.

15 Temmuz fethullahçı darbe girişimini çıkarına çeviren AKP ve sarayın oyunlarının bozulması yerine mecliste bulunan partilerin abukluklarına ne buyurulur? Yılların Kızılay'ının adı değişsin, sayısız meydan ve caddelere AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'ı çağrıştıran isimler verilsin, sanki 15 Temmuz öncesinde ve sonrasında ülkemizde demokrasi varmış gibi 15 Temmuz Demokrasi günü olarak kutlanmaya kalkışılsın, bildiğimiz Kazan'ın ismi her ne hikmetse Kahraman Kazan olarak değiştirilsin ve de bizler yüz yıllık uykumuzdan hiç uyanmayıp mışıl mışıl uyuyalım öyle mi?

Ya şu CHP'ye ne demeli? Doğru dürüst muhalefet yapmadığı dile getirilip eleştirilirken AKP'ye teşne politikalarla köylü kurnazlığı CHP'ye mi düşüyor acaba?

Neymiş efendim?

CHP Kazan İlçesi'nin adının Kahramankazan, 15 Temmuz gününün de "Demokrasi günü" olması ve tatil günü ilan edilmesi için Teklif, TBMM Başkanlığına CHP Genel Başkanı, İzmir Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Levent Gök ile Ankara milletvekillerinin imzasıyla sunulmuş…

Vayki ne vay, buyurun cenaze namazına!


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA