turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KİMSİNİZ. NESİNİZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 EKİM 2016

Eğitimin içine düşürüldüğü akıl almaz duruma her gün bir yenisi ekleniyor. Bildiğiniz gibi hem de sıfırdan eğitilmeye gereksinimleri olan ne kadar tarikat, cemaat ve bu anlayışı ekonomik olarak desteklemek ve kökleştirmek için kurulmuş vakıf varsa bugün bunlar kalkmış, AKP ve saray iktidarının yol vermesiyle geleceğimiz olan çocuklarımız üzerinden en büyük oyunu oynuyorlar. Örneğin; Esnar Vakfı çıkmış bir kitap hazırlamış, kitabın adı; "Namaz-Dirilişe Çağrı" işte bu kitapta bebeklerin bile namaza kaldırılmaları gerektiği, "naylon ve ince giyinmenin haram" olduğu düşünceleri savunuluyor. Eğitimden bihaber Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ise geçmiş karşımıza Ensar Vakfı'nın hazırladığı bu kitabı övüyor. Övmekle kalmıyor, "farkındalık yaratmak" için bu kitabın lise öğrencilerine bedava dağıtıldığını dile getiriyor.

Yani? Yanisi şu: Bir zamanlar kentlerimizin en işlek yerlerine kamyon kamyon kitaplar yıkılır ve bu kitaplar gelip geçenlere bedava dağıtılırdı bilmem anımsadınız mı? Bu tür kitapların çoğunu da Fethullah Cemaati dağıtırdı. Şimdi ise bu Fethullahçı Cemaatin yerini Ensar Vakfı gibi vakıf, tarikat ve cemaatler almış durumda. Anlayacağınız hiçbirinin diğerinden farkı yok ama bunlar Recep Tayyip Erdoğan'ı tutuyorlar fark da bu.

Devam edelim. Dünya alem biliyor ki, şu an bile AKP saflarında binlerce Fethullahçı var. Bu Fethullahçıların diğerlerinden farkı Recep Tayyip Erdoğan'a koşulsuz olarak 17-25 Aralık operasyonunu milat alıp biat etmeleridir. Şimdilerde ByLokck üzerinden bir tartışma yürütülüyor. Bu tartışmalarda yandaş gazeteler hemen her gün yeni bir şey bulmuşlar gibi sayfalarına bir sürü gıvır zıvır bilgiler dolduruyorlar ya, hemen her konuda irade beyanından yoksun bırakılmış olan, Başbakan koltuğunu fuzuli işgal eden Binali Yıldırım Bey; demiş ki "AKP'de ByLock kullanan yok." Var mı yok mu nasıl olsa çıkacaktır kesin. Çünkü hiçbir şey sonsuza kadar üstü örtülü kalmaz. Elin oğlu örtüyü cart diye çekti mi bizler de şimdilerde çok konuşulan ByLock kullanımı ile ilgili bilgileri nasıl olsa öğreniriz değil mi?

Ha bir de, Binali Yıldırım'a iş diye Recep Tayyip Erdoğan'ın nasıl başkan yapılacağı kalmış. Tabi bu konuda da Binali Yıldırım Bey işini iyi yapıyor. Hoş o zaten işini iyi yapar. Anımsarsanız bir zamanlar yolsuzluk tartışmalarında adı geçmişti de devamı niyeyse gelmemişti. Diğer bakanlar tonga altına giderken bir süre sonra herkes Binali Yıldırım'ı unutup gitmişti. Yalnız bir şey daha oldu, onun bile tartışmalarda devamı gelmedi. Binali Yıldırım Bey'in oğlu uzak mı uzak bir ülkenin kumar salonunda kumar oynarken objektife yakalanmıştı da daha sonra bunu bile topluma unutturmuşlardı. Hani haklarını vermek gerek bu gibi konularda epey ustalaştıklarını söylemeliyiz.

Hani pek çok sorunumuz var ya, biz bu kadar ağır sorunları bile sorunsuzmuşuz gibi yaşıyoruz. Binali Yıldırım'da sorunsuz gibi yaşayan ve davrananlardan biri. Bu yüzden de "başkanlık" ile ilgili birkaç söz etmiş. Yarı başkanlık sisteminin de, partili cumhurbaşkanlığının da olmayacağını söyledikten sonra "biz yaparsak tam yaparız" diyerek tam başkanlığı savunduklarını söylemiş. Tabi; muhteremlerin "tam başkanlıktan" kasıtları neyse?

Başkanlık konusuna dahil olan sadece Binali Yıldırım Bey değil. Bu konu ile ilgili TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop'ta bir şeyler söylemiş. Neymiş efendim mecliste 367 oyu bulsalar bile halk oylamasına gideceklermiş.

Şentop'a göre 140 yıldır var olan parlamenter sistem ülkeye istikrar getirmemiş. Tabi bunların istikrardan ne anladıklarını da iyi kavramak gerekir. Bildiğiniz gibi AKP koalisyon hükümetlerine "istikrarı" bahane ederek hep karşı çıkmıştır. Yani; AKP tek partinin denetlenemez, her türlü baskı ve yıldırma politikalarının yaşama geçirilmesini bu sözleri söylerken savunmaktaydı. Parlamenter sistemin istikrar getirmediğini söylerken de daha üst bir hedefi amaçlıyorlar aslında. Aslında bu durumu CHP genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir çümle ile özetledi, bir de aynı şeyi biz yazalım. Mustafa Şentop'un kastettiği istikrar aslında bir kişinin konuşması koskoca ülkenin susmasından başka bir şey değildir. Yani? Yanisi şu; savunulan sistem dinci, gerici, şeriatçı ve faşist bir sistemdir o kadar.

Bir de bunların fiili durumu yasallaştırmak savları var ya, hepsini masaya yığdığımızda büyük fotoğrafı net olarak görebiliriz. Büyük fotoğrafta bize yutturmak istedikleri şeyde demokrasinin D'sinin bile olmadığını apaçık görürüz. Yani bize yutturulmak istenen şey; dini bir devlet anlayışının egemen olduğu faşizmdir o kadar. Eğer şimdi gözümüzü açmayacaksak, sonrası için açmaya zaman bile bulamayabiliriz. Tabi; bu kervana katar ekleyen, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de yapıp ettiklerini asla gözardı etmeden.

Yeri geldi uyardık. Yeri geldi sert eleştiriler yaptık. Yeri geldi sokaklara çıkıp protestolar gerçekleştirdik. Yeri geldi bunlara sorduk; KİMSİNİZ, NESİNİZ diye.

Devam da edeceğiz.

Bilmem, gerektiği kadar konuyu açık anlatabildik mi?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA