turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOL'DA BİRLİK-2

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 EKİM 2016

Bilimsel sosyalizmden uzaklaşma ve liberal etki; sosyalizmi savunduklarını söyleyen birçok yapıda giderilmesi zor derin sapmalar yarattı. Özellikle PKK'nın etkisini üzerinde taşıyan Kürt siyasi hareketi ve bu anlayışla örgütlenen siyasi partiler dümenlerini tamamen sağa çevirdiler. Bu konuda en son HDP'yi ele aldığımızda bu gerçeği bütün çıplaklığı ile görmemiz olasıdır. Daha önce pek çok kez dile getirdiğimiz gibi HDP'nin Mouffe ve Laclo'nun 'Radikal Demokrasi' anlayışı politik çizgisi haline geldi. Bu anlayışa göre artık sınıf mücadelesi tarihsel olarak sona ermiş, yerini etnik, inanç, çevre, cinsel tercihlerin daha çok hak ve özgürlükler kazanmaları için biraraya gelip mücadele etmeleri almıştı. Görüldüğü gibi bu anlayış insanlığın en acımasız düşmanı haline gelen kapitalist/emperyalist sistemi karşısına almıyor, liberal anlayışın da etkisiyle sınıf mücadelesini dışlayarak sistemle uzlaşmayı politik bir çizgi olarak benimsiyordu.

HDP çizgisi, etnik ve inanç politikasını başat; çevre, cinsel tercih vb anlayışları da daha fazla özgürlük bağlamında yanına çekerek bir yığınsallık kazanmış bulunuyordu. Daha açık söylemek gerekirse HDP'nin etnik köken üzerinden yürüttüğü politika kendisine Kürt gerçeği üzerinden başlı başına bir güç kazandırmış oluyordu. Ortada gözle görülür bir güç olması hesabıyla da sosyalizmi savunduklarını ifade eden kimi küçük burjuva yapılar için bir çekim merkezi oluşturması kaçınılmazdı. Bu nedenledir ki, HDP'yi oluşturan yapılar gerçekte bir birlik olarak değil, gücün çevresine kümelenmiş yapılar olarak HDP ile birlikte davranmayı yeni bir yol olarak benimsemiş oluyorlardı.

Yani ortada eşitlerin birliği değil, bir gücün çevresinde toparlanmış, çeşitli yerlerde siyaset yapa yapa ve liberal kesimlerin etkisiyle değerleri iyice aşınmış kümelerden ibaret bir toplanma söz konusuydu. Bu yüzdendir ki HDP'nin emek eksenli politikalara yakın durmasını sağlayacak bırakalım bir yaptırımı etki gücünden bile yoksun bir soldan söz edebiliriz. Doğal olarak bugün bölgemizde ve Ortadoğu'da yaşananlara baktığımız zaman sol ve sosyalist görüşlerle açıklanıp içe sindirilmesi olası olmayan politikaları zorunlu olarak savunmak zorunda kalan bu yapılar tıpkı tarzanın zor duruma düştüğü gibi zor durumdaydılar ancak bu çevrelerde liberal etki ile aşınma geriye dönüşü de büyük ölçüde ortadan kaldırmış bulunduğu için yanlış politikada sözde birlik adına ayak direniyordu. Sözün özeti HDP çatısı altında gerçekleşen kümelenmeye birlik demek olanaksızdı.

HDP çatısı altında bir araya geliş; sol ve sosyalist çevreleri de etkiliyor, birlik yapılarak bir araya gelinirse bir güç olunacağı sanısına kapılmalarına yol açıyordu. Üstelik ülkede onca etkisi olmuş, günlerce direniş sergilenmiş bir Gezi gösterileri yaşanmış bitmişti. Üstelik Gezi gösterilerinin en ateşli dönemi de Haziran'a rastlamış olması bizi rahatlıkla geçmişe götürebilirdi. Yani 15-16 Haziran İşçi Direnişine. Daha düne kadar aynı örgüt çatısı altında Gezi gösterilerine katılanlar bırakalım birliği, kendi içlerinde de çatlamış, düşman kardeşler haline gelmişlerdi ama ne gam.

Birlik denilen sihirli değneğin bir tarafından yapışmaksızın olmazdı. Öyle de yapıldı. Gezi gösterileri sırasında elde edilen prestij boşa çıkarılamazdı. Fırsat fırsatken harekete geçilmeli, devrimci yükselişten devrimci inişe geçen Gezi gösterilerinden bir fayda sağlanarak çıkılmalıydı. Bu anlayışla oraya, buraya, hatta tek tek kişilere çağrı yapıldı. Çağrı yapılanlara baktığımız zaman oldukça zengin bir çeşitlilik söz konusuydu. Kafa hiç değişmiyordu. Bu çağrıya katılacaklar arasında ne bir ölçü ne de bir ilke aranmış değildi. Yeni bir sol güç birliği yaratılacak coşkusuyla Ankara ODTÜ Vişnelik'te toplanıldı ve böylece HAZİRAN HAREKETİ ilan edildi.

Haziran Hareketi başlangıçtaki hevesle birlikte birçok eylemde bir arada bulunmayı sağladı ancak; bu hareket yapılan üç seçimde bile bir araya gelmeyi başaramadı. Dolayısı ile özünde bitmiş olan Haziran Hareketi de bileşenleri üzerinde bir yük olarak adı var kendi yok haline geldi. Daha açık söylersek; namus belasına bir türlü "Bu iş bitti" denilemedi. Denilemediği için de kimileri bu ismi deriyi sahibine sürükletirler örneğinde olduğu gibi kendilerini bu işin sahibi gibi görenler Haziran Hareketi'ni var gibi göstererek sürüklemek zorunda kaldılar.

Peki, bu işler her defasında varıp varıp niye başarısızlıkla sonuçlanıyor da bir türlü bu girişimler solun ve sosyalist solun önünü açacak bir ortamın yakalanmasına yaramıyor? Bu sorunun yanıtı yalın aslında. Yalın, çünkü özellikle sosyalist sol, bilimsel sosyalizm ilkelerini sık sık terk etmemiş olsa ve birlikte yürüdüklerine yolda bulduklarını tercih etmese inanıyorum ki daha sağlam, sınıf mücadelesinde önü kesilemez bir örgütlülüğü başarabilir. Çeşitli nedenlere bağlı olarak sosyalist solda öze değin ortaya çıkan bozulmalar ister istemez başarısızlığın yanında güçsüzlüğü de beraberinde körüklüyor.

Kısaca özetlersek; sosyalist sol; bilimsel sosyalizmin ilkelerine bağlılıktan derece derece uzaklaşmakla kalmamış, aynı zamanda da sosyalizm dışı kimi sol ve hatta liberal kesimlerle kucaklaşmayı bir çıkış olarak görmüştür. Bu yüzden de sosyalist solda yer alan yapıların büyük çoğunluğunda da çürüme kaçınılmaz hale gelmiştir. İşte bu yüzden sosyalist sol ile sol, hatta sosyalist sol ile liberaller arasında bir farkın olmadığı izlenimi geniş kesimlerde kanıksanır hale gelmiştir. Dolayısı ile 1970'lerin ortalarından itibaren dile getirilen ne kadar sosyalist birlik politikası ve faşizme karşı oluşturulması savunulan geniş cephe birliği varsa hepsi ama hepsi büyük bir hayal kırıklığı ile son bulmuştur.

Hem bunun için bazı örgütlere güzelleme düzen arkadaşların bulunduğunun da farkındayız. Bu örneklerin içinde öyleleri var ki, bu örgütler sol bir örgüt olarak değerlendirilebilir ancak sosyalist/komünist oldukları kesinlikle tartışılır.

Bu gerçekler ışığında son sözümüzü söyleyebiliriz. Sosyalist bir örgütlenme sosyalist ilkelerden ödün vermeksizin yoluna devam eder, liberal ve küçük burjuva solcularıyla her fırsatta oynaşmaya kalkışmaksızın iktidar için kavga yürütür, mücadele içinde çekim merkezi haline gelerek birliği de sağlamış olur.

Not: Faşizme karşı demokrasi cephesi anlayışını farklı bir değerlendirme olarak görüyorum.

Bu bile güçlü bir işçi sınıfı partisi yaratılmaksızın başarılamıyor bunun altını da kalın çizgilerle çiziyorum.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA