turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CUMHURİYET'İN 93. Yılı

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 EKİM 2016

İki dünya var. Biri karanlık, diğeri aydınlık. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edilerek bundan tam 93 yıl önce ülkenin kapısı aydınlığa aralandı. Arkasından da ülkemizin ve yurttaşlarının yazgısını değiştirmek için arka arkaya adımlar atıldı. Diyebiliriz ki bir anlamda ülkemiz için bir çağ kapatılıp bir çağ açıldı. Köhnemiş ve yıkılıp gitmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun üstüne Genç Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi karanlık dünyanın yandaşları; Kurtuluş Savaşı'nın sürdüğü yıllarda da hiçbir zaman boş durmadı. Kurtuluş Savaşı sırasında İngilizlerle, Fransızlarla, Yunanlılarla kısaca işgalci emperyalist güçlerle işbirliği içinde olan gericilik Cumhuriyetin ilan edilmesinden günümüze kadar hep cumhuriyetin ve cumhuriyetin kazanımlarının karşısında yer aldı. Mustafa Kemal ve arkadaşlarına karşı kimi zaman açıktan açığa kimi zaman da gizli gizli yıkıcı çabalar içinde oldu.

Gerici ve dinci kesimler gerici ve halk düşmanı oldukları için özellikle çok partili sisteme geçildikten sonra sürekli olarak sağ iktidarları destekleyip sağcı partilerin arka bahçesi haline geldiler. Gelmiş, geçmiş ne kadar sağ parti ve iktidarlar varsa tarikatçıların, cemaatçilerin ülke genelinde daha da bir serpilmeleri ve semirmeleri için bu çevrelere her türlü desteği vermekten çekinmediler. Dinci gericiliğin daha da güç kazanması için ülkemizde arka arkaya İmam Hatip Okulları açıldı. Buradan yetişen kimseler ülkenin dört bir yanına imam olarak gönderildi ve bu kişilerin ezici bir çoğunluğu halkın sağ partilerin oy deposu haline gelmesi için çabalar harcadılar. Durumdan yeterince memnun kalan sağ iktidarlar imam gereksinimini bile hesap etmeksizin daha da çok İmam Hatip Okulları açarak beyinleri yıkadılar.

Bütün dünya halklarının can düşmanı olan emperyalist dünya, emperyalist dünyanın saldırı ve savaş örgütü olan NATO; artık dünyayı avuç içine almak ve sömürmek için harekete geçmişti. Doğal olarak ABD'nin başını çektiği emperyalist odak, İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği'ne ve sosyalizme karşı görülmemiş bir soğuk savaş başlatmış, dünyanın her tarafında bu savaşın bir parçası olacak güçleri de kendi çevresinde örgütleme yoluna gitmişti.

ABD ve NATO'nun Gladyoculuğuna soyunan güçler ise hiç kuşkusuz cumhuriyet, cumhuriyetin kazanımları ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal ve arkadaşlarına düşman olan dinci gericiler ve ırkçı kesimler arasından devşirildiler.

Ülkemizde tarikat ve cemaatler açık açık örgütlenmeseler de ilk kez çeşitli vakıf, dernek ve öğrenci örgütleri olarak tarih sahnesine çıktılar. Bunların içinde en önde gelen örgütlenmenin başında Komünizmle Mücadele Dernekleri, Milli Türk Talebe Birliği vb örgütler geliyordu. Bu yapıların her biri ABD'nin ülkemiz içinde vurucu gücü olarak görev yatılar. Her biri NATO'nun kontrgerilla örgütü içinde yer alarak sayısız saldırılar gerçekleştirip sayısız cinayetler işlediler. Her geçen gün daha da güçlenen dinci ve gerici yapılanmalar gün geldi cumhuriyeti, kazanımlarını ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını da açıktan açığa hedef alarak 93 yıllık cumhuriyete son vermek için harekete geçtiler. Bu çevrelerden kimisi Cumhuriyet için "enkaz " dedi, kimisi 93 yıllık enkazı temizlemekten, kimisi Lozan Antlaşması'ndan girip cumhuriyete ve kurucu değerlerine karşı ağır saldırılarda bulundu.

Sonuç olarak AKP iktidarı ile birlikte geldiğimiz nokta bütün çıplaklığı ile ortadadır. Cumhuriyete, cumhuriyetin değerlerine ve kurucularına karşı girişilen her türlü gerici saldırıların püskürtülmesi ve AKP'nin iktidardan gönderilmesi canalıcı görevlerimiz olarak önümüzde durmaktadır.

Her türlü gericiliğe, şeriata ve faşizme karşı Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) ve kuruluş çalışmalarını yürüttüğümüz Sosyalist Gençlik Birliği (SGB) olarak Cumhuriyetin değerlerini ve kazanımlarını amasız, şunsuz, bunsuz demokrasi görevimiz olarak savunuyoruz.

Bütün bu kötülüklerin besleyici kaynağı olan kapitalizme ve sömürüye karşı da sonuna kadar sosyalizmi savunuyor, devrimci tarihimizden aldığımız güçle yolumuza devam edeceğimizi bütün dost ve düşmana ilan ediyoruz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA